M.M. 26 yaşında genç bir kadın iken sığınma evine sığınıyor. Sonra eşinden boşanıyor. Çocukları babasına veriliyor. Çocuklar daha sığınma evindeyken babası tarafından satılıyor. Genç anne sığınma evi yetkililerine durumu anlatıyor, ancak sonuç almıyor. Bunun üzerine M.M. bedenini ateşe veriyor.
SEMÎRA ŞEHABÎ / BÊRÎVAN ELÎ / ROJNEWS / SILÊMANÎ
Güney Kürdistan’da toplam 4 sığınma evi bulunuyor. Dihok, Hewlêr, Silêmanî ve Germiyan’ta bulunan sığınma evleri Federe Kürt Hükümeti’ne bağlı. 2013 yılından önce kadın örgütleri sığınma evleri açabiliyordu. Ancak 2013’te hükümet kadın örgütlerinin açtığı sığınma evlerini yasakladı. O yüzden sözü geçen 4 kadın sığınma evi de İçişleri Bakanlığı’na bağlandı.
Bakanlık yetkilileri birçok sorunun sığınma evlerinde çözüme kavuşturulduğunu söylüyor. Ancak nasıl çözüldüğü ve nasıl bir etki yarattığı belirtilmiyor. Bakanlığın verdiği bilgilere göre sığınma evlerine yapılan başvurular ve sonuçları şu şekilde;
Silêmanî sığınma evine 154 başvuru yapıldı ve bu başvuruların 127’si çözüme kavuşturuldu. 27 kişi ise hala sığınma evinde kalıyor. Öte yandan Germiyan sığınma evinden gelen 8 kadın da Silêmanî sığınma evinde kalıyor.
Germiyan sığınma evine 28 kadın başvuru yaptı. Ancak Germiyan sığınma evine gelen kadınlar yer olmamasından kaynaklı yalnızca 72 saat burada kalabiliyorlar. Çok ciddi sorunları olan kadınlar Silêmanî sığınma evine yönlendiriliyor. 28 başvurudan 20’si çözüme kavuşan Germiyan sığınma evinde 8 kadın Silêmanî sığınma evine gönderildi.
Dihok’ta 153 başvuru yapıldı ve bunlardan 134’ü çözüme kavuşturuldu.
Yapılan araştırma sonuçlarında göre yalnızca kadına yönelik şiddet karşıtı kurumların açılmasının sorunları çözmediği ortaya çıkıyor.
Konuya ilişkin konuştuğumuz kurumlardaki kadın ve erkek yöneticiler, bu gerçeği gözler önüne seriyor. Kurum yöneticileri ve çalışanlarının uzmanlık alanlarına göre görevlendirilmediği belirtilirken, devlet düzeninin kurumlara “Bu da bir gereklilik” yaklaşımıyla bakması, sorunların çözümünü zorlaştırıyor.
Kadını neden olarak görüyor
Silêmanî Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Merkezi sorumlusu Serkewt Ömer, polis koleji çıkışlı kadınların kadına yönelik şiddet karşıtı kurumlarda görevlendirildiğini söylüyor. Ömer, bu görevi almak istemediklerini belirten kadınlara ise ciddi bir psikolojik baskı uygulandığını ve bunun da kadınların günlük yaşamlarına olumsuz etki ettiğini ifade etti.
Silêmanî Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Yönetimi’nin yüzde 70’inin kadınlardan oluşması gerekirken, yöneticilerin çoğunun erkeklerden oluştuğunu söyleyen Ömer, bunun kadınlardan kaynaklandığını iddia etti.
Bir itirafta bulunan Ömer, “Bölgede kadın nüfusu çoğunlukta ancak kadınlar bu kurumlara inanmıyor ve kurumlarda çalışmıyor” dedi.
Merkezlerinde toplamda 8 psikolog ve sosyologun bulunduğunu söyleyen Ömer, bunlardan 6’sının kadın ve asayiş polisleri ile diyalogları olduğunu dile getirdi. Ömer, “Kurum bazen kadın örgütleriyle de görüşme yapıyor” diye konuştu.
Kurumun sadece kadın kurumu olmadığını dile getiren Ömer, “Bu merkez İçişleri Bakanlığı’na bağlı ve kadına yönelik şiddete karşı mücadele ediyor. Merkezdeki çalışma profesyonellik ve dikkat istiyor. Yönetim sadece kadınların davaları ve dosyaları ile ilgilenmiyor, genel olarak tüm alanları yönetiyor. Bazı alanlarımızda profesyonel ve çalışkan kadınlar var. Aynı zamanda emniyet ve acil çağrı yönetimleriyle de irtibatta oluyoruz” ifadelerini kullandı.
Serkewt Ömer’in, “Kadınlar neden genel yönetimlerde yer almıyor?” sorusunu ise şöyle yanıtladı: “Bu askeri bir yapıdır. Burada çalışanları çoğu da rütbeli kişilerdir. Kadınların burada çalışmaları için önlerinde hiçbir engel yok. Bende dinamik ve atılgan bir kadının, birkaç yıldır zeminini oluşturduğumuz projeleri geliştirmesini ve tamamlamasını istiyorum.”
Kadınların bu kurumlarda çalışmamasının nedeni kadının karakteri ve hassasiyetinden dolayı olduğunu belirten Ömer, “Çünkü burası askeri yapıya bağlıdır. Girişken bir kadın yöneticilik yapabilir. Yöneticiliği herkes yapamaz. Bakanlık yöneticilerinin erkek veya kadın olması şartı yok” diye konuştu.
Kadın haklarını koruyan erkekler mi?
Germiyan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Merkezi Yöneticisi Lamia Mihemed, hükümete bağlı kurumlardaki 6 yöneticiden tek kadın olmasına rağmen onlarla aynı yakınlığı gösteriyor.
Yöneticilerin İçişleri Bakanlığı tarafından seçildiğini söyleyen Lamia Mihemed, “Erkek olma şartı yok. Eğer bir kadın çalışma standartlarına uygunsa, hükümet bunu gözönüne alarak işe alıyor. Kaymakamlık, ilçe yöneticiliği ve hakimlik gibi. Tabi kadın katılımının iyi olduğunu söyleyemeyiz” dedi.
Yöneticilikte yer almak için belirlenen standartlara uygun kadınların az olduğunu söyleyen Lamia Mihemed, gönüllü olarak çalışmak isteyen kadınların da çok az olduğunu belirtti. Lamia Mihemed, toplumun kadına karşı bakış açısı ve erkek zihniyetinin, kadınların bu tür makamlarda aktif olarak çalışmasına engel olduğunu dile getirdi.
Kurumlarda erkek yöneticilerinin olmasının çok olumsuz etki etmediğine dikkat çeken Lamia Mihemed, “Kadınların haklarını koruyan erkeklerin, kadın sorunlarını çözmek için tecrübelerinin olması gerekiyor. Gördüğüm kadarıyla, rütbe anlamında da kanuna uygunluk açısından gerekli ölçüler bu erkeklerde var” şeklinde konuştu.
Sığınma evinde intihar
Erkek ve aile baskısı nedeniyle sığınma evlerine başvurmak zorunda kalan birçok kadın burada da sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Açtıkları davalar ya uzun zamana yayılıyor ya da erkeklerin lehine sonuçlanıyor. Bu durum ise kadınları intihara sürüklüyor.
2013 - 2018 yılları arasında iki kadın bulundukları sığınma evlerinde yaşamlarına son verdi.
Bu kadınlardan bir tanesi de acı hikayesi olan M.M. ismindeki genç kadın. Henüz 26 yaşındaki M.M., 2013 yılında eşiyle sorunlar yaşıyor ve eşinden boşanıyor. Boşandıktan sonra çocuklar erkeğe veriliyor. M.M. eşinden boşandıktan sonra Kürdistan Bölgesi Hükümetine bağlı sığınma evine sığınıyor. Çocukların mahkeme kararıyla mı yoksa babanın zoruyla mı babada kaldığı bilinmiyor.
Çocuklarını sattı
M.M.’nin hikayesine ilişkin resmi yetkililer, kamuoyuna bilgi vermezken, aile ise konuya ilişkin konuşmak istemedi. O dönemdeki basın kurumlarının verdiği bilgilere göre, kendisinden boşanan eşinin çocuklarını sattığını öğrenen M.M.’nin psikolojisi bozuluyor ve durumu sığınma evi yetkililerine söylüyor.
Kendini ateşe verdi
M.M. konu üzerinde durulmasını istiyor ancak sonuç alamıyor. Sığınma evi yetkililerine defalarca, “Bir gün bu sığınma evini yakacağım” diyor. Ancak yetkililer bu durumu gözardı ediyor. M.M. bir defasında sığınma evini yakmaya çalışıyor ancak, yetkililer olaydan haberdar oluyor ve müdahale ediyor. Daha sonra M.M. hem kendini hem de sığınma evini ateşe veriyor. Yaşanan olayda sığınma evi alev alıyor ve dumandan etkilenen sığınma evindeki 3 kadın yaralanıyor. M.M. ise yangın sönünceye kadar sığınma evinde kalıyor ve yaşamını yitiriyor.
Yetkililer ne dedi?
Sığınma evi yetkilileri olayla ilgili yaptığı açıklamada M.M.’nin psikolojik sorunları olduğunu ve bu nedenle yaşamına son verdiğini iddia etti. Ancak açıklamada bu sorunların içeriğini belirtmedi. Birkaç basın kuruluşu tarafından haber olarak paylaşılan olay, kısa bir süre sonra unutuldu.
Konuya ilişkin bilgi almak istediğimiz yetkililer ise sorularımızı yanıtsız bıraktı.
K.H.K’nin trajik durumu
Sığınma evinde yaşamına son veren diğer bir kadın ise K.H.K. isminde bir kadın. 26 yaşındaki K.H.K, Başur Kürdistanı’na bağlı Germiyan bölgesinden olup, Kürdistan Bölgesi Hükümeti Sosyal İşler Müdürlüğü’ne bağlı bir sığınma evinde kalıyordu.
Sığınma evi yetkililerinin ajansımıza verdiği bilgilere göre K.H.K, cinsiyetçi erkek zihniyetinin kurbanı olan bir kadın.
Aile korkusu
K.H.K 2017’de evli bir erkekle duygusal bir ilişki yaşıyor. Ancak o erkeğin evli olduğunu bilmiyor. Bir süre bu şekilde devam eden ilişki sonucunda K.H.K hamile kalıyor. Bu nedenle durumu annesine anlatmak zorunda kalıyor. Annesi, eşinin ve akrabalarının korkusundan kızına “Sana zarar gelmemesi için bu erkeğin seninle evlenmesi gerekiyor” diyor.
Erkeğin oyunları...
Annesinin öğütleri sonucu adamla evlenmek isteyen K.H.K. bu şekilde adamın evli olduğunu öğreniyor. Erkek işin içinden çıkmak için bir plan yapıyor ve K.H.K’ya “Eğer bebeği aldırırsan, evleniriz” diyor. K.H.K ve annesi korkuları nedeniyle çaresiz kalıyor ve erkeğin teklifini kabul ediyorlar. Ancak erkek bu seferde olayın duyulmaması ve resmiyette bilinmemesi için K.H.K’nın hastaneye gitmesine izin vermiyor. Onun yerine bir ebe tutuyor ve bebeği aldırıyor. Daha sonra erkek, çocuğun cenazesini alıyor ve bilinmeyen bir yerde toprağa veriyor. Bütün yaşananlara rağmen K.H.K. adamla evlenmek istiyor ama bu sefer erkek her şeyi ret ediyor ve K.H.K’yla bir ilişkisi olmadığını ve bir bebeğin de olmadığını söylüyor.
Aile öğrendi, kadın sığınma evine başvurdu
K.H.K’nın ailesi durumu çevreden öğreniyor. Bu nedenle K.H.K korkuyor ve Silêmanî sığınma evine sığınıyor. Daha sonra K.H.K.’nın kendisine defalarca cinsel saldırıda bulunan adama dava açması sonucu erkek tutuklanıyor ve birkaç ay cezaevinde kalıyor. Erkek bütün delilleri ortadan kaldırdığı için K.H.K cinsel saldırıya uğradığını ispatlayamıyor. K.H.K mahkemede bir şahit gösteriyor ancak bölgedeki yasalara göre dava açan bir kadının en az 2 şahit göstermesi gerekiyor.
Erkek serbest bırakılıyor
Dava sonucu erkek delil yetersizliğinden serbest bırakılıyor. Bunun üzerine K.H.K’nın psikolojisi daha çok bozuluyor ve 25 Haziran 2018’de sığınma evi karşısında kendisini asarak yaşamına son veriyor.
Bu iki olay yalnızca kamuoyu tarafından bilinen olaylar. Ancak söylenenlere göre bu şekilde yaşanan birçok olay hala gün yüzüne çıkmadı.
Hükümet aileyi gasp etti
Kadına yönelik şiddet, öldürme ve hak ihlalleri her geçen gün artarken, sorunlar yaşayan kadınlar sorunları çözülmediği için çoğu kez “kendin öldürme” yoluna başvuruyor. Kurum ve ilgili yerler sorunları çözmek yerine onlar da şikayet, eleştiri ve öneriler yapıyor. Kurum ve ilgili yerlerin bizzat kendilerinin de eleştirdiği iktidardan çözüm umuyor.
Konularımız üzerinde birkaç kurum ve şahsiyetlerin görüşleri şöyle:
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Yönetimi Kanun Bölümünden Sorumlu Ruxoş Ehmed: İçinde yaşadığımız sistem erkek egemen bir sistemdir. İmkan ve makamlar daha çok erkek için ayrılıyor. Erkekler yönetimde daha fazla yer aldığı için erkekler kadınlardan daha fazla tecrübelidir. Ağır işler, evin bakımı, çocukların eğitimi gibi işler de kadına bırakılıyor. Ne erkek ne de hükümet bu konuda kadına yardım etmiyor. Kürdistan Bölgesi’ndeki partiler bütün resmi, toplumsal makamlara hatta ailevi kurumlara bile el koymuş durumda. Bakanlık askeri rütbelere göre kadına yönelik şiddete karşı yönetimde paylaşım yapıyor. Kadınların yönetimde daha hassas ve daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ancak imkanlar aynı oranda kadın için ayrılmıyor. Bazı sorunların kaynağı kadının korkması ve yanlış yapmaktan çekinmesinden alıyor.
Kürdistan Bölgesi’nde kadınlar için ayrılan yüzde 25’lik kota diğer bütün kurum ve ilgili yerlerde de esas alınması gerekir. Kadınlar daha iyi bir şekilde kadınların sorunlarını çözebilir. Kadın sığınma evinde yöneticilik yaptığım zaman kadınlar geldiğinde erkek yöneticiye rahatlıkla derdini anlatamıyordu.
RJAK Koordinasyonu Üyesi Necîbe Ömer: Sivil örgütler daha iyi rollerini, görevlerini yerine getirmesi için iktidara bağlı olmamalıdır. Toplumsal kadın örgütleri de parlamentoya etki etmesi ve değişim yaratması için önemli bir role sahiptir. Kadınların ve toplumun sorunlarını çözmek için sivil eylemlere öncülük ediyor. Bu vesileyle parlamentoya ve hükümete baskı kurabilirler.
Örgütler kadın sorunlarının çözümü için alakadar olursa o zaman kadınların sorunları daha rahat çözülebilir ve konuşulur. Geçmiş dönemde birçok kez kadın sorunlarının çözümü için kadına yönelik şiddete karşı yönetimlere başvurdu ancak kadınların sorunlara erkek egemen bir bakışla kadınların sorunları çözülmeden kadını geri eve gönderdiklerini gördük. Sorunlar iki cinsi de ilgilendirdiği için erkeklerin de bazı kurumlarda yer alabilir.
Kadın örgütleri olarak hükümetten kadına yönelik şiddete karşı örgütlerin yönetimlerinde kadınların olması ve çalışanların sivil kadın örgütleri tarafından eğitilmesini talep ettik. Ancak iktidar bunu öyle istemiyor. Toplumsal kadın örgütleri bu konuda uyarıp, eğitmesi gerekir. Kökten bir değişim sağlanmadığında sivil kadın örgütleri de iktidarın bir parçası olacak. 2007 yılında birçok kadın örgütü olarak hazırladığımız listeyi bakanlık ve kurumların işleyişe koyması için hükümete listeyi sunduk. Kurum ve bakanlıklara bağlı kurumlarda kadınların daha fazla yer alması için bir kez daha sunabiliriz.
Demokrasinin Gelişmesi ve İnsan Hakları Örgütü Yöneticisi (DABÎN) Dilsoz Zengene: Yönetimlerde yarısının kadın yarısının erkek olması gerekir. Hükümete bağlı kadına yönelik şiddete karşı kurumlarda da kadınların yer alması için hükümetle diplomatik ilişkiler kurmalıyız.
Gazeteci Tirîfe Hesen: Kadına yönelik şiddet ve suçlarda ağır cezaların verileceği kanunların çıkarılması gerekir. Kadın örgütleri güçlü bir mücadele yürütmelidir. Kitlesel kadın eylemlerine ihtiyaç var. Kadın örgütleri kadınlara daha çok seminer, panellerle örgütlemeler yapmalıdır. Basın kurumları da sadece haber yapma ya da kendini öldürenlerle sınırlı kalmamalıdır. Ciddi bir araştırma yapmalıdır. Genişçe yapılan incelemelerin ardından öldürme ya da kendini öldürme konusunda sonuçları açıklanmalıdır.
Silêmanî Üniversitesi Öğretim Görevlisi Naziye Osman Mihemed: Ortadoğu’da ve özellikle Kürtler arasında kadın her dönemde şiddete uğruyor. Yürütülen çalışmalar zayıf olduğu için sonuç alınmıyor. Kadın örgütlerinin tamamen çalışmadığını söylemek istemiyorum ama nasıl bir iş ortaya çıkarıyorlar. Sorunların tespitleri iyi yapılmalı ve neyden kaynaklandığını ortaya koymalıyız. Kadınların nasıl haklarını elde edeceği konusunda eğitimler verilmelidir.
Toplumda insan değeri azaldığı için kadın ya da erkeğin başına gelen şey üzerinde çok ilgili olunmuyor. Kadın örgütleri kadınların bütün şikayetleri ve davaları üzerinde incelemeler yapıp, şiddetin sebebini ortaya koyacak analizler yapmalıdır. Yeterli araştırma yapılmıyor. Kadın ölümleri konusunda da ciddi araştırmalar yapılmıyor. Bazı kadın kurumlar olsa da çok azdır. Kadın sığınma evleri sorunları bir yere kadar çözüm bulabiliyor ancak daha sonrasına çözüm olma konusunda yetersiz kalıyor. Kadın sığınma evi sorunlara tam çözüm olamadığı için kadın için zindan gibi bir yer geliyor. Kedimizi ve çocuklarımızı bu konularda daha fazla eğitmeliyiz. Eğitimde kız ve erkek çocuğu arasında ayrım koyan kitaplarda büyük değişimler yapılmalıdır.
Kürdistan Kadın Gazeteciler Birliği Sorumlusu Seywan Rostem: Kadına yönelik şiddet sadece kadın örgütleriyle bitecek değil, daha geniş çalışmalar yürütülmelidir. Kurumumuzun öncelik görevi olarak kadına yönelik şiddetle mücadele konusu oldu ve bu konuda birçok çalışma yürüttük. 1992 yılından bu yana Irak ve Kürdistan Bölgesi’nde kadın alanındaki kanunların değişmesi için mücadele ediyoruz. Aile, namusun ve kadına yönelik şiddetin önünü açan ciddi kanunlar var. Perspektif, psikoloji, toplumsal, acil yardım ve hukukun korunması gibi bölümlerimiz var. Her şeye rağmen çok şeyi yapamıyoruz. Hükümetin de birçok şey yapması gerekir. Birçok şey de kurumların eğitimine de bağlıdır. Hükümetin kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda önemli bir stratejisi olması gerekir. Kadın örgütleri de bu stratejilerin yerine gelmesi için rollerini daha iyi oynayabilir. Özel bir bütçe de bunların uygulanması için ayrılmalıdır.