İngiltere Gündemi
Uzun bir süredir İngiltere’nin AB’den çıkması gerektiğine dair bir tartışma almış başını gidiyor. 2017 yılında olması planlanan referandumun önümüzdeki Eylül ayına alınma ihtimali de var. İngiltere’nin AB’den çıkmasını destekleyen ve bu yönde kampanyalar yapan birçok grup daha şimdiden resmiyet kazandı ve kamuoyunu etkileme çalışmalarına başladılar. Şimdi tüm ülke AB referandumu tartışmaları ile yatıp kalkıyor.
Referandum tartışması konusunda bomba etkisini yaratan bir haber de hükümet partisinin yani Muhafazakar Parti'nin 3’te 2’sinin AB’den çıkılması gerektiğini düşünmesi. Yani 330 Muhafazakar vekilden 210 tanesi AB’den çıkılsın istiyor. Bu önemli bir sayı. Bu sayının artması demek AB’den çıkması yönünde halkın ikna edilmesi ve hatta anti-AB kampanyalarını yürüten grupların de desteklenmesi anlamına geliyor. Anket yoklamalarına göre daha şimdiden AB’den çıkılsın diyenlerin oranı yüzde 41.
Cameron'ın AB'den temel taleplerinden biri de rekabet gücünün artırılması. Cameron buna yönelik olarak Birlik içindeki bürokrasinin azaltılması, üçüncü ülkelerle ticaret anlaşmalarının kolaylaştırılması ile mal ve hizmetlerin serbest dolaşımını temin eden Tek Pazar'ın genişletilmesini istiyor. En fazla tepki alan talep ise AB vatandaşlarının sosyal güvenlik yardımlardan faydalanması. Cameron, İngiltere’ye AB içinden gelen göçmenlerin sosyal güvenlik sisteminden yararlanabilmeleri için ülkede 4 yıl çalışmış olmaları zorunluluğu getirmek istiyor ki bu çoğu AB ülkelerince olması imkansız bir talep olarak görülüyor.
İngiltere'de çalışan 400 binden fazla AB göçmeninin yılda yaklaşık 5 milyar Sterlin'lik sosyal yardım aldığı belirtiliyor. Romanya, Bulgaristan ve Polonya gibi ülkelerden gelen göçmenlerin niteliksiz, düşük ücretli işlerde çalışarak sosyal yardımlardan faydalanması Muhafazakar hükümete epeyce bir dokunuyor. Ancak bu talep, AB ülkeleri tarafından kabul göreceğe benzemiyor.
Üye ülkeler bunun ‘iş gücünün serbest dolaşımı ilkesinin ihlali’ ve ‘ayrımcılık’ olacağı görüşünde. Cameron'ın AB’den talep ettiği düzenlemeler birliği kuruluş anlaşmasında değişiklik yapılmasını gerektirebilecek türden. Aksi takdirde AB üyesi ülkelerden gelen göçmenlere sosyal yardımların kısıtlanması gibi düzenlemelerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden dönebilecek.
Referandumun kaderini Şubat ayında 28 ülkenin toplanacağı zirve toplantısı belirleyecek. Şubat’a kadar 27 AB ülkesi İngiltere’nin reform dayatmalarını oturup düşünecek. AB’nin ana aktörü olan Almanya İngiltere’nin reform önerilerini destekliyor gibi görünüyor ancak, 27 üyenin de bu reformları onaylaması gerekiyor. Özellikle Doğu Avrupa ülkelerinden karşı çıkan çok. Bu bağlamda AB’yi büyük bir çıkmaz bekliyor.
İngiltere Başbakanı Cameron ise sürekli kalma yanlısı gibi davranıp bir nevi iyi polisi oynuyor. Reformlarını kabul ettirmek adına tam bir taktik peşinde. İngiltere’nin siyasi tarihine bakınca bu taktikler hiç de şaşırtıcı değil.