9 Ocak günü PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez’in Paris’te katledilmesi, İngiltere’de yaşayan Kürtlerin dayanışmasını daha da güçlendirdi. Katliam haberini alan Kürtler, bu komployu kabullenmediklerini ve Kürt halkının bu tür saldırılara sessiz kalmayacağını göstermek amacıyla hızla organize olarak çeşitli etkinlikler düzenlediler.
Katliamın hemen ardından önemli sayıda insan İngiltere’den tren, taksi ve otobüslerle Paris’e akın ederek son yılların en geniş katılımlı protesto gösterilerinden birine dahil oldular. Fransız polisinin kayıtlarına göre yüzbini aşkın insanın katıldığı gösteriler süresince Paris dışından gelen Kürtler, Paris’te yaşayan Kürtler tarafından ağırlandılar. İngiltere’den Paris’e doğru yola çıkan binlerce insan Fransız sınır polisince yer yer uzun süren sorgulamalara maruz kaldılar, fakat Kürt kimliklerini açıkça deklere etmekten çekinmediler. Ayrıca 13 Ocak’ta Londra’da binlerce Kürt ve Türk bir araya gelerek katliamı protesto etmek amacıyla geniş katılımlı bir yürüyüş düzenlediler.
İngiliz basını ise Paris’teki katliama diğer tüm Batı Avrupa basınına benzer şekilde yaklaşarak, olayı Türk Başbakanının açıklamaları doğrultusunda anlatmayı tercih etti. BBC, The Guardian ve diğer ana akım İngiliz medyası, katliamı ana haberler arasında vererek Kürtlere tamamen sırtlarını dönmediklerini göstermek isteseler de aslında haberi işleyiş şekillerinin genelde kriminal kısımlarına odaklanıyor olması ve yorum kısımlarında genellikle Türk devletinin açıklamalarına yer vermesi yine kendilerinden beklendik yaklaşımların dışına çıkmadıklarının göstergesi oldu. Yorumları herhangi bir uzman analizden mahrum, yüzeysel ve sığ idi. Kürt perspektifini belirtme zahmetinde bulunanlar ise meramlarını ilettikleri kişilerden ‘bir takım Kürt aktivistler’ şeklinde bahsettiler.
Kimdir bu Kürt aktivistleri? Neden konumlarına ve isimlerine yer verilmiyor? Türk ve Fransız kesimlerinden gelen görüşler olabildiğince resmi bir zeminde tartışılıyorken aynısı neden Kürt tarafı için geçerli olamıyor? Kürtler üzerine yaptıkları haberler için Kürtleri temsil eden kişilerle görüşüp fikir almak yerine sokakta kulaktan kulağa yayılan söylentileri habere ekleyip ‘Kürtler de böyle diyor’ demek yetmez. İngiliz basınında Kürtler üzerine yapılan her haberde Kürt meselesini açıklarmışçasına ‘30 yıldır süren savaşta tahmini olarak 40 bin kişi hayatını kaybetti’ şeklinde ifadelerin olması da ayrıca araştırmacı gazetecilikten çok uzak bir duruş. Bu verinin sürekli ve tek başına bu haberlerde yer alması sebepsiz yere başlayan bir savaşın binlerce kaybı olduğu düşüncesini yaratıyor. PKK’nin adının her geçtiği bir haberde ise PKK’nin AB’nin ve ABD’nin ‘terör listesi’nde yer aldığının belirtilmesi Kürtlerden bihaber okuyucuyu ilk dakikadan itibaren olumsuz yargılara vardırıyor ki bu da İngiliz basının peşin hükümlerden ve oto-sansürden Türk basını kadar nasibini aldığını gösteriyor.
İngiltere’deki Kürtlerin bir haftası Paris’teki katliam için yas ve protestolarla geçerken Cezayir’deki rehine krizi İngilizlerin gündemini sardı. Cezayir’de silahlı bazı kişilerin ülkenin doğusunda Libya sınırına yakın bir doğalgaz tesisinde dört gün boyunca onlarca kişiyi rehin alması ve rehin alınan kişiler arasında İngilizlerin yer alması, akabinde Cezayir Ordusunun başarısız kurtarma çalışmaları yüzünden 30’den fazla rehinenin hayatını kaybetmesi olayı İngiltere’nin gündemine oturan haberler arasında yer aldı. El Kaide ile bağlantılarından ötürü terörist olarak tanımlanan militanlardan bazılarının İngiliz aksanıyla konuşuyor olması İngilizleri korkutan bilgiler arasında yer alıyor. Zira geçtiğimiz yıllarda El Kaide ile bağlantılı İngiliz vatandaşı Müslümanların olduğunun ortaya çıkması, İngilizlerin korkusunu artırmaya yetiyor.
Suriye’de silahlı örgütlere katılıp çatışmalarda hayatını kaybeden kişiler arasında iki İngiliz vatandaşının yer alması, ülke dışına çıkıp silahlı gruplara katılan İngiliz Müslüman vatandaşların sayısının düşünüldüğünden yüksek olduğu inancını yaratıyor. Tabi bu da İngiliz kamuoyu arasında ‘koynumuzda düşman mı besliyoruz’ fikrini perçinliyor. Yada bir takım devlet raporlarınca lanse ettiği gibi bu kişiler İngiliz toplumuyla kaynaşmakta başarısız oldukları için mi bu gruplara katılıyor? Bu ve benzeri ‘entegrasyon’ çağrışımlı konular diğer Batı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi İngiltere’de de gündemi uzun süre meşgul edeceğe benziyor.
İngiliz basınında Paris katliamı
İngiltere Gündemi