İngiltere Gündemi


İngiltere medyası geçen hafta gerçekten de şok edici bir habere yer verdi. Sınır dışı edilecek göçmenlerin geçici olarak tutulduğu Harmondsworth gözetim merkezinde yapılan incelemede, burada gönderilmeyi bekleyen iki kişinin elleri kelepçeli bir şekilde hayata gözlerini yumduğu ortaya çıktı. Bir nevi hapishane olarak tasarlanan bu gözetim merkezlerinde ülkelerine gönderilmeyi bekleyen kişiler genellikle kısa süreliğine tutuluyorlar.
İçişleri Bakanlığının işletimini taşeron firmalara devrettiği bu gözetim merkezleri hükümete bağlı müfettişlerce dönem dönem inceleniyorlar. Son incelemeyi yapan müfettiş Nick Hardwick’in hazırladığı rapor, burada tutulan ve çoğunlukla da hiçbir suçu olmayan masum insanlara uygulanan insanlık dışı muamelenin belki de sadece küçük bir kısmını ortaya çıkardı. Raporda bahsedilen bir olayda 84 yaşında ölümcül derecede hasta olan yaşlı bir adamın elindeki kelepçeler ölene kadar çıkarılmamış, diğer bir olayda ise zaten tekerlekli sandalyede olan engelli bir kişi kalp krizi geçirdiği için hastaneye götürülürken bile kelepçenmiş ve kısa bir süre sonra da ölmüş.
Bilindiği üzere İngiltere’de politikacıların en gözde günah keçisi göçmenler. Olan biten tüm rezaletlerin bir şekilde göçmenlerle ilişkilendirilmesi, politikacılar ve medya içinde neredeyse sürekli bir hale dönüştü. Böyle giderse yakında göçmen kelimesi bile küfür olarak kullanılacak zira o kadar negatif bir portre çiziliyor ki göçmenlerin halkın nefretini kazanmaması işten bile değil. Hal böyle olunca bu gözetim merkezlerinde çalışan insanlar kendilerine verilen talimatları insanlık dışı olsa bile uygular hale geldiler, zira göçmenleri insan olarak değil de ülkenin malvarlıklarını sömürmek üzere gelen parazitler olarak düşünüyor olabilirler.
Diğer bir kötü olay ise Paris’de katledilen üç Kürt kadınının anmasına gitmek üzere yola çıkan üç tane otobüsün liman kenti Dover’de polis tarafından durdurulması oldu. İngiliz Polisi anti-terör yasalarını bahane göstererek otobüsteki indirerek vücut araması da dahil olmak üzere birçok aşağılamaya tabi tuttu. Yeterince İngilizce bilmeyen vatandaşlara yanlış tercümanlar sağlandı ve bunun sonucunca ne olduklarını anlamadıkları dokümanları imzalamaya zorlandılar.
Üzerlerindeki tüm paralara PKK için para taşıdıkları gerekçesiyle polis tarafından el konuldu ve sadece küçük bir miktar parayı yanlarında götürmelerine izin verildi. Aramalar bilerek yavaş yapıldı ki otobüsler Paris’teki gösterilere zamanında yetişemesin. Çoğunlukla kadınların olduğu üçüncü otobüstekiler Paris’e ancak öğleden sonra saat 3 gibi ulaşabildiler. The Guardian gazetesinin haber olarak yayınladığı bu olayda rencide edilen Kürtler şuan dava açmaya hazırlanıyorlar.
İngiltere’de Kürtlerin kriminalize edilerek gözdağı verilmesi giderek standart bir davranış haline dönüşmeye başladı. Türk devletiyle gizli anlaşmalar yaptıklarından mıdır bilinmez, İngiliz Polisi neredeyse Türk devletinin polisliğini yapmaya başladı. Burada yaşayan Kürt halkına yönelik baskılara PKK’yle mücadele kılıfı verilerek Kürtlerin burada rahat hissetmemeleri sağlanmaya çalışılıyor. Geçtiğimiz sene Londra’daki Newroz kutlamalarında müdahale eden polis Öcalan’a ait resimlere ve halka ait bayraklara el koymuştu.
Batı demokrasilerinin söz konusu kendi çıkarları olunca ne kadar vahşileşebilecekleri, Irak ve Afganistan örneklerinde bir kez daha su yüzüne çıkmıştı. İngiltere’de de halkın sömürülmesini hat safhaya çıkaracak neo-liberal politikaları rahatça uygulayabilmek için dikkatleri başka yönlere çekmek gerekiyor. Göçmen düşmanlığı ve hatta Avrupa karşıtlığı bu amaçla kullanılabilecek argümanlar. Tabi birde İngiliz şirketlerinin Türkiye’deki çıkarlarını korumak amacıyla Türk devletiyle iyi ilişkiler kurmaları da bunun bir uzantısı olabilir. Türkiye’deki kirli savaştan kaçarak bu ülkeye sığınan Kürtleri İngiliz Polisi aracılığıyla sürekli olarak rahatsız etmeleri de bu politikaların bir sonucu olsa gerek. Ne de olsa göçmenler ve Kürtler en sahipsiz kitleler ve öyle olduğu için de çıkarlar uğruna harcanmalarında bir tehlike yok. İnsanlıktan çıkmanın geri dönüşü yok yalnız, gün gelir aynı silah kendilerini de vurabilir, bunu bilmiyorlar.