İzmir Aliağa Şakran Cezaevi’nde başlatılan açlık grevi 27. gününde. Acil çağrı yapan Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi Sözcüsü Selma Altan, tabut çıkmadan cezaevlerine heyet gitmesi gerektiğini vurguladı. Edirne, Gebze, Kandıra F1, F2, İstanbul, Tekirdağ, Bakırköy, Maltepe, Silivri 5 ve 9 No’lu cezaevlerinde yapılan incelemeler ve görüşmeler sonucu hazırlanan raporda, tutsakların yaşadığı hak ihlalleri gözler önüne serildi. 

İzmir Aliağa Şakran Cezaevi’nde bulunan 26 siyasi tutsak, Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, cezaevlerinde devam eden hak ihlalleri, fiziki ve psikolojik işkenceye tepki amacıyla 15 Şubat’ta başlattıkları açlık grevi devam ediyor. İzmir Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi Sözcüsü Selma Altan, Şakran Cezaevi’ndeki tutsakların uzun süredir insan onuruna yakışmayan hak ihlallerine maruz kaldıklarını ifade ederek, “Havalandırmalar birbirini göremiyor. Ayakta sayım alınmakta. Havalandırmaya çıkarılırken ayakkabının altının kontrol edilmesi gibi yeni uygulamalar da başladı. Yemekler çok kötü ve az çıkmakta. Doktor ihtiyaçları karşılanmamakta ya da muayene çıkarılsalar bile kelepçeleri çıkartılmadığı için tedavi edilmemekteler. Bütün sosyal alanlar yasaklanmış buna kütüphane de dahildir. Kırıklar Cezaevi’nde başlatılan havalandırmaların telle kapatılmasına burada da başlandı. Şakran Cezaevi’ndeki bu vahim durum bir türlü çözülememiştir. Cezaevi müdürü ve savcısını görmenin imkanı yok“ dedi. 

Menemen T Tipi’nde kalan tutsaklarında fiziki ve psikolojik işkenceye maruz kaldığına dikkat çeken Altan, koğuşlara kamera takıldığını ve 24 saat tutsakların izlendiğini ifade ederek, “Cezaevi çıkışında doktor ya da mahkeme olsa bile fotoğraf ve parmak izi dayatması yapılmakta. 4 günlük dönüşümlü açlık grevinde olan tutsaklar bunu 8 gün sonra sonlandırmayı düşünüyorlar” dedi.

Hak ihlalleri raporlaştırıldı

Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi Cezaevi İzleme Komisyonu, Marmara Bölgesi Cezaevi ve Hasta Tutuklular 2016 ve 2017 Ocak-Şubat ayı raporu yayınladı. Raporda, işkenceye dikkat çekildi.

Devletin kendi içinde çatıştığı 15 Temmuz’un ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) düzenlemelerine değinilen raporda, avukat ve aile görüşü, telefon ve mektup yasağı ve benzeri tüm iletişimlere yasaklama getirildiği ve her cezaevinde farklı uygulamalar ile hak ihlallerine neden olduğu ifade edildi. KHK’lerin gerekçe gösterilerek farklı uygulamaların yapıldığının belirtildiği raporda, “Kimi yerlerde KHK’de bile geçmeyen uygulamalar da tespit edilmiştir. Tüm cezaevlerinde olduğu gibi, Marmara Bölgesi’nde bulunan cezaevlerinde de sürgünler yoğun şekilde yaşanmıştır. Sürgünlerin arttığı bu süreçte sürgün edilen cezaevlerinde tutsaklar çıplak arama dayatmasına maruz bırakılmış ve bu uygulamayı kabul etmeyen tutsakların darp, cebir ve şiddet ile kendilerine çıplak arama yapıldığı bilgisine ulaşılmıştır” ifadelerine yer verildi. 

Cezaevlerinde yaşanan sorunların dile getirildiği raporda, yaşanan sorunlar ise şöyle: 

Silivri 9 No’lu Cezaevi

* Normalde haftada en az 10 saat olması gereken sosyal-sportif etkinlikler, yalnızca 2.5 saat ve sadece sportif etkinliklerle sınırlanmış durumda. 

* Sohbet hakkı, hobi, kütüphane gibi etkinlikler tamamen kaldırılmış.

* Havalandırmalarımıza takılan kamera ile yatakhane, lavabo ve banyomuz dahil tüm mahremiyet alanlarımız 24 saat gözetim altına alınmıştır.

* Doğal günlük temizlik malzemesi olan çekpas sopalarının sayısı ikiye indirilmiş, boyu 7,5 santimetre olarak sınırlandırılmıştır. 

* Özellikle ailelerimize binlerce kilometre uzaklıklarda cezaevlerine kimi zaman keyfi gerekçelerle sürgün edilerek sadece bizi değil ailelerimiz de gerek maddi gerekse manevi anlamda cezalandırmaktadırlar.

* Yaklaşık bir yıldır yağlı boya, resim yapma talepleri hiç dikkate alınmamıştır.

* Mektuplaşma hakkımız elimizden alınmıştır. 

* Güvenlik tedbiri adı altında amacını aşan rencide eden aramalar var. 

* Açık ve kapalı görüşlere gelen aileler arama adı altında sözlü fiziksel tacizlere maruz kalarak rencide edilmeye çalışılıyor.

* Cezaevi hak ihlallerini rapor ettiğimiz kurumlara mektuplarımız ulaştırılmıyor. 

* Cumhuriyet Savcılığı’na bulunduğumuz suç duyurularına da cevap almış değiliz.

* Yeni tutuklanan ve sevk edilen tutsaklara arama adı altında işkence ve zorla dövülerek, ağzı kapatılarak insanlık onuruna aykırı çıplak aramalar yapılmaktadır. Aylarca tek kişilik koğuşlarda gözlem süreci adı altında tecrit edilmektedir.

* Toplama kararı olmayan kitap gazete ve dergiler yasaklanmıştır.

Kandıra F1 No’lu Cezaevi

Yukarıdaki uygulamalara ek olarak;

* Uluslararası kurum ve kuruluşlara gönderdiğimiz fakslara da el konularak, disiplin soruşturulması başlatılmaktadır.

* F tipi odalarında kalan tutsakların sayısı üçten beşe hatta altıya çıkartılmıştır. Odalarda üç yatak bulunduğundan geriye kalan iki veya üç arkadaş yerde uyumak zorunda bırakılmıştır. 

* Sohbet, açık görüş vs. faaliyet alanlarında üç kişiden fazla toplu fotoğraf çektirilmemektedir.

* SEGBİS yoluyla ifade zorunlu kılınmakta.

* Revirlerin dışında tedavi yapılmamakta, hastanelere sevk gecikmektedir. Kelepçeyle tedavi dayatılmaktadır.

* Kadın arkadaşlarımıza yönelik insanlık dışı bir uygulama olan “ince ve derin arama” uygulaması yaygınlaştırılmıştır.

* Cezaevi girişlerinde çıplak arama dayatması yapılmakta, itiraz halinde darp ve işkenceye başvurulmaktadır. Ardından da hücre cezası dahil, her türlü cezai müeyyide uygulanarak tutsaklar baskı altında tutulmaya çalışılmaktadır.

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

* Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine karşı itirazlarımızın tamamına disiplin soruşturmaları açılıp cezalandırılıyoruz.

* KHK düzenlemelerinden sonra cezaevi idaresinde çalışan birçok personelin keyfi uygulamalarına maruz kalıyoruz. Bunların birçoğu işkenceye varan uygulamalardır.

* Hastahaneye sevk edilip tedavi sırasında jandarmanın da tedavi odasında bulunması ve kelepçeli tedavi uygulaması dayatılmaktadır.

* Kitap, kıyafet, iç çamaşırı, çorap ve benzeri ihtiyaçlar sayılı veya hiç verilmiyor.

* Sürgün ve sevk edilenlerin kantinde var denilerek temel ihtiyaçları ve kıyafetleri hiç verilmiyor.

* Ağır Hasta tutsakların tıbbi malzemelerin yanlarına verilmiyor.

* Hastane sevkleri ve mahkeme günleri aynı güne denk getiriliyor.

Tekirdağ 1 ve 2 No’lu F Tipi

* Mehmet Ümit, Sabır Alabalık, Ferhat Yıldırım’a işkence yapıldı.

* Ahmet Özkan çıplak arama bahanesiyle işkenceye uğradı. 

* Şehmus Kalır (İnebolu’dan sürgün geldi) isteği dışında bir odaya konuldu. Çıkmak istediğinde de “ölsen de seni çıkarmayacağız” denilerek işkenceyle tehdit edildi. 

* Keyfi olarak tutuklu-hükümlülere en üst sınırdan disiplin soruşturmaları açılıyor. Tutuklu-hükümlülerin infazı yakılmak isteniyor. Tahliye olmalarına engel olunuyor. 

* Kurum müdürü tutuklu-hükümlülerle görüşmüyor.

* Cezaevi idaresi “Adalet Bakanlığından talimat aldık, ona göre uygulama yapıyoruz” diyor.

* Tutuklu-hükümlülerin faaliyet grupları değiştirilmiyor. Akrabaların birbirini görmesi engelleniyor.

* İletişim hakkı engelleniyor.

* Keyfi olarak sürgünler yapılıyor. 

* Şehmus Kalır, kalp hastası bir tutuklu, hayati riski olmasına rağmen verilen 11 günlük hücre cezası nedeniyle tek kişilik hücreye konuldu. 

* Tutuklu-hükümlülerin odaları kendi istekleri dışında değiştiriliyor.

* Muhammed Güven 2 aydan fazladır tek başına, tek bir odada keyfi olarak tecrit ediliyor. 

* Tutuklu hastalar dar ve havasız bir yere çıkarılıyor.

*l Bir tutsak çıplak arama dayatmasına karşı geldiği için komaya sokulana kadar darp edilmiş ve revire dahi götürülmemiştir. Diğer tutsaklar tarafından baygın şekilde koğuşa getirilmiştir.

* 3 kişilik koğuşlarda 6 ve 7 kişi kalmaktadır. 

* Yemek masası verilmiyor, yemekler yerde yenilmektedir.

* Sıcak su verilmemektedir. Soğuk su da belli saatlerde verilmektedir. Duş imkansız hale getirilmiştir.

Edirne Kadın Kapalı Cezaevi

* Revirde gayri insani yaklaşımlarla tedaviler yapılmıyor. Hastane sevkleri geciktiriliyor.

* Hastaneye yatışlar hayati olmasına rağmen yapılmıyor.

Gebze Kadın Kapalı Cezaevi 

* Avukat görüş odalarındaki kamera ve ses kayıt cihazlarının bulunması, (her ne kadar görevliler aktif edilmediğini belirtse de savunma hakkı açısından şüphe uyandırıcı durumdadır.)

* Ortak alanlarda kamera bulunması,

* Koğuşlarda ısınma sorununun bulunması

* Mahpusların ailelerinin ulaşma imkanı bulunmayan hapishanelere sürgün uygulaması

* Mahkemelere ve hastaneye gidiş gelişlerde yol boyunca kelepçe uygulaması

* İç kantinden bulunmayan gıdalara, dış kantinden de ulaşma imkanının sınırlandırılması

* Bir çok televizyon kanalı yayını verilmemesi

* Cezaevi personelinin provokatif ve milliyetçi yaklaşımları

* Hasta mahpusların ilaçlarının karşılanmaması

Tespit edilen diğer ihlaller 

* Ailelerinin üst aramasında; elle arama dışında özellikle iç çamaşırlarının çıkartılarak ince arama yapılmak istenmesi, bebeklerin çırılçıplak soyularak aranması, ailelerin ve yakınlarının sözlü ve fiziki tacize uğrayarak, görüşmeye girmelerine izin verilmemesi. Özellikle eş görüşmeleri için gelenleri yıldırmaya çalışmak amacıyla cezaevi personeli tarafından rencide edici arama yapılmakta, eziyet edilip psikolojileri bozulmaya çalışılmaktadır.

* Bir gerekçe göstermeden keyfi yere hücreye atma, sosyal hak ve imkânlardan yararlanmasını engelleme ve iletişimden yoksun bırakma gibi disiplin cezaları verilmesi. 

* Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin ilgili kurumlara başvuru yapılması yüzünden disiplin cezası verilmesi. 

* Tutsakların cezaevi idaresine yaptıkları başvurular kapsamında verdikleri dilekçeler, işleme geç konulmakta, yapılan bu başvurulara 3 hafta gibi uzun bir süre geçtikten sonra cevap verilmekte, acil taleplerin çoğunun bu şekilde sürüncemede bırakılmaktadır.

* Özellikle koşullu salıverilme hakkı yaklaşan tutsaklara keyfi ve hukuksuz olarak disiplin cezaları verilerek, bu yolla serbest bırakılmalarının önüne geçilmesi, verilen bu haksız disiplin cezaları nedeniyle tutsakların normalden aylar hatta yıllar sonra serbest kalma hakkına kavuşmaları.

* Haftalık 10 saat ortak alanda bulunma hakkının uygulanmaması ya da az uygulanması, sosyal ve kültürel faaliyetlerden yararlandırmama.

* Haftalık aile ile telefon görüşmeleri sırasında “askeri tekmil” uygulaması dayatılması, buna uymayanların telefon görüşmelerinin kesilmesi. 

* Tutsaklara gönderilen mektuplara, kitaplara (Örneğin; yasak olduğu gerekçesiyle Abdullah Öcalan’ın 5 kitaptan oluşan AİHM savunmalarını konu edinen ve Kültür Bakanlığı izni ile basılan “Savunmalarının” 1. 2. ve 3’üncü ciltlerine) eşyalara vs. el konulması, bu eşyaların verilmemesi ya da kullanılmaz hale getirilerek verilmesi.

* Defalarca talep ve başvuruda bulunmalarına rağmen tutsakların istedikleri gazete, kitap, dergilerin verilmemesi, televizyon kanallarında kısıtlamalar yapılması. Bazı cezaevlerinde yasak olmayan iletişim araçlarının diğer bazı cezaevi idarelerinin keyfi ve çoğu zaman kötü niyetli tutumlarından ötürü yasaklanması.

*  Bazı cezaevlerinde özel hayatın gizliliğini ihlal edecek şekilde özellikle havalandırma ve yatma yerlerine, 24 saat izleme yapan kameraların takılması.

* Özellikle siyasi tutsakların sevk talepleri olmadıkları halde sürekli olarak keyfi gerekçelerle nakil edilmeleri, sürgüne gönderilmeleri. Genel olarak cezaevlerinin bulundukları yerler şehir merkezine çok uzak olup, ulaşım yetersiz ve zordur. Ayrıca siyasi tutsakların hemen hemen hepsi, 2015 yılında ailelerinin ve sosyal çevrelerinin yaşadıkları şehirlerden binlerce kilometre uzaktaki şehirlere sevk edilmişlerdir. Özellikle yapılan bu sevkler sonucunda, ailelerin ziyaretleri daha da zorlaştırılmış, tutsaklar tecrit içinde tecrit yaşamak zorunda bırakılmıştır. 15 Temmuz’dan sonra sürgünler daha da artarak ve daha kötü şartlarda tutsakların sürgün edildikleri, kimi cezaevlerine götürülen tutsakların işkence ve darp edildikleri görülmüştür.

* Sevk ve nakillerde uzun yolculuklar için kullanılan cezaevi araçlarının normal bir insanın içinde yolculuk yapacağı şekilde dizayn edilmemiş olması (küçük, dar ve koltukların sert olması vs.) ve tutsakların konuldukları yerlerin havasız olması. Tutsaklar, düzenli bakımları yapılmayan ve fiziksel yetersizlikleri olan bu araçlarda uzun yolculuklar boyunca küçücük odada, elleri kelepçeli olarak tutulup seyahat ettirilmektedir. Özellikle son zamanlarda hasta tutsakların, kısa süreli aralıklarla ve birden fazla cezaevine bu araçlar içinde nakil edilmeleri sağlık durumları ağırlaştırılmış, olumsuz etkilemiştir.

* İmralı Cezaevinde uygulanan infaz sistemi tüm cezaevlerinde uygulanması için düzenlemeler getirilmekte ve bir çok cezaevinde 15.07.2016’ dan özellikle tutuklulara yönelik uygulamalara başlanıldığı görülmüştür.” 


 HABER MERKEZİ