
9 yıldan beri İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşayan Leman Adıyaman, ‘Women’s Aid’ isimli kadın kuruluşunda aile içi şiddete uğramış kadınlara danışmanlık hizmeti veriyor.
Aynı zamanda beden öğretmeni olan Adıyaman ile İngiltere’de aile içi şiddet konusunda yaşanan vakalar ve bunların yasal boyutlarını konuştuk.
Aile içi şiddet nedir?
Aile içi şiddet, gücün yanlış kullanımıdır; tekrarlanır; partner ya da aile bireyi tarafından diğerine yönelik uygulanan baskıcı kontrolün alışkanlık haline gelmiş kullanımıdır. Aile içi şiddet, stresin bir sonucu olarak doğrudan değil, kasıtlı davranış yoluyla öğrenilir. Aile içi şiddet, bir dizi suistimal davranışları içerir. Fiziksel istismar davranışları arasında yumruklama, tokat atma, vurma, ısırma, çimdikleme, saç çekme, itme, tekmeleme, dürtükleme, yakma, boğma, cinsel istemlerinin gerçekleştirilmesi için kişiye zor kullanma, tehdit veya taciz kullanılması, istenmediği halde cinsel ilişkiye zorlanma ve cinsel tercihe dayalı her türlü aşağılayıcı muamele yer alır.
Sözlü taciz kapsamında da şunlar sıralanabilir; eleştiri, bağırma, alaycı davranma, suçlama, isim takma, sözlü tehdit, denetleme, psiko-izleme veya telefon aramalarını engelleme yoluyla izole etme, kişiye nereye gidip gidemeyeceğinin söylenmesi, arkadaş ve akrabaları görmeyi engelleme. Yine mali istismara yönelik, iş bulma, çalışma ya da para istemenin engellenmesi sıralanabilir. Aile içi şiddet de sözde ‘namus cinayetlerini’ de içerir. İngiltere’de her yıl tahminen 12 ‘namus’ cinayeti gerçekleşiyor ve birçok kadın zorla evlendirme, tecavüz, adam kaçırma, hapsetme kadın sünneti dahil ‘namusa’ dayalı şiddetin diğer biçimleriyle karşı karşıya.
İstatistikler ve araştırmalar, aile içi şiddetin erkekler tarafından gerçekleştirildiğini gösteriyor. Her kadın ırk, etnisite, din, sınıf, sakatlık ya da yaşam tarzı ne olursa olsun aile içi şiddete maruz kalabilir. Tekrarlayan; hayatı tehdit eden aile içi şiddet, kadın ve çocukların hayatını tahrip edebilir. Dört kadından biri, hayatının bir döneminde aile içi şiddeti yaşıyor. İngiltere ve Galler’de her hafta iki kadın, mevcut ya da eski partneri tarafından öldürülüyor. İstatistikler ayrıca, yüzde 30 aile içi şiddetin hamilelik sırasında başladığı ya da yükseldiğini gösteriyor.
İngiltere’de aile içi şiddete uğrayan kadınların yasal hakları nelerdir?
Aile içi şiddet, Birleşik Krallık Kanunu kapsamında bir suçtur ve insan haklarının da ihlalidir. Herkesin korku ve şiddet olmadan yaşama hakkı vardır. Aile içi şiddet mağdurlarının taciz edildikleri bu ilişkiden çıkma seçenekleri vardır. Fakat bu, kadınların yasal statüsüne bağlıdır. Eğer kadın, ‘Benefit’ adı verilen, devletten mali yardım alma hakkına sahip ise, sivil hukuk çerçevesinde yasal haklara sahip olabilir. Daha fazla istismara karşı, aile mahkemeleri ya da ilçe mahkemelerinde koruma için ihtiyati tedbirler ya da mahkeme kararları veya istismarcıyı evden uzak tutma uygulanabilir.
Eğer kadının aile içi şiddet nedeniyle evinde kalması güvenli değilse, evsizlik gerekçesine dayalı acil konaklama için başvurabilir. Kadın ve çocukları güvende tutmak, yerel yönetimlerin (belediye) sorumluluğundadır. Belediyeye bağlı konut biriminin, şiddet mağdurlarına geçici konaklama sağlamak gibi yasal bir görevi vardır. Ayrıca aile içi şiddet mağdurları, ‘yerel bir bağlantı’ istenmeden herhangi bir ilçede evsizlik başvurusu yapabilirler. Diğer seçenek ise,’refuge’ adı verilen bir sığınma evine gitmek olabilir. Sığınma evi, sadece kadın ve çocukların yaşadığı güvenli ve gizli evlerdir. Şiddet mağdurları, 24 saat açık olan 0808 2000 247 numaralı Ulusal Aile İçi Şiddet-Ücretsiz Telefon Yardım Hattını arayarak, bir sığınma evinde yer bulabilirler. Yine kadınlar, 020 7251 6577 numaralı ücretsiz Hukuki Danışma Hattı olan Right of Women/Kadın Hakkı’na başvurabilirler.
Zorla evlilik Zorla Evlilik (Sivil Koruma) Yasası altında bir sivil bir suçtur. Eğer bir kadın ‘zorla evlilik’ yaşıyorsa, Zorla Evlilik Koruma (Forced Marriage Protection) talimatı için mahkemeye başvurabilir. Bu konuda daha fazla tavsiye için İçişleri Bakanlığı Zoraki Evlilik Birimi, 0207 008 0151 numaralı hattan gizli danışma ve yasal prosedürleri vermektedir.
Aile içi şiddet şikayetleri, etnik azınlık topluluklarındaki kadınlardan daha çok mu geliyor?
Gerçek şu ki; sosyal kökeni, yaşı, cinsiyeti, dini veya etnik kökeni ne olursa olsun herkes istismar edilmeye açıktır. Aile içi istismar biçiminin farklı topluluklar arasında değişkenlik göstermediğini araştırmalar da ortaya koymuştur. Çünkü erkek ve kadın arasında eşit olmayan bir güç dengesizliğinin olduğu her toplumda, aile içi şiddet kendisini dışa vurur. Suistimale dayalı bir ilişki içinde olan tüm kadınlar, benzer risk ve deneyimler ile karşı karşıyadırlar.
Aile birleşimi ya da evlenmek için İngiltere’ye gelen kadınlar var. Yasaya göre, gelen kadın, bu ülkede süresiz oturum başvurusu yapmadan önce, partneri ile geçireceği iki yıllık bir deneme süresini tamamlamak zorundadır. Erkek partnerin, kadının güvencesiz göçmenlik statüsünü kullanarak suistimal ettiği bazı durumlar var. Böyle durumlarla karşılıyor musunuz? Kadınlar ne yapmalıdır?
Evet, bize ulaşan böyle birçok durum var; ancak göçmenlik statüleri, güvencesizlik ve suistimal eden partnere bağımlı olmaları nedeniyle, kadınlar suistimal eden ilişki içinde kalıyor ve kendilerini riske koyuyorlar.
Kadın örgütlerinin kapsamlı kampanya ve lobi faaliyetlerini takiben, 2002 yılında İçişleri Bakanlığı göçmenlik kuralları kapsamında ‘Aile İçi Şiddet Ayrıcalığı’ yasasını yürürlüğe koydu. Bu yasanın amacı, kadınların kendi ülkelerine geri gönderilme korkusu yaşamadan şiddet içeren ilişkiyi daha kolay terk etmelerini sağlamaktır.
Engelli kadınlar, ne tür aile içi şiddete maruz kalıyorlar? Bunu önlemek için ne yapabilirler?
Engelli kadınlar, engelli olmayan kadınlara göre iki kat daha fazla aile içi şiddete maruz kalıyorlar. Engelli kadınlar, engelli olmayan kadınların maruz kaldığı tüm fiziksel, psikolojik, cinsel ya da finansal şiddetin aynısına maruz kalabilmekteler. Ancak buna ek olarak, engelli kadın suistimal eden davranışların bazı formlarını yaşayabilir. Örneğin; ilacın yanlış kullanımını da içeren fiziksel suistimal; cinsel istismar; terk etme tehditlerini içeren psikolojik istismar; izolasyon ya da destek ağları veya sağlık hizmetlerinden çekme; finansal istismar: vasiyet konusunda baskı, engelli yardımlarına el konulması ya da kontrol edilmesi.
Eğer engelli kadın istismarcıyı terk etmeye karar verirse, bu konuda yardımcı olabilecek çok sayıda aile içi şiddet örgütleri var. Çoğu, sosyal yardım ve bağımsız avukatlık hizmetlerine sahip. Daha fazla bilgi için, 24 saat açık 0808 2000 247 numaralı ücretsiz Ulusal Aile İçi Şiddet Yardım Hattı’na başvurulabilir.
Lezbiyen ve biseksüel kadınlar aile içi şiddete nasıl maruz kalıyorlar? Önlem almaları kolay oluyor mu?
Aile içi şiddet, lezbiyen, gey, biseksüel ve transseksüel ilişkilerde de gerçekleşebilir. Aile içi istismarın diğer biçimlerinde olduğu gibi, odak nokta tek kişilik güç kullanımı ve diğerini kontrol etme ile ilgili olarak, istismar eden davranış tarzıdır. LGBT bireyler, aile içi şiddeti ortalama seviyeden daha yüksek yaşıyorlar. Ayrıca LGBT aile içi şiddet, genel olarak bildirilmiyor. Bu büyük ölçüde onların hem tarihsel olarak dışlanmış olmalarından; hem de uygun hizmet erişimde karşılaştıkları engellerden kaynaklanıyor. Aynı zamanda; cinsel yönelim veya cinsiyet kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kalma riskleri de diğer bir etken.
Çocuklar şiddetten nasıl etkileniyorlar?
Çocuklar çeşitli şekillerde aile içi şiddete tanık olabilirler. Örneğin, olay esnasında aynı odada şiddetin durması için çabası içinde olabilirler; başka bir odada fakat istismarı duyabilecek durumda olabilirler; ya da bir şiddet olayı sonrasında annelerinin fiziksel olarak yaralandığını görebilirler; ya da mağduru sözlü taciz etmeye katılmaya zorlanabilirler. Çocuklar çevrelerindeki yetişkinlere tamamen bağımlı durumdadırlar ve eğer kendi evlerinde güvende hissetmiyorlarsa, bu çok negatif fiziksel ve duygusal etkilerden kaynaklanıyordur. Aile içi şiddete tanıklık eden tüm çocuklar, duygusal açıdan istismar edilmektedirler. Bu çocuklarda, yatağını ıslatma, depresyona girme, uyuma sorunu, kabus görme, karın ağrıları gibi fiziksel belirtiler, öfke nöbetleri, okulda problemler, diğer insanlardan uzaklaşma ve benzeri durumlar görülmektedir.
SUNA KÖSE/LONDRA