
Mersin 1990'lı yıllarda köyleri boşaltılan Kürtlerin yoğun olarak yerleştiğin metropollerden biri. Nüfusunun üçte birden fazlasının Kürtlerden oluştuğu kentte, özellikle çocuk ve genç nüfusu oldukça fazla. Yıllardır yaşanan çatışmalı ortamın doğrudan mağduru olan çocuklar, hak ihlaline uğrayan kesimlerin başında geliyor. Zorunlu göç sonucu Mersin ve Adana başta olmak üzere Türkiye metropollerine göç etmek zorunda kalan aileler işsizlik, yoksulluk, ayrımcılık olmak üzere çok sayıda uygulamaya maruz kaldı. Bu ortamda büyüyen Mersin'de ki çocuklar hem yaşam alanlarında hem de Pozantı Cezaevi'nde insanlık dışı uygulamalara tanıklık ederek büyüdü.
İntikamcı ceza sistemi
Avukat Sebahat Gençtarih Cebe, Mersin'de çocukların diğer kesimlere göre daha fazla hak ihlaline maruz kaldığını ifade etti. Cebe, "2004 yılından beri avukatlık yapan bir insan olarak çocukların karakolda, mahkemede, hapishanede yaşadıklarını gördüğümüzde elimizin kolumuzun bağlandığını görüyoruz. Çocukların en fazla tutuklandığı ve acımasız kararların verildiği yerlerin Mersin ve Adana olmasının nedeni yoğun Kürt göçü alan yerler olmasıyla bağlantılıdır. Bu nedenle daha fazla sindirme politikası uygulanmaya çalışılıyor. Çocuklardan öç alınır gibi bir ceza sistemi uygulanıyor" dedi.
Çocuklar meze misali harcanıyor
Gösterilere katıldıkları gerekçesiyle Mersin'de yargılanan ve gözaltına alınan çocuklara direkt "terörist" gözüyle bakıldığına dikkat çeken Cebe, "Çocuklar karakolda işkenceye maruz kalıyor. Devamında ihbarcılığa, gizli tanıklığa itiliyor. Şu an Adana'daki özel yetkili mahkemelerde girdiğim dosyaların tümünde meze misali delil gizli tanıktır. Gizli tanıkların çoğu çocuktur. Karakolda çocuklardan kendilerinin, ailelerinin zarar görmemesi, uzun yıllar hapis yatmaması, tutuksuz yargılanması ve karakoldan direkt serbest bırakılması için birilerinin ismini vermesi ya da önüne konulan listeye imza atması isteniyor. Ardından 'savcı amca' dedikleri kişiye 'bizim anlattığımız şekliyle konuşursan sen buradan serbest kalırsın' şeklinde ifade vermeye zorlanan birçok çocuk, hiç tanımadığı insanlar hakkında yorum yapmakta, bununla şunlarla eylem yaptım diyerekten başka insanları özgürlüklerinden mahrum bırakılmasına sebep olmaktadır" diye aktardı.
Çocuğun yaşlılığını bitirecek cezalar
Gösterilere katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alınan çoğu çocuğun direkt tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilerek tutuklandığına dikkat çeken Cebe, adli kontrol hükmü büyükler için uygulanırken çocuklar için uygulanmamasını algılayamadıklarını dile getirdi.
Mersin Defterdarlığı'nın gösterilere katıldığı ileri sürülen çocuklar hakkında açtığı davalar devam ederken çocukların ailelerinden binlerce TL para istendiğini aktaran Cebe, "Daha çocuğun yargılaması bile başlamamış, çocuğun suçlu olup olmadığı bile belli değil. Sadece bir iddia var ama bunun üzerinden çocukların kamu malına zarar verdiği iddiasıyla ailelerden para tahsil ediliyor. Usulde ve hakkaniyette uygun olamayan şeyler uygulanmakta" diye belirtti.
İnsaf, vicdan ve hakkaniyet yok
Mahkemelerin çocukların ceza ehliyeti olup olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu'ndan istediği raporların yetersiz ve sağlıksız olduğunu vurgulayan Cebe, "Biz cezaevinde çocuklarla görüştüğümüzde kendilerini ifade edecek cümleler kuramazken bir rapor geliyor, 'bu çocuklar cin gibi her şeyi anlayabilir, yapabilir' raporu üzerinden çocuklara öyle ağır cezalar veriliyor ki. Çocuğun gençliğini bırakın yaşlılığını bitirecek kadar. Bir defada 44 yıl hapis cezası veriliyor. Adalet sisteminde insaf, vicdan ve hakkaniyet gerekiyor" dedi.
Mersin çocuk cezaevine dönüşüyor
Avukat Eyüp Sabri Öncel ise, Mersin ilinde çocuklara özgü özel yargılamalar yapıldığına dikkat çekerek, "Mersin'deki çocuk yargılamaları diğer illere oranla çok yüksek. Çocuklar halen örgüt üyeliğinden yargılanıyor veya cezalandırılıyor. Bazı yargılamalarda sadece gizli tanık ifadesine dayanılarak çocuklara ceza verilebiliyor. Bu yargılamalarla Mersin ili çocuklar cezaevine dönüştürülmek isteniyor. Yasa uygulayıcılarına baktığımızda çocukları caydırmanın tek yolunun cezaevi olduğunu düşünüyor. Ancak çocuk, çocuklara özgü adalet sisteminde yargılanmalıdır" diye kaydetti.
'Çocuklar üzerinden ellerinizi çekin'
İHD Mersin Şube Başkanı Ali Tanrıverdi ise şöyle konuştu: "Polis bu çocuklara esir alınması gereken bir düşman gözüyle bakmaktadır. Mersin'de çocukların yararı düşünülmemektedir. Çocuklara kin ve nefret duygularıyla bakılmaktadır. Okullara baskın yapılarak öğrenciler gözaltına alınmakta, sokak ortalarından polisler tarafından dövülmektedir. Bu uygulamalar Mersin'de olağan hale getirilmeye çalışılıyor. Bu uygulamalar hakkında suç duyurusunda bulunmamıza rağmen sorumlular hakkında hiç bir yasal işlem yapılmamaktadır. Artık çocuklar üzerinde ellerinizi çekin."
DENİZ TEKİN/DİHA/MERSİN
Meclise taşındı
BDP, Mardin'den Ankara Kapalı Çocuk ve Gençlik Cezaevi'ne sürgün edilen tutsak çocuklara yönelik işkenceyi Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e sordu.
Tutuklu BDP Şırnak Milletvekili Selma Irmak, BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken aracılığıyla verdiği soru önergesinde Bakan Ergin'e şu soruları yöneltti:
* Olayla ilgili olarak bakanlığınıza herhangi bir şikâyet başvurusu yapılmış mıdır?
* Bakanlığınız soruşturma başlatmamışsa; bu soru önergemiz bir şikayet bildirimi veya suçu haber verme sayılarak Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi 1. Müdürü ile yine aynı cezaevi infaz savcısı ve çocuklara şiddet uygulayan diğer personel hakkında idari /cezai soruşturma başlatacak mısınız?
* Özellikle çocuk cezaevlerinde çocukların fiziksel veya psikolojik şiddete maruz kaldığıyla ilgili olarak 2013 yılı içerisinde bakanlığınıza bildirilmiş kaç vaka vardır?
* Ceza infaz kurumlarında her düzeyde istihdam edilen memurlar ve diğer çalışanlarınızla ilgili olarak bakanlığınız süresince kaç görevli hakkında tutuklu/hükümlüye karşı şiddet uyguladığı gerekçesiyle soruşturma açılmış ve bunların kaçı cezalandırılmıştır?
* Sevk edilen çocukların, Sincan çocuk cezaevinde saçlarının zorla 'asker traşı' biçiminde kesilmesin yasal dayanağı nedir?