Irak İstihbarat Şefi kimdir?

Forum Haberleri —

Hamid Al-Shatri

Hamid Al-Shatri

  • Gözlemciler, Al-Shatri’yi dindar, ancak toplumsal açıdan açık, etik olarak muhafazakâr, siyasette pragmatik biri olarak tanımlıyor. Popülist seferberlik yerine politika ve idareye öncelik veren bir dinleyici olarak görülüyor.

*DANA TAIB MENMY

Irak’ın Şii Koordinasyon Çerçevesi, hükümet kurma sürecindeki siyasi tıkanıklığı çözmek için çalışıyor. İstihbarat Şefi Hamid Al-Shatri, düşük profilli, ancak dikkat çeken bir başbakan adayı olarak öne çıkıyor.

Kriz, eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin tekrar göreve dönme girişimiyle başladı. Bu hamle ,Şii gruplar arasında bölünmeye yol açtı ve ABD Başkanı Donald Trump’tan alışılmadık derecede net bir uyarı geldi: Maliki aday gösterilirse Bağdat’la iş birliği bitecek.

İki hafta sonra blok içindeki görüşmeler hâlâ kilitli. Bir seçenek, Maliki’yi ikna edip “uzlaşılan aday" bir isme yol açmak; bu isim istikrar sağlayabilir ve uluslararası kabul görebilir. Al-Shatri, geniş destek gördüğü belirtilen önde gelen adaylardan biri ve adaylığı Maliki’nin geri adım atmasına bağlı.

Gölgelerdeki adam

Hamid Rashid Faleh Al-Shatri, Aralık 2024’ten beri Irak Ulusal İstihbarat Servisi’ni (INIS) yönetiyor; ataması Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani tarafından yapıldı. Hassas görevlerde bulunmasına rağmen kamuoyunda büyük ölçüde tanınmıyor. Gazeteci Firas Jabbar, yerel gazete Al-Alam Al-Jadeed’de yayımlanan köşe yazısında, Al-Shatri’nin yükselişinin gösteriş ve rekabetle dolu Irak siyasi sisteminde alışılmadık olduğunu belirtiyor. Al-Shatri, parti bağları veya medya görünürlüğü yerine kurumsal çalışmaya odaklanarak etkisini sessizce inşa etmiş.

Dhi Kar vilayetinin eş-Şatra ilçesinde 1969’da doğan Al-Shatri’nin erken hayatı, Saddam Hüseyin’e muhalefetle şekillendi. 1991 ayaklanmasına katıldı ve ailesiyle birlikte 1993’e kadar hapis yattı. Serbest bırakıldıktan sonra gözetim altında yaşadı, Güney Irak bataklıklarına sığındı, ardından Güney Kürdistan’a geçti ve sürgüne gitti. İran ve İsviçre’de bulundu; burada siyasi faaliyetlerini sürdürdü ve BT sektöründe çalışarak teknokratik yönetim yaklaşımını geliştirdi.

ABD-İngiltere'nin 2003'teki işgalinden sonra 2004’te Irak’a döndü ve yeni ulusal güvenlik kurumlarına katıldı. Ulusal Güvenlik Bakanlığında yükseldi, hukuki ve örgütsel temellerin oluşturulmasına katkı sağladı. Daha sonra Ulusal Güvenlik Servisi’nin başına geçti, ancak siyasi nedenlerle kenara itildi ve Ulusal Güvenlik Danışmanlığına atandı. 2024’te INIS başkanlığına getirilmesi siyasi bir geri dönüş oldu.

DAİŞ'in 2014’teki saldırısı sırasında Ali es-Sistani’nin silahlanma çağrısından sonra gönüllü güçlerin örgütlenmesini koordine etti. Savaş alanı komutanı olmasa da kriz döneminde kritik bir rol oynadı.

Son dönemde güvenlik konularında daha görünür hale geldi. The Washington Post’a Ocak 2026’da verdiği nadir röportajda, DAİŞ’in bölgede yeniden yapılandığı uyarısında bulundu. Irak istihbaratına göre DAİŞ'in varlığı son bir yılda önemli ölçüde arttı.

Al-Shatri, DAİŞ’in birleşik ve uyarlanabilir olduğunu, Suriye’deki istikrarsızlığı kullanarak Irak güvenliğini tehdit edebileceğini belirtti. Sınır kontrolü, cezaevi kaçışları ve bölgesel yayılma konusundaki Bağdat endişelerini dile getirdi. Bu röportaj, Al-Shatri için alışılmadık bir medya görünürlüğüydü.

Güvenlik diplomasisi ve bölgesel denge

Al-Shatri’nin profili, 2024 sonundan beri Şam’a yaptığı üst düzey ziyaretlerle yükseldi. Irak heyetlerini yöneterek sınır güvenliği ve Iraklı silahlı grupların Suriye çatışmasına katılmasının önlenmesi üzerine odaklandı. Bu ziyaretler, Iraklı yetkililerin “güvenlik diplomasisi” dediği alanda rolünü genişletti; Al-Shatri’yi ABD ve İran arasında Irak’ın hassas dengesini yönetebilen kilit bir figür haline getirdi.

Spekülasyonlara rağmen Mukteda es-Sadr veya Sadr hareketiyle yakın bağları olduğuna dair kanıt yok. Adı ağırlıklı olarak Koordinasyon Çerçevesi grupları arasında geçiyor; bu grupların çoğu Sadr kampıyla gergin ilişkilere sahip.

Gözlemciler, Al-Shatri’yi dindar, ancak toplumsal açıdan açık, etik olarak muhafazakâr, siyasette pragmatik biri olarak tanımlıyor. Popülist seferberlik yerine politika ve idareye öncelik veren bir dinleyici olarak görülüyor.

Destekçileri, pragmatizmi ve kurumsal deneyiminin bölünmüş bir ülkeyi yönetmeye uygun olduğunu söylüyor. Eleştirmenler ise düşük profilli tarzının ekonomik ve güvenlik zorluklarında güçlü siyasi liderlik sağlayıp sağlayamayacağını sorguluyor.

Şu an Al-Shatri, özel müzakerelerde bir isim olarak kalıyor. Başbakan olup olmaması, Şii gruplar arasındaki görüşmelere ve Irak’ın sloganlardan ziyade kurumlarla şekillenmiş bir lidere güvenip güvenmeyeceğine bağlı.

* Dana Taib Menmy'nin The New Arab'daki yazısı çevrilerek, kısaltıldı. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.