Altına ilgi madene ilgi anlamına geliyor. Altın madeninin bulunması için de dağlar, ormanlar yani doğa sınırsız biçimde kazınıyor, çevre kirliliği artıyor ve bütün bunlar yapılırken en ucuz iş gücü kullanılıyor ve altının arandığı ülkelerde ciddi insan hakları ihlalleri yaşanıyor.

Tehdit Altındaki Haklar Örgütü konuya ilişkin değerlendirmelere şu yanıtı verdi: “Peru, Çin, Avustralya, ABD, Rusya ve Güney Afrika, dünyanın en büyük altı altın üreticisidir. Peru hükümeti altına ilişkin siyasal kararlar almakta. Lima hükümeti altın firmalarından yana, yerli halkların aleyhine kararlar almakta ve insan hakları ihlalleri yanında çevrenin de zarar görmesine göz yummaktadır. Peru büyük altın madenlerine sahip bir ülke. Kullanılan civa maddesi nedeniyle çevre büyük zarar gördü, binlerce insan söz konusu alanlardan göç etti.”

İsviçre merkezi rol oynuyor

İsviçre altın ihracatının merkezinde bir ülkedir. Uluslararası kirli para ve altının kasası olan İsviçre’ye ne kadar altın girip çıktığı hiç bir zaman bilinmez. Dünyada çıkarılan altın bir yolunu bulup er veya geç bu ülkeye girer. İsviçre rafineri Neuchâtel Metalor Group SA, Balerna Valcambi SA, Castel San Pietro ve Mendrisio Argor Heraeus SA, PAMP SA, şirketleri altın sektörünün lideri durumundadırlar. İsviçre saat sektörü nedeniyle de önemli bir altın tüketici ülke durumundadır. İsviçreli bankaların en temel güçlerinden biri de küresel altın ticaretidir.

Siyanür ve altın

Altının çıkarılmasında ve aranmasında kullanılan siyanürün hava, su ve yiyecek yolu ile vücuda girecek 50 miligramı bile insanı öldürmeye yetiyor. Siyanüre ısıtma işlemi yapılması ile oluşan dumanın insan tarafından solunması ile beyin ve akciğere hemen etki yaparak insanın ölümüne sebep vermektedir.


Çevre katliamı

Maden aranacak alanda toprak ve kayalıklar alt üst edilerek ufalanır. Binlerce ağaç kesilir, işlem yapılan doğa parçasında canlılar yaşamayacak duruma gelir. Daha sonra baz çözeltileri ve siyanür eklenir.
Kimyasal reaksiyon sonucunda altın katı halden sıvı hale geçer. Ve bir kaç işlemden sonra saf haline gelir. Artık geriye siyanürlü toprak kalmıştır. Depolarda saklanan bu topraklar SO2/hava ile ayrıştırılıp temizlenerek tekrar doğaya bırakılır. Bu işlemler sırasında kullanılan havuzun maden kapatıldıktan sonra veya işlem yapıldığı sürede deprem, hatalı inşaat gibi nedenlerle su sızdırması hem çevre hem insan sağlığı için büyük tehlike oluşturur.


ALİ ÖZŞERİK