
Antalya E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 15 Ağustos’ta “çamaşır ipiyle kendisini astığı” iddia edilen 21 yaşındaki Hamza Kaçmaz’ın ölümü ile ilgili hazırlanan ön otopsi raporunda ”ası” izine rastlanılmadı.
Kaldırıldığı hastanede 20 Ağustos’ta yaşamını yitiren Kaçmaz’ın ön otopsi raporunda şu ifadelere yer verildi: ”Vücudun genel olarak şiş ve ödemli olduğu, ağız ve burundan yoğun kanlı ödem sıvısı geldiği görüldü. Her iki bel bileğinde aralıklı halkalı şekilde (kelepçe uygulaması ile oluşabilir özellikte) ekimozlar olduğu, kulakların, dudakların, tırnak yataklarının siyonize oldukları görüldü. Bunun dışında vücudunda ateşli silah yarası, delici kesici alet yarısı görülmedi. Tahkikatında ası olayı bildirilmekle birlikte boyun bölgesinde haricen belirgin ası telemi tefrik edilmedi. Anal ve genital bölgede ölüm sonu değişikler dışında özellik görülmedi. Sol skapula ve orta kısımda, boyun arkası skapular bölgede düzensiz morluklar olduğu görüldü. Ayrıca ön kollarda ve bileklerde eski temarruzi kesi izleri olduğu görüldü. Ölen hakkında düzenlenmiş Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ait 22740387-2 kabul numaralı tıbbi belgelerde 16/08/2017 tarihinden ası ve darp ön tanısı ile getirildiği, ajite halde olduğu, çekilen BBT’de beyin ödemi ve SAK bulguları tespit edildiği, tıbbi tedaviye alındığı, tedavisi devam ederek genel durumunun giderek bozulduğu, gelişen kardiyak arrest neticesi CPR çalışmalarına cevap alınamadığı ve 19/08/2017 günü saat 10.30 itibariyle eks olduğu kayıtlıdır. Harici muayene bulguları ile kati ölüm sebebi tespit edilmediğinden ve olayın ası sonucu ölüm olması ile ölenin hükümlü olması nedeniyle ceset üzerinde sistematik otopsi yapılarak belirlenmesinin uygun olacak kanaatindeyim…” denildi.
Cezaevi yalan söyledi
Kaçmaz’ın denetimli serbestlik yasasını ihlal ettiği için cezaevine konulduğunu ve tahliyesine de yaklaşık dört ay kaldığını hatırlatan amcası Abdulbahri Kaçmaz, cezaevinde olan başka bir yeğeni ile tutukluların kendilerini arayarak, ”Hamza cezaevinde gardiyanlar tarafından oluşturulmuş ‘Yıkım Ekibi’ tarafından ağır bir şekilde darp edildi. Durumunu bilmiyoruz; ölmüş de olabilir” dediklerini aktardı. Haberi aldıktan sonra aile olarak cezaevi önüne gittiklerini ifade eden amca Kaçmaz, “Biz apar topar cezaevine gittik. Cezaevi idaresi ile bizi telefonla görüştürdüler. Bize, ‘Kaçmaz koğuşunda yatıyor’ dediler. Biz cevaplarına inanmadık ve hastaneleri aradık. Hamza’yı Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi cerrahi bölümünde bulduk” diye konuştu.
Hastaneye baskı yapılmış
Kaçmaz’ı cezaevinde gardiyanlardan oluşan ‘Yıkım Ekibi’ tarafından darp edilerek öldürüldüğünü söyleyen amca Kaçmaz, “Yeğenimi darp eden gardiyanlar acil bölümünde çalışanlara baskı yaparak kayıtlara ‘ası olayı’ olarak geçmesini istemiş. Acil bölümünde bulunan birçok yetkili ile gizli olarak görüştüm. Tüm bunlar oradaki yetkililerin söylemleridir. Gardiyanların bizim yanımızda ‘ası’ olayını söylemlerinin amacı bizi alıştırmak ve yönlendirmektir” dedi.
Zorla ifade imzalatıyorlar
Amca Kaçmaz, şöyle devam etti: “Cezaevi idaresi akrabamız Murat Tunç’u ve ailesini arayıp tehdit etmişler. Kaçmaz’ın kendini astığı doğrultusunda her yere söylenmesi istenmiş. Bize bilgi veren mahkumların da durumu belli değil. Belki onların da hayatı tehlikededir. Bizi arayan özellikle de akrabamız olan Murat Tunç’un da durumunu bilmiyoruz. Hatta Murat Tunç’a zorla istedikleri yönde ifade verdiği söyleniyor. Bunlar suçluyu değil suçu ihbar edeni cezalandırıyor. Kendi işledikleri suçu örtmek için herkesi tehditlere sindirmeye çalışıyor. Murat Tunç’a tehdit ve işkence ile zorla ifade tutanağı imzalatmışlar. Murat şimdi ellerinde ve kendi tezlerini güçlendirmek için ona zorla ifade verdirtmişler.”
Savcı: Evinize gidin
Otopsi işlemi sırasında bir gardiyanın sürekli olarak telefonla konuşup “müdürüm ne diyeyim? Müdürüm ne yapayım? Ne söyleyeyim?” şeklinde cezaevi müdüründen talimatlar aldığını kaydeden amca Kaçmaz, savcının da olayı kapatmak istediğini söyledi. Amca Kaçmaz, şunları aktardı: ”Oysa raporlarda asılma izine rastlanmadığı yazıyor. Biz savcılığa gittik durumu anlattık; bize ‘Çocuğunuz intihar etti, evinize gidin’ dediler. Daha otopsi raporu gelmeden bu kanıya nereden varıyorlar? Olayı kapatmaya çalışıyorlar. Biz bu olayın sonuna kadar peşindeyiz. Bugün bizim çocuğumuzu öldürdüler yarın bir başkasının çocuğunu da öldürmemeleri için her şeyi yapacağız.”
Ellerim yakalarında olacak
Kaçmaz’ın ağabeyi Yaser Kaçmaz, toprağa vermek için bizzat kendisinin yıkadığını ve her yerinde morluklar olduğunu vurgulayarak, “Kendisini asmadı, boynunda bir morarma ya da herhangi bir şey yoktu. Sadece ensesinde ciddi bir morarma vardı. Varımız ve yoğumuzla bu işin üstüne gideceğiz. Kaçmaz’a bu eziyeti yapanları cezasız bırakmayacağız” dedi.
Anne Kiyafet Kaçmaz ise şunları dile getirdi: “Benim oğlumu öldürenlerin yakalarını bırakmayacağım. Ellerim yakalarında olacak. Benim acım büyük, onlar da acı çekecekler.”
ANTALYA
Tutsak Turgay bacağını kaybediyor
Ordu Cezaevi’ne sürgün edilen tutsak Hakkı Turgay’ın tedavi edilmeyen bacağı kesilmek üzere.
Batman’da 24 Aralık günü Hasankeyf ilçesine bağlı Zeve (Yakıtlı) köyünde yaralı halde esir düşen Hakkı Turgay, gözaltında yoğun işkence gördü. Ayağı ve başından yaralı olan ve yaralarının bulunduğu bölgeler günlerce darp edilen Turgay, işkence sırasında bayılınca hastaneye kaldırıldı. İçişleri Bakanlığı tarafından “Gri listede yer alan üst düzey PKK’li” şeklinde servis edilen Turgay, hastanede kısa süren bir müdahalenin ardından Batman Cezaevi’ne götürüldü. Burada aylarca tedavisi yapılmayan Turgay, ailesi ve avukatlarının girişimleri üzerine kısa süren tedaviden sonra 12 Nisan günü Elazığ T tipi Cezaevi’ne sürgün edildi.
Elazığ Cezaevi’nde idarenin baskılarına maruz kalan ve tedavi edilmeyen Turgay, Haziran ayında Ordu Cezaevi’ne sürgün edildi. Ordu Cezaevi’nde de büyük bir baskı altına alınan Turgay, ailesi ile gerçekleştirdiği haftalık telefon görüşmesinde, şunları paylaştı: ”Burada tedavim tümden durduruldu, bacağım artık kopma noktasına geldi, ağrı çekiyorum, bacağım her geçen gün daha da kötüleşiyor, tedavim başlatılmazsa bacağımı kaybedeceğim. En basit bir ağrı kesici ilacı almam bile engelleniyor. Gündelik ihtiyaçlarım arkadaşlarım tarafından karşılanıyor. Aksi halde yaşamımı sürdüremeyecek noktadayım.”