Son çeyrek asırdır devletin böylesine insanlık suçu olan toplu mezarların araştırılıp, açılmasına kozmik ve komik bahanelerle sus pus kalmasına, toplumca sessiz kalmak vicdan sahibinin ameli değildir. Devletin eliyle gözaltında kaybedilen, sıradan bir şekilde karakola çağırılıp bir daha haber alınamayan, ıssız bir arazide kurşunlanmış sayısız cesedi bulunanların yanı sıra, 90’lı yıllarda başlayan çatışmalar sonrasındaki toplu mezarlar bu ülkenin kanlı ve zanlı yüzünü gösteriyor. Basına açıklanmış Toplu Mezar Haritasına göre; Bitlis’te 293, Siirt’te 232, Bingöl’de 234, Dersim’de 249, Diyarbakır’da da 222 ceset yatmakta. Bu listeye Şırnak, Mardin, Elazığ, Iğdır, Hatay, Ağrı, Hakkari, Batman ve Van da dahildir. Toplamda 117 mezarda yatan 1743 kişiye karşın, çıkarılan ceset sayısı maalesef 11 kişi. Resmi haritadaki mezar ve ceset sayısına bakıldığında henüz 11 cesedin çıkartılmış olması korkunç değil midir? Belirlenmiş il, ilçe ve mevkilere rağmen, devletin bu sessiz ve çirkin icraatına at gözlükleriyle bakmak insanlık ayıbı değil de nedir?
Neden, bir kedinin leşi görüldüğü zaman yeri göğü inleten halkın bu gibi ciddi bir suça karşı çıtı çıkmıyor? Niçin bir hayvan kıyımına, bir dal yakımına karşı kamyonlar dolusu para harcanarak belgesel filmler, reklamlar, bilboardlar, fasiküller, seminerler, paneller gibi kampanyalarla müdahale eden vakıflar ve sivil toplum örgütlerinin söz konusu bu devlet suçuna çözüm bulmaya çalışmıyorlar. Bu yargısız infazlar, faili meçhul cinayetler ve toplu mezarlar gibi, bu ülkenin tarihinde gerçekleştirilmiş ve hala müdahale edilmemiş ve hala yaşatılıyor olan bu suçun, suçluların hak ettiğini bulması gerekmiyor mu artık?
Siz, ekoloji, ekonomi, psikoloji, biyoloji vs için fermanlar yazan kurumlar, bu noktada 2001’de kurulan, Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği olan (YAKAY-DER) ve entegre emek veren MEYA-DER gibi daha gerekli ve daha önemli bir dernek olduğunu görmedim doğrusu. Her ne kadar gözaltı ve tehditlere rağmen Cumartesi Anneleri’nin de paralel eylemleriyle derneğe katkısı çok büyüktür. Her yakınını kaybedenin hemen YAKAY-DER derneğine başvurması gerektiğini çok doğru bulduğum gibi, bu konudan muzdarip olmayan her insanın da emek vermesi gerektiğini düşünüyorum. Keza İHD’nin de kayıplar karşısında suskun kalma utancından kurtulmanın “kararlı, etkin bir araştırma ve soruşturma mekanizmasının acilen oluşturulup suçluların açığa çıkartılıp, yargılanmalarına bağlı’’ olduğunu ifade eden açıklamasıyla bu görevin kendini insan olarak kabul gören her neferin görevi olduğunu bilmek lazım.
Anneler evlatlarının kemiklerini çöplüklerde arıyor. ‘İnsanım’ diyen herkes buna karşı çıkmalı. Türkiye’de toplu mezarlar gerçeği ve faili meçhul cinayetlerle daha aktif mücadele için alelacele ve eller vicdanda bir şekilde her insanı duyarlı olmaya davet ediyorum. Aksi halde mevcut 75 milyon insan olarak bu ülkede gerçekleştirilmiş cinayetlerin, katliamların celladı, suçlusu olarak sorumluluk rozetini takmış olacağız. Başka bir deyişle, hepimiz teşhisi meçhul ceset ve eşgali meçhul katil olarak yaşayacağız, yaşamak denilirse buna eğer.

yasaraxu@gmail.com