RT Erdoğan, partisinin her Salı günkü grup toplantısında, Yalçın Akdoğan’ın başını çektiği ekip tarafından hazırlanan metni tiyatrosal jestlerle okuyor. Alışılmış üzere, son metin de, Erdoğan’ın kişiliğine yakışan şekilde hazırlanmış ve Kürtleri hedef alan küfürler, hakaret, delilik hezeyanlarıydı.
Belki yüzbininci tekrarla, bir kere daha “asimilasyona son verdik” diyordu, RT Erdoğan. Irkçı devletin Kürtçe konuşma yasağını başaramaması, bir lütuftu ağzında.
Öğretmeni, kitabı, proğramı bile yok, ama okullarda, seçmeli dersten bahsediliyordu. Bütün bunlar asimilasyonun kaldırıldığı anlamındaydı, iyi mi?..
Ben eminim, sizler de emin olun ki, eline verilen metinde okuduğu asimilasyon deyiminin ne anlama geldiğini bilmiyor, zekası da gerçeği kavrıyamıyordu. Onun için, “asimilasyonu kaldırdık” dedikten bir soluk, yarım cümleden sonra kendini yalanlayan bir gülünçlüğün orta yerine düşüyor, “Kürtçe eğitim diye bir şey yoktur, bu bir hak değildir” diyordu.
Zekası kavramıyordu, ama “hak değildir” sözü yasak demekti. Yasağın karşılığı ise asimilasyondu. RT Erdoğan, “asimilasyona son verdik” demekle, aynı anda “ben bir yalancıyım” diye bağırıyordu. Yasağın olduğu yerde asimilasyon vardı, çünkü…
İnsanın soyu, mensubiyeti nedeniyle kendini yüceltip, başkasını aşağılaması ırkçılık, dolayısıyla hem ayıp, hem de insanlık suçudur.
Türk devletinin günümüz Başbakanı RT Erdoğan’ın ailesi Gürcistan göçmeni, kendisi Gürcü, yani Gürcülerin soyundandır. Eşi de Arap…
Aile Gürcü, Arap karışımı ama Türk ırkçısı...
Bir insanın, mensubu olmadığı bir soya kendini yamayıp, ırkçılık yapması ise kişinin kendini aşağılama dalkavukluğudur. Ama yazık ki Türk devletinde, bu düşmüş insan hali hep yaşandı. Din değiştiren, soyunu inkar eden herkes Türk’tü.
Daha hızlı ve hakiki Türk görünme yarışına çıkan dönme, dönek Arnavutlar, Bulgarlar, Kürt, Arap, Çerkez, Gürcü, Sırp, Boşnak ve imparatorluğun öteki artıkları “dini İslam ve asil soylu Türk olarak” naralarıyla, isanlığı kirlettiler.
Ve, dönmelerden her biri ötekinden daha Türk görünme adına, Ermenileri kırıp, Kürtlerin soyunu kurutma taarruzlarına çıktılar. Rum ve Yahudileri darmadağın ederek, bu vahşi vuruşlarla Hitler’e emsal, örnek, yol gösterici oldular.
Kendilerini inkarla kalsalar, “herkes kendince insandır, bu da onların insanlığı” der geçerdik. Ama öyle değil. Esir aldıkları herkesi, ölümle hayat arasındaki dar geçitte sıkıştırıp, kendini inkara zorladılar. Kürt çocuklarını hala okullarda, “Türküm” diye bağırtılıyor.
Dünkü Taraf gazetesi birinci sayfasında, RT Erdoğan ile ırkçı söylem üzere, onunla yarışan rakipleri MHP’’nin başı Devlet Bahçeli ve CHP’nin Genelbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğraflarını alt alta dizmiş, altına “insan olmak istemiyorlar” diye yazılmıştı.
Üç resim ve alt yazı, tıngır mıngır yuvarlanan Türk demokrasisini tanımlıyor, onu temsil eden adamların kalitesini gözler önüne seriyordu. Faşizmin rakibi, altenatifi yine Faşizmdi. TC’nin geleceği buydu…
Biri yöneten, öteki yönetmeye aday üç Türk büyüğü, gazetenin deyimiyle “daha çok Kürt ölümünden sevinç duyma” histerisiyle insan olmaktan uzaklaşıyordu.
RT Erdoğan, iki rakbine göre daha sert, haşin ve kılıcı kanlı Türk milliyetçisini olduğunu göstermek için, “bu milliyetçi söylemse, milliyetçiyim” diye bağırıyordu.
Mesele ise Diyarbakır polis şefinin bir söylemiydi. Polis şefi, dağda çarpışırken hayatını kaybeden Kürdistan gerillaları için ağlayan yakınlarını anarken, bunun insani bir duygu ifade ettiğini söylemişti.
Erdoğan, bu söylemi yüzünden polisini, “biz ölen teröristler için ağlamayız, hedefimizden zerre kadar sapmadık, herkes kendi görevini yapsın” diyerek azarlıyor, yine kendisine yakışan insanlıkla Kürdistan’ın çocuklarına “alçaklar, eli kanlı, bölücü, kan dökücü terörist” sözleriyle sövüyordu.
CHP Genelbaşkanı Kılıçdaroğlu da, aynı histeriyle polis şefine öldürme görevini hatırlatıyordu. MHP Başkanı ise partisinin grup toplantısında, ölenin ardından ağlamanın insani bir duruş olduğunu söyleyen polis şefine seslenirken, “bu salonda insan yok” diyerek öfkeden masayı yumrukluyordu.
İnsanlığın olmadığı bir yerde insani davranış beklemek beyhudelikti. Zalimi aklamak, onun zalim olduğunu gözden uzak tutmaktır.
RT Erdoğan Kürtlere “alçaklar, eli kanlı, bölücü, kan dökücü terörist” diye söve dursun, Avrupa Birliği tarafından dün yayımlanan raporda, TC’nin soykırım, yani Kürtlere karşı insanlık suçları dökümü yapılıyordu. TC’nin terör devleti olduğu, dolaylı bir dille de değil, birazcık zekası olan herkesin anlayacağı bir şekilde net ifadeyle ortaya konuyor, küfürler tortop, edilip sahibin ağzına tıkanıyordu.
Taraf gazetesinin başlığı ise netti: İnsan olmak istemiyorlar…
İnsan olmak