
Türkiye destekli El Kaide çetelerinin saldırılarına karşı büyük bir direnişin yaşandığı Rojava, işgalci devletler, çeteler, işbirlikçilerin kuşatması sonucu yoğun göçle de karşı karşıya. Saldırıların yoğunlaşması, göçü de tetikliyor. Rojava'daki saldırılar ve ambargo nedeniyle göç edenlerin büyük çoğunluğunun El Ekrat birliklerinde yer alan savaşçıların ailelerinden oluştuğu belirtilirken, göç edenler arasında Kürtlerin yanı sıra Arap, Türkmen ve Asurilerin de bulunduğu bildirildi. Göçlerin Halep-Bab-Azaz üçgenindeki Kefer Ziğir, Til Aran, Til Hasıl nahiyelerine bağlı Nêrebiye, Erhaz, Çobanbey, Dudyan, Til Şehir, Didriş, Karagöz, Çömbey gibi 117 köyden gerçekleştiği kaydedildi.
Rojava'da yaşanan göçleri değerlendiren Kürt Yüksek Konseyi (Desteya Bilind a Kurd-DBK) üyesi İlham Ahmet, Rojava’yı boşaltmak ve direnişi kırmak için askeri ve ekonomik bir kuşatma yürütüldüğünü ve göçün abartılarak bir yenilgi havasının yaratılmaya çalışıldığını söyledi. Rojava direnişinin sürdüğünü vurgulayan Ahmet, göçün nedenlerini şöyle ifade etti: “Genel olarak Halep ve Cizirê bölgesinden yani Dêrik ve Qamişlo’dan Türkiye ve Güney Kürdistan’a yönelik belli bir göç yaşandı. Buralar ekonomik ambargo ve kuşatmanın etkili olduğu sahalardır. En fazla Sêmalka kapısından Güney Kürdistan’a yönelik bir mülteci akını oldu. Göçün temel sebebi ekonomiktir. Uzun süredir Türk devleti hem de Güney Kürdistan Hükümeti tarafından Rojava’ya yönelik bir ambargo uygulanıyor. İçerden ise El Kaide’ye bağlı silahlı gruplar Kürt kentleri arasındaki geçiş yollarını keserek gıda aktarımını önlüyor. Yani insanların yaşamlarını sürdürebilmek ve acil gıda ihtiyaçlarını karşılamak için tüm imkânların önünü kapatıyorlar. İçerden ve dışardan uygulanan bir kuşatma planıdır.''
Kapsamlı ve sistematik plan
Ambargo ve saldırıların temel amacının Rojava’da ortaya çıkan Kürt iradesini kırmak olduğunu belirten Ahmet, ''Bu, kapsamlı ve sistematik plan olarak gelişiyor. Suriye devrimini istemeyenler ile Kürt halkının düşmanlarının ortak planıdır'' dedi. Ahmet, YPG güçlerinin direnişi ve halkın bu direnişi sahiplenmesi ile çete grupların büyük darbeler aldığını vurgulayarak, ''Çevre ülkeleri ambargo ve çete saldırılarıyla bölgeyi savaş sahasına çevirmek ve böylece Kürt bölgelerinde savaş ve açlıktan yaşanılamayacağını iddia ederek, Kürtlerin iradesini karmaya çalışıyorlar” dedi.
Güney Kürdistan basınının da olumsuz bir rol oynadığına dikkat çeken Ahmet, yayınların mülteci oluşumunu tetiklediğini söyledi. Ahmet, “Güney Kürdistan basını her gün Rojava hakkındaki yanlış haberlerle bir yanda halkta korku geliştirerek, diğer yandan kapıların açık olduğuna ilişkin spekülatif haberlerle sınır kapılarına kitlesel yığılmalara yol açtı. Halk yığılınca da onlara sahip çıkıyormuş gibi mülteci statüsüyle içeriye aldılar. Böylece bazı bölgeler boşaltılmak isteniyor'' şeklinde konuştu.
Ahmet, göç edenlere yönelik sayının da abartıldığı vurgulayarak, ilk gün 5 bin, ikinci gün ise 2 bine yakın göç yaşandığını, bunların Qamişlo, Kobanê, Hesekê'den olduğunu açıkladı.
ANF/QAMIŞLO