Güney Kürdistan cephesinde bu rekabetin en fazla Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile Goran Hareketi arasında geçmesi bekliyor. Çünkü Federal Kürdistan Bölgesi’nde 21 Eylül 2013'te yapılan seçimlere kadar da KYB Güney Kürdistan’ın ikinci büyük gücü konumunda olmasına rağmen, hem seçimlerde gerileyip Goran Hareketi’nin gerisine üçüncü sıraya düştü, hem de kalesi konumundaki Süleymaniye’yi Goran Hareketi’ne kaptırdı. Goran Hareketi’nin bu başarısı KYB’nin, 2005 yılından sonra bölge hükümetinin oluşumda Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile oluşturduğu koalisyon ortağından kaynaklandı. Bu koalisyon ortaklığında KYB adeta KDP’nin yedeği durumuna düştü ki, bu durum kendi tabanı üzerinde olumsuz bir etki yaptı. Bundan dolayı da 21 Eylül seçimlerinde büyük bir hezimet yaşadı.
Irak seçimlerinden kısa bir süre önce bu durum tersinden işlemeye başladı. KYB, 21 Eylül seçimlerinden sonra sekizinci dönem hükümetinin kurulmasında KDP ile yeni bir koalisyon ortaklığından ısrarla kaçındı. Bu tutumunu hala da sürdürüyor. Goran Hareketi ise KDP’yle anlaşıp koalisyon hükümetine katıldı. Bu durum Goran Hareketi’nde şimdiden büyük bir rahatısızlık yaratmış durumda ki, daha şimdiden aralarında Goran Hareketi’nin kurucularından Salar Aziz ve birçok meclis üyesinin de olduğu binlerce kişi istifa etti. Hepsi yaptıkları açıklamalarda istifa nedenlerini "Goran Hareketi’nin Güney Kürdistan’daki sisteme dahil olmak için değil sistemi değiştirmek için kurulduğu" gerekçesiyle izah ettiler. Goran Hareketi'nin hükümete katılma tutumunun sürmesi halinde bu istifaların önümüzdeki günlerde daha da artması bekleniyor. Tabi Goran Hareketi'nin kadro ve kitlesi KYB’den ayrılan kesimlerden daha çok oluşmaktadır ki, bu durumun Süleymaniye başta olmak üzere birçok yerde Irak parlamento ve eyalet seçimlerinde ibreyi KYB lehine çevireceği tahmin ediliyor.
Fakat Kürt partileri arasında oy oranında kısmi de olsa artış yapması beklenen KDP’dir. Çünkü KDP son bir yıl içinde Bağdat ile belli bir gerginlik politikası izleyerek bir Arap tehdidini Kürtlerin zihninde canlı tuttu. Bunu da bir taraftan Bağdat’ın onayı olmadan petrol satmaktan kaynaklı olarak Bağdat yönetimiyle çatışarak, diğer taraftan sürekli halkların kendi kaderini tayin hakkına vurgu yapıp bağımsız bir Kürdistan hayalini canlı tutarak yaptı. Son günlerde de "seçimlerden sonra ya bağımsız bir Kürdistan ya da konfederal bir devlet" söylemini bir propaganda aracı olarak kullanarak Kürt milliyetçiliğine tam gaz verdi. Maliki hükümeti de yaşanan bu gerginlik döneminde Güney Kürdistan’daki çalışanların maaşlarını ödemeyerek KDP’nin ve etnik milliyetçi söylemlerin değirmenine su taşıdı.
Şii cephesinde de durum pek farklı değil. Bundan önceki seçimlerde Şii blokun ikinci partisi konumundaki Muqteda El-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi’nin bu seçimlerde güç kaybeceği söylenebilir. Çünkü Sadr her ne kadar Irak’ın bütünlüğünü ve sekteryanizm (dinsel, mezepsel) karşıtlığını savunuyor olsa da ülke genelinde El Kaide bağlantılı örgütlerin saldırlarının oluşturduğu belli bir hassasiyet ve bu hassasiyetin mezhepsel guruplar arasında yarattığı bir fanatizm söz konusu. Şiiler arasında da bu fanatizm var. Ki, Muqteda El-Sadr da benzer bir şekilde ABD işgaline karşı verdiği mücadeleyle nam salmıştı. Irak genelinde yaşanan sekteryanizmden dolayı Sadr hareketinin haklı ve olması gereken tutumları dahi kitleler arasında istenen cevabı bulmuyor. Sandığa mezhepsel fanatiklerin lehine etki yapması beklenen bu durumun Şii cephesinde en fazla Maliki’nin lideri olduğu Dava Partisi'nin işine yarayacağı tahmin ediliyor.
Tabi seçimlerden hangi partinin birinci, hangisinin ikinci çıkacağının belli bir önemi olsa da asıl önemli olan seçimden sonra ne yapılacağıdır. Bu konuda Güney Kürdistan’da yapılan son seçimlerin üzerinden yedi ayı aşkın bir süre geçmesine rağmen hala ne hükümetin kurulabilmesi ne de parlamentonun toplanabilmesi gibi bir deneyim ortadayken, etnik ve mezhepsel çelişki ve çatışmaları son yıllarda en üst düzeyde yaşayan Irak’ta seçimlerin ülke genelinde neleri değiştirmeye muktedir olacağı merakla bekleniyor.
Irak seçimlerinde fanatizm kazanacak
Irak’ta 30 Nisan günü yapılacak olan parlamento ve eyalet seçimlerinin heyecanı Pazar günü 19 ülkede başlayan ve iki gün sürecek olan oy verme işlemiyle start aldı. Etnik ve mezhepsel çelişkilerle geçen son dört yılın ülke genelinde seçim sonuçlarına nasıl bir değişim etkisi yapacağı şimdiden büyük bir merak konusu. Aslında herkesin oy potansiyeli belli. Ülke genelinde her etnik ve mezhepsel gurubun kendisine ait partilere oy vereceği kesin. Merak konusu olan bu etnik ve mezhepsel gurupların kendi içindeki partiler arasında geçecek olan rekabettir.