İngiltere Gündemi


Kürdistan’ın bazı şehirlerinde aylardır devam eden ve gösterilenin tam tersine tam da sivillerin hedef alındığı savaşa karşı durup, mağdurların sesini duyurmak için Avrupa’da yaşayan Kürtler ve sağduyulu Türkiyeliler şu ana sayısız geniş çaplı protestolar ve kampanyalar yürüttüler. Yürütmeye de devam ediyorlar. Sayısal olarak Almanya veya Fransa’ya göre daha az olmalarına rağmen İngiltere’deki Kürtlerin Cizre ve Sur’da devlet şiddetine maruz kalanlara gösterdikleri dayanışmanın takdire şayan olduğunu söylemek gerekir.

İngiltere’deki ve özellikle Londra’daki Kürtler, Kürdistan’ın sesini İngiliz yetkililerine duyurmak için yoğun bir mücadele içerisindeler. Kendilerine verilen fırsatları seslerini duyurmak için sonuna kadar kullandılar demek yanlış olur. Tam tersine her yerden seslerini duyurmak için fırsatlar yaratmaya çalışıyorlar. Örneğin İngiltere Başbakanı David Cameron ile toplantı gerçekleştirmek için başkent Londra’ya gelen Türk Başbakanı Davutoğlu, Kürtler tarafından büyük protestolarla karşılandı. Polisin müdahalesine rağmen Kürtler, seslerini duyurmaya başardılar. Cameron’un resmi evinin önünde Cameron ve Davutoğlu kameralara el sıkışarak ve sırıtarak poz verdiklerinde binanın arkasında 'Katil Erdoğan' nidaları duyuluyordu. Bütün ulusal ve uluslararası medyada Davutoğlu’na yönelik protesto görüntüleri yer aldı. Polisin tutuklamaya çalıştığı Kürt dostu olarak bilinen Mark Campbell’ın elinde inatla tutup düşürmediği 'Katil Davutoğlu' yazısını böylelikle milyonlar görmüş oldu. Cameron protestolardan dolayı Davutoğlu’dan özür diledi. Niye diliyorsa! Protesto edilmeyi hak etti ki ediliyor. Davutoğlu da toplantı sonunda arka kapıdan çıkmak zorunda kaldı. 

Geçtiğimiz Perşembe günü ise Roj Kadın Meclisi'nden bir grup kadın, Londra’da bulunan İslington Belediyesi'nin önünde bir eylem düzenlediler. Cizre ve Sur’da devam eden savaşın yanı sıra Cizre’deki bir evde mahsur alan 28 yaralıya (ki 6'sı gün gün öldürüldü) dikkatleri çekmek için düzenlenen eylemde belediyenin girişine 'Türk devleti Kürtleri katlediyor' yazılı pankartlar asılırken, kadınlar yerel yöneticilere destek çağrısında bulundu. 

Yine Roj Kadın Meclisi'nden bir grup kadın başta Cizre ve Sur’da olmak üzere Kürdistan’daki devlet saldırılarını görüşmek için ana muhalefet parti olan İşçi Partisi'nin lideri Jeremy Corbyn ile bir toplantı gerçekleştirdi. Saldırılara ilişkin dosya Corbyn’e sunuldu. Liderlik konumuna 3 ay önce gelmeden önce de bir Kürt dostu olarak bilinen Corbyn, 1990’larda benzeri saldırılar sonrasında Kürdistan’ı ziyaret etmiş, KCK operasyonları adı altındaki yargılamalarda da İngiltere’den giden gözlemci heyet içerisinde yer almıştı. Yine Londralı Kürtler İngiliz Meclisi'nin önünde bir yürüyüş eylemi düzenleyerek Türk devleti gerçekliğini ifşa etmeye çalıştılar. Yürüyüşte ‘Türk ordusu Kürt şehirlerini ve sivilleri bombalıyor' yazılı pankartlar taşındı. 

'Londralı Kürtler' diyerek eylemlere sadece Kürtlerin dahil olduğunu düşünmemek gerekiyor. Kürt mücadelesine destek veren sayısız Türk ve İngiliz kökenli bireyler de bu eylemlere katılıyor. Cizre ve Sur’daki kıyımı görmek ve duyumsamak için Kürt olmaya gerek yok. Sol yanı atan her insanın bu katliam ve yıkıma "DUR" demesi gerekiyor.