AKP ırkçılığa müsamaha gösteriyor
"Fıtratında sömürü olan sermayenin patronlarını daha fazla kar için teşvik eden ve işçi sağlığını bu patronların insafına terk eden hükümet, sadece bir haftada 18 işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetlerinin birincil sorumlusudur.
Yine 3 Eylül’de Antalya’nın Kaş İlçesi’nde Kürtçe konuştuğu için ırkçı bir grubun saldırısı sonucu 20 yaşındaki Mahir Çetin’inin katledilmesinde, ırkçılıkla mücadeleyi değil her fırsata halkları düşmanlaştıran söylemlerle ırkçılığı teşvik eden AKP hükümetinin payı büyüktür. Mahir Çetin'i katleden ırkçı grupta yaklaşık otuz kişi yer almasına rağmen, sadece bir kişinin tutuklanmış olması, hükümetin ırkçılık suçuna müsamaha gösterdiğinin en büyük kanıtıdır.”
Türkiye bir kadın mezarlığı
En büyük insanlık suçlarından birinin de kadınlara karşı işlendiği kaydedilen açıklamada, “AKP iktidar boyunca kadın katliamları katlanarak artmış ve Türkiye bir kadın mezarlığına dönüşmüştür. Katledilen, intihara zorlanan kadınların cesetleri henüz yerdeyken her gün yeni kadın katliamları yaşanmaktadır. Katleden erkeklerin değil, katledilen kadınların suçlandığı, kadın katillerinin televizyonlara çıkartılıp alkışlatıldığı, kadına yönelik şiddetin meşrulaştırıldığı erkek egemenlikli toplumda kadınlar katledilmeye devam ediyor” denildi.
Sadece iki gün içerisinde Muş’un Bulanık ilçesinde Abdusselam Yolcu’nun eşi Nezahat Yolcuyu pompalı tüfek ile Mersin’de Yangı Duygu Bayrak isimli kadının av tüfeğiyle, Adana’da Halime Yelmez’in eşi Hasan Yelmez tarafından boğularak katledildiğini de hatırlatan DBP Kadın Meclisleri, “Yine Siirt'te 17 yaşındaki bir kadının katledilmesinin intihar olduğu iddia edilmiştir” diye belirtti.
Tecavüze uğrayan kadının intiharı
En büyük vahşetlerden birisinin ise Mêrdîn'in Midyad ilçesindeki AFAD mülteci kampında yaşandığına dikkat çeken DBP Kadın Meclisleri, kampta görevli şoför Ahmet Toprak’ın tecavüzüne uğrayan mülteci kadının yaşadıklarına dayanamayarak intihar ettiğini vurguladı. “Halkın yoğun tepkisine rağmen, Midyat Kaymakamı tecavüzcü Ahmet Toprak’ı koruyarak, sadece açığa almakla yetinmiştir” denilen açıklamada, bu tecavüz vahşetinin mülteci kamplarında yaşanan ilk vahşet olmadığını da kaydetti.
Savaştan kaçan mültecilere, Türkiye’deki kamplarda savaştan beter koşulların dayatıldığı, kadınların fuhuşa zorlandığı, taciz, tecavüz ve her türlü kötü muameleye maruz kaldığı da belirtilen açıklamada, “İşçileri katleden sömürü düzenine, ırkçı ve cinsiyetçi sistemin vahşetine, tüm ezilenlere ölümün dayatılmasına artık dur diyor ve herkesi dur demeye çağırıyoruz" denildi.
'İnsanlık suçlarının takipçisi olacağız'
DBP Kadın Meclisleri olarak katledilen 10 işçinin, Antalya’da ırkçı grubun katlettiği Mahir Çetin’in ve katledilen tüm kadınların davalarının takipçisi olacakları belirtilen açıklamada, son olarak şunlar belirtildi: "İşçi katliamları, ırkçılık, kadın katliamları ve tecavüz insanlık suçudur. Türkiye bütün insanlık suçlarının aynı anda ve çok yoğun bir şekilde yaşandığı bir mezarlık olmaktan bir an önce çıkmalıdır. Her gün onlarca işçinin, emekçinin, kadının katledildiği, ırkçı saldırılar sonucu insanların yaşamını yitirdiği, kadın ve çocukların tecavüze maruz kaldığı bir ülkede hükümet tüm bunlara seyirci kalıyorsa ve insanların en temel hakkı olan yaşam hakkını koruyamıyorsa meşruiyetini yitirmiş demektir.”
AMED