İntikam, aklın öfkeye yenildiği, öfkenin eyleme dönüştüğü andır.
İntikam, kızgınlık duygularını kontrol edemeyen insanın bir savunma mekanizmasıdır, savunma biçimleri içinde en ilkel olanıdır. Bir narsistin, bir psikopatın, akli melekesi yeterli olmayan birinin davranış biçimidir. Halk deyimi ile akılsızın davranış biçimidir. Bu nedenle demişler ya ”bin tane akılsız dostun olacağına, bir tane aklıllı düşmanın olsun” diye.
İntikam ile ilgili söylenecek çok şey var. Bu sözcüğü kullanmamın nedeni, 14 Temmuz’dan bu yana Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan gelişmeleri anlamak ihtiyacından kaynaklı. Türkiye’nin Kürdistan’a yaptığı silahlı-bombalı belkide kemikal saldırının, nedenleri ve dış basının bu konuda neler söylediğini izlerken, Hollandalı bir muhabirin Türkiye’den bağlanarak verdiği yorum ilginçti. Cümlenin sonundaki nokta çok belirgindi. Nokta belirgin olunca, arkasından soru genellikle gelmez. Programcı muhabire Türk devletinin neden Kandil’e saldırdığını soruyor. Muhabirin cevabı „Türk devleti Silvan-Çukurca olayının İNTİKAMINI alıyor”. Bu cevaptan sonra, soru gelmedi, tartışılmadı ve konu bitti.
Kandil saldırısının nedeni gerçekten Silvan ve Çukurca olayına karşılık TC’nin intikamı mıydı?
Bu tartışılır. Asıl tartışma konusu bu...
Çünkü Türk medyasına bir bütün olarak bakıldığında, her renk ve çeşidi, akılsızı-entelektüeli, ırkçı-faşisti, liberal-solcusu, prof–polis ünvanlı köşecileri, bazı istisnalar hariç, içinden geçtiğimiz şiddet sürecini, “PKK’nin yaptığı eylemler doğurdu” yorumunu yapıyorlar. PKK’nin olmayan “barış süreci”ni sabote ettiğini, PKK’nin taşeronluk yaptığını, eylemlerin İran, Suriye, İsrail ısmarlaması olduğunu, vb, vb. Herşey güllük-gülistanlik iken, PKK bir eylem yaptı, savaş çıktı. Kısacası savaşın ve Kandil saldırısının sorumlusu silahlı- silahsız Kürt siyasal hareketidir yorumu genel olarak söylenen.
Aslında, Türk medyası, Hollandalı muhabirle aynı görüşte. Sadece Türk medyası, intikam sözcüğünü direk kullanmıyor. Yorumlar içerik olarak aynı.
Neden bu mu?...
Sergilenen davranış biçimi, poltikacısından basınına ve sıradan insanına kadar, intikam sözcüğü kullanılmadan, her tondan intikam çığlıkları atılıyor. Genel tablo intikam anlayışı ve davranışına çok uyuyor.
Gerçi, politika biliminde her devletin bir aklı ve davranış biçimi vardır. Genel olarak günümüzdeki ulus devletlerin aklı olmadığı anlayışı da genel bir kanıdır. Ve intikam da miadını doldurmuş ulus devletlerinin davranış biçimidir, yorumları ve tanımlamaları genel doğrulardır.
Bu genel doğrulardan hareket ederek, Türk medyasının dolaylı bir biçimdeki İNTİKAM yorumlarının ne denli doğru olduğu tartışılmalıdır.
Neden ne olursa olsun, sonuçta insanların öldüğü bir çözüm, kabul edilebilir bir çözüm değil. Günümüzde özgür ve eşit yaşamanın bedeli, insanların ölmesi olmamalı.
Eğer 30 yıllık çok kanlı geçen ve bedeli çok ağır olan bir savaş var ise ve sonuç hala çözümsüzlük ise ve kazanımlar-bedeller terazisi hala bedelden yana ağır çekiyor ise her iki taraftan savaşı-barışı yönetenlere sormak lazım.
Ne zaman bu sorunu kansız çözme beceri ve yetisini göstereceksiniz?…
Bu soruyu, bir de Türk medyası kendi tarafına sorabilse…