
31 gencin yaşamını yitirdiği Suruç’ta “neden HDP’li yöneticiler” yoktu diyerek HDP düşmanlığını gün yüzüne çıkaran Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’a yanıt veren HDP Eşbaşkanı Demirtaş, “Biz de öleceğiz, üzme kendini” derken HDP Eşbaşkanı Yüksekdağ “Kimsenin kurban ya da katil olmadığı bir yaşamı hayal bile edemiyorlar” dedi.
DAİŞ ile işbirliği ayen beyan ortada olan AKP, Suruç katliamındaki sorumluluğunu görmek yerine HDP’yi hedef gösteriyor. Bakanlar Kurulu toplantısı ardından konuşan Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, HDP’nin saldırıdan haberdar olduğunu dair akla ziyan bir iddia ortaya attı. Arınç’ın tepki toplayan açıklaması şöyle: “Ölenlerin arasında ne belediyeden bir yetkili var, ne de HDP il ve ilçe yönetileri var. Bunların o topluluk içine özel olarak sokulmadığı, uzakta bırakıldıkları da ayrı bir istihbarat konusu. Şimdi bütün bu soruların cevaplarını bulacağız. Halbuki bütün kayıtlar gösteriyor ki Suruç’ta hergün en az 3 tane gösteri yapılıyor. Ve hepsini yapanlarda HDP’nin yöneticileri. Acaba bu grubun içine neden gelmediler, neden katılmadılar? Neden orada yoklardı?”
Oysa ki katliamda yaşamını yitirenlerin üyesi olduğu Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), HDP bünyesi içerisinde yer alan Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nin (ESP) gençlik yapılanması.
Demirtaş: Üzme kendini!
31 kişinin feci şekilde yaşamını yitirdiği katliamla ilgili acılar hala çok tazeyken Arınç tarafından ortaya atılan kirli propagandaya HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş twitter’dan yanıt verdi. Demirtaş, “Merak etme, hepimiz bir gün eninde sonunda ölenler arasında olacağız. Üzme kendini” dedi.
Olamayacağınız kadar insandılar
HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ da şöyle cevap verdi: “Suruç’ta katledilenler HDP’li ve sizin olamayacağınız kadar insandı. Ama bunu anlamak için de bir miktar insanlık gerekiyor. Ben de soruyorum; her gün canımızdan can koparken topunuzun içinde neden bir insan yoktu? Hepsini bu kadar mı tükettiniz? Allah için soruyorum, sizden farklı diye yaradılanı bu kadar mı sevmediniz?”
Yüksekdağ’ın kalacağı hesaplandı
Bombalı katliamdan bir gün önce Suruç’ta olan ve ertesi gün yapılan basın açıklamasına katılmaması hükümet yanlısı medya tarafından sorgulanan Yüksekdağ, şöyle devam etti: “32 ölümü kafi görmeyen ak istihbaratçıların ne düşüneceği umrumda değil ama gençlerin açıklamasına katılma planım hiç olmadı. Ama patlamadan bir gece önce miting için Suruç’taydım. Birileri kalacağımı düşünmüş demek ki. Ama ben düşünmedim, düşünemedim... Ellerinde kitapları, fidanları, oyuncaklarıyla gelen çocuklara kıyabileceklerini düşünemedim. Düşünemedik!Aşağılık düşünemiyoruz, işte budur zaafımız... Keşke orada olsaydım! Onlarla birlikte değil, onların yerine ölseydim. Neden HDP Eşbaşkanı ve vekilleri ölmedi diyen insan müsveddeleri bizi ya kurban ya da katil ilan etmezse mutlu olmuyor. Kimsenin kurban ya da katil olmadığı bir yaşamı hayal bile edemiyorlar. Ama bizler bu hayalin gerçeğe giden köprüsüyüz. 31 yürek hiç durmayacak.”
Hayal kırıklığını ifade ediyor
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, katliamda hayatını kaybeden ve yaralanların tamamının HDP olduğunu söyledi. Üstelik aralarında PM üyeleri, milletvekili adayları, il ve iylçe yöneticilerinin de bulunduğunu kaydeden Baluken, “Patlamada HDP milletvekilleri veya yöneticilerin olmadığı açıklaması, gerçekleşmeyen bir beklentinin hayal kırıklığını ifade ediyor. Belli ki patlamada HDP’li vekillerin yöneticilerin hayatını yitirmesine ilişkin bir beklenti oluşmuş. Önümüzdeki günler açısında da HDP vekillerini ve yöneticilerini açık hedef haline getiren bir söylem. IŞİD gibi paravan örgütlere de daha büyük geniş çapta işler yapmaları gerektiğini söyleyen bir söylem” dedi.
Bülent Arınç’ın şuanda milletvekili değil, mülga olmuş bir hükümetin sözcüsü olarak hemen hemen her hafta ortamı gerecek, provokasyon zeminini güçlendirecek açıklamalar yapmaya devam ettiğini hatırlatan Baluken, bu açıklamanın infial yarattığını söyledi.
‘Bu bir itiraftır’
Bu tür açıklamaların AKP’nin, IŞİD ile olan ilişkilerini maskelemek IŞİD’in işlediği suçlardaki AKP sorumluluğunu kamuoyunun gözünden kaçırmak için özel olarak yapıldığını ve bu açıdan ciddi bir psikolojik kampanya yürütüldüğün belirten Baluken, “Bu kampanya da HDP karşıtlığı temelinde adeta Kürt Hareketi düşmanlığı, Rojava Devrimi karşıtlığı temelinde gelişiyor. Hükümetin sözcüsünün bu konuda rol üstlenmiş olması bir itiraf niteliğindedir” dedi.
Talimat veriyor
Baluken, şöyle devam etti: “Önümüzdeki günler açısında da HDP vekillerini ve yöneticilerini açık hedef haline getiren bir söylem. IŞİD gibi paravan örgütlere de daha büyük, geniş çapta işler yapmaları gerektiğini söyleyen bir söylem. Gerek yandaş medya gerekse hükümet sözcüsü bilir ki orada yaşamını yitirenler ve yaralanan içerisinde PM üyemizden İlçe eş başkanımıza, milletvekili adaylarımızdan tüm çalışmalarını partimizin demokratik ulus temelindeki yeni yaşam paradigmasını hayata geçirmeye çalışanlara kadar, hepsi HDP’lilerden oluşturuyordu. Dolasıyla burada bilinçli olarak kaosu ve çatışmayı derinleştirecek arayışların tartışıldığına dair bazı belirtiler ortaya çıkıyor. Bunlar tehlikelidir ve vazgeçilmesi gerekiyor. AKP önemli bir yol kavşağındadır. Ya demokratik geleceği siyasi programına alacak ya da katliamı derinleştirecek. Demokratik çevrelerden, barış yanlılarından gelen uyarıları AKP’nin kulak vermesi, bundan vazgeçmesi gerekiyor.”
Çıkış yolu bize saldırmak değil
AKP’nin kendilerini bu kadar hedef haline getirmesini, politikasının gittikçe uluslararası alanda da teşhir olmasına bağlayan Baluken, “Her olay ve katliamda AKP’nin IŞİD ile ilgili politikaları, uluslararası kamuoyunda tartışılıyor. Bu nedenle AKP’de, panik ve korku artıyor. Bunun getirmiş olduğu travma ile beraber, AKP yetkilileri ve yandaş basın HDP’yi, Rojava’yı hedefleştirerek, bu işin içinde sıyrılmaya çalışıyorlar. Buradan çıkış olmayacağını kendilerinin de bilmeleri gerekiyor. IŞİD ile ilgili mevcut durumdan çıkış yolu HDP, PYD, Rojava Devrimi’ne saldırmaktan değil, IŞİD’e olan desteği kesmek uluslararası mücadelenin en önemli dinamiği olan Kürtlerle işbirliği yapmaktan geçiyor” dedi.
AKP zihniyetinin dışa vurumu
HDP’li vekiller de yaptıkları açıklamalarla Arınç’a tepki gösterdi. Açıklamanın AKP’nin savaş politikasını gözler önüne serdiğini belirten Milletvekili Garo Paylan, “İzandan yoksun ve hedef gösterici” diyerek, Arınç’ı özür dilemeye çağırdı.
Gençlerin eylemine katılmak için yolda olduğu esnada bombalı saldırının gerçekleştirildiğini söyleyen Urfa vekili Ziya Çalışkan ise, “Ölüleri kimlikleri üzerinden ayrıştırmanın AKP zihniyetinin dışa vurumu” olarak yorumladı.
Türkiye toplumunun 31 canın acısı ile kavrulurken böylesi bir açıklamanın yapılmış olmasının AKP’nin gerçek yüzünü ortaya çıkarttığını ifade eden Sezai Temelli de “Böyle bir şey söylenebilir mi? 31 insanımızı bir arada kaybettik. Çok güzel ve özel çocuklar. Biz bunun ötesinde zaten günde 10 tane çocuğumuzu gömüyoruz. Gençlerimiz ölüyor. IŞİD belası ile savaşırken ölüyor. Bu söz karşı karşıya olduğumuz politikayı ortaya çıkartıyor. AKP’nin savaş politikasıdır bu” dedi.
HABER MERKEZİ