İngiltere Gündemi

Suriye’de tırmanışa geçen savaş ve İngiltere ve Fransa’yı birbirine bağlayan Fransa’nın liman kenti Calais’te mülteci kamplarının yıkılma kararı, Britanyalıları harekete geçirdi. İngiltere hükümetinin yanlış politikalarını ve mültecilere yönelik umarsız tavırlarından ötürü Britanyalı olmaktan utanç duyduklarını söyleyenler az da olsa sokaklara döküldü, çeşitli protestolarda yerlerini aldılar. Bu ortak sese yer yer ünlü oyuncular da dahil oldular. Geçtiğimiz günlerde Başbakan konutunun olduğu Downing Caddesi’ne Suriye’de zor durumda olan çocuklara atfen yüzlerce oyuncak bırakılıp ‘Halep’i kurtarın’ tişörtleri giyildi. Protestoya ilgi gösterilmesinin yegane sebebi aslında bir nevi ünlü yarı İrlandalı yarı Gallerli oyuncu Carey Mulligan’da katılıp protestoda anlamlı bir konuşma yapmasıydı. Mulligan, Downing Caddesi’ne kendi kızına ait oyuncak ayıcığı da bıraktı. Suriye’de şiddetin durması için harekete geçilmesi gerektiğini içeren mektup, Başbakan May’in kapısına bırakıldı. 

Bu protesto Brüksel’de toplanan AB liderlerinin zirvesinin ardından May’in Rusya’nın çatışmalı bölgede zulümlere devam ettiği sürece AB’nin bütün opsiyonlara açık olacağı açıklamasıyla ilintiliydi. Yani Rusya’ya daha büyük ekonomik ambargolar söz konusu ve İngiltere’nin bu ambargo kararını Fransa ve Almanya’da destekliyor. İspanya, Yunanistan ve Kıbrıs gibi ülkeler Rusya’ya yaptırıma karşı çıkan bir tavır sergilemesine rağmen Rusya’nın hava saldırılarıyla AB’yi kendine tam bir düşman olarak ilan ettiği söylenebilir. Rusya hava saldırılarına şimdilik bir sınır getirse de bu AB için yeterli bir tutum değil. Aradaki soğuk savaş büyüyecek. 

2011’den beri Suriye’de 50 bin çocuk hayatını kaybetti ve milyonlarcası evsiz kaldı. Halep’de ise 100 binden fazla çocuk mahsur kalmış durumda. Suriye’nin AB’nin gündeminde birinci sırasında yer alması için daha kaç okul, hastanenin bombalanması daha ne kadar sivilin bombalanması gerekiyor? 

Diğer can alıcı bir mesele de Fransa’nın kuzeyinde Calais’deki mülteci kamplarının yıkım kararı oldu. Yıkım kararı dağıtılan broşürlerle bildirildi ve mültecilerin bir an önce gitmeleri istendi. Yıkım Pazartesi (bugün) başlıyor. Bir hafta boyunca devam edecek bir yıkım programı hazırlandı. Yıkımla birlikte binlerce mülteci yerinden olacak. Nereye gidecekler? Gidecek bir yeri olan mültecinin bir sınır kentindeki bir kampta işi ne? Bu sadece Fransa’nın değil İngiltere’nin de büyük bir ayıbı. Ailesi İngiltere’de olan bazı çocuklar kabul edildi ama bu çocukların sayıları 50’yi bulmuyor. Mayıs’ta ailesi olmayan mülteci çocukları kabul edebilecekleri kararı alınmıştı ama Mayıs’tan beri tek bir çocuk bile kabul edilmedi. 

Ailesiz tek bir çocuğa bile şu ana dek kapılarını açmamasına ve geçmişte Afganistan ve Irak’ta sivil ölümlerine sebebiyet vermesine rağmen İngiltere’nin şimdi kalkıp Rusya’yı insan haklarına aykırı davranmakla suçlaması çok gülünç oluyor. Senin Rusya’dan çok farkın var mı diye sormazlar mı? Rusya’ya uyguladığın yaptırımları Türkiye’ye niye uygulamıyorsun diye sormazlar mı?