ABD'nin 2003 yılında Irak'ı işgal etmesinden sonra ülkede iyice artan mezhepçi şiddet ve istikrarsızlık DAİŞ'in ülkede yuvanlanmasına ve güçlenmesine zemin sundu. DAİŞ'in geçen yazdan itibaren Irak'ta etkinliğini artırmasının ardından İran ordusu da Irak topraklarında aktif olarak savaşmaya başladı. İran'ın "bölge gücü" olarak Suriye ve Irak'ta etkisini arttırmayı ve Şiilerin güçlü olduğu yeni bir Ortadoğu projesini hayata geçirmeyi hedeflediği biliniyor.


İranlı komutanlar Suriye'de

İran'ın iç savaşın sürdüğü Suriye'deki varlığı son aylarda gittikçe artıyor. İran'a bağlı askerler ile Tahran'ın desteklediği Hizbullah unsurları DAİŞ'e karşı Esad rejiminin saflarında savaşıyor ve kayıplar da veriyorlar. 

En son İran Devrim Muhafızları'na bağlı Fatimiyyun Tugayları Komutanı Ali Rıza Tevassuli'nin Suriye'nin Dera kentindeki çatışmalarda öldüğü duyuruldu. İran resmi haber ajansı Fars’ın haberine göre, Tevassuli'nin yanısıra yardımcısı Rıza Bahşi ve yanlarındaki 5 İranlı asker de aynı çatışmada hayatını kaybetti.


Irak'ta da İran'ın etkisi artıyor

Şii Başbakan Haydar El Abadi'nin iktidarındaki Irak'ta da İran'ın etkisi artık çok açık bir şekilde hissediliyor. Zaten İran da DAİŞ’e karşı savaşan Irak’a silah gönderdiğini kabul etmişti. Tahran yönetimi son zamanlarda Irak topraklarında İranlı komutanların öldürüldüğünü de açıklamıştı. 


İran, Tikrit operasyonunda

İran askerleri ve komutanları Tikrit operasyonunda da yer alıyor. Bağdat'ın 150 kilometre kuzeyinde yer alan Tikrit 8 aydan fazla bir süredir DAİŞ'in kontrolünde. Pazar günü Irak Başbakanı Haydar el Abadi, kenti geri almak için DAİŞ'e saldırı başlatıldığını açıklamıştı. Irak ordusu ve kendilerine Haşid Şaabi (Halk Seferberliği) ismini veren Şii milis grubu birçok yönden Tikrit'e saldırıyor. Irak savaş uçaklarının destek verdiği operasyona 30 bin asker ve milisin katıldığı bildirildi. 


General Süleymani yönetiyor

İran Devrim Muhafızları'nın dış operasyon birimi Kudüs Gücü'nün başındaki isim General Kasım Süleymani'nin Tikrit operasyonunda bizzat yer aldığını da biliniyor. Şii milis kaynaklar da General Süleymani'nin operasyonun yönetilmesinde şahsi olarak rol oynadığını doğruluyor.


Fotoğraflarla kanıtlı

İran'ın resmi makamları henüz bu durumu doğrulamadı ancak Devrim Muhafızlarına yakınlığı ile bilinen İran'ın Fars haber ajansı da Süleymani'nin operasyondaki rolüne ilişkin olarak geniş haberler geçti. Hatta Süleymani'yi Iraklı komutanların ve subayların arasında gösteren fotoğraflar yayınladılar. Ajans, fotoğrafların Tikrit civarında çekildiğini bildirdi. 


Bir tugay Hamaney'e bağlı

Tikrit'te DAİŞ'e karşı savaşan Şii milis gruplardan Saraya el Horasani (Horasan Tugayları) de İran'ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney'e bağlı olduklarını söylüyor. Bu tugayın komutanlarından biri BBC Farsça servisine General Süleymani'nin emri altındaki İranlı güçlerin Iraklı Şii savaşçıları operasyon başladan uzun bir süre önceden bu yana eğittiğini ve moral olarak hazırladıklarını açıkladı. 


Hedef bölgede güç sahibi olmak

Uzmanlara göre İran, devrik diktatör Saddam Hüseyin'in memleketi Tikrit'i DAİŞ'ten 'kurtararak' hem kentteki hem de bölgedeki siyasi varlığını ve gücünü pekiştirmeyi hedefliyor. 


Abadi hükümetine tepki var

Ancak Irak'taki Sünni aşiretler, İran'ın ülkedeki varlığından ve artan etkisinden rahatsız. Sünni politikacılar da İran'ın konumundan duydukları rahatsızlığı sık sık dile getiriyor. İran'la yakın ilişkiler içindeki Şii Başbakan Haydar Abadi'nin başkanlığını yaptığı merkezi Irak hükümetine tepkiler yükseliyor. Anbar eyaleti başta olmak üzere Sünnilerin ağırlıkta olduğu bölgeler, merkezi hükümeti İran etkisine açık olmakla suçluyor. İran’ın rolünün bu kadar büyümesi Sünniler kadar ABD’yi de rahatsız ediyor.


İran'ın yargılanması isteniyor

Ayrıca İran'a bağlı güçler sivillere yönelik ihlallerle de gündeme geliyor. 25 Şubat'ta Anbar eyaletindeki Sünni aşiretler, yayınladıkları ortak açıklamayla, bölgeye müdahale ederek sivil ölümlerin yaşanmasına neden olmakla suçladıkları İran’ın uluslararası mahkemede yargılanmasını talep etti.


Suçları raporlarla sabit

İran’ın desteklediği ve DAİŞ karşıtı mücadele gerekçesiyle sayıları her geçen gün artan Şii milisler, insan hakları örgütleri tarafından da sivilleri öldürmek, göçe zorlamak ve işkence yapmakla suçlanıyor. En son geçtiğimiz Salı günü açıklanan Birleşmiş Milletler'in Irak raporunda da Şii milislere yönelik bu yönlü suçlamalar yapılmıştı. Uluslararası Af Örgütü de Ekim ayında yayımladığı raporda, Irak'ta hala çok sayıda Sünni sivilin, Şii milislerce kaçırıldığını ve öldürüldüğünü belirtmiş, Irak hükümeti bu iddialara ilişkin soruşturma başlatmıştı. 


Şiiler de Sünnileri suçluyor

Ülkede Şii ağırlıklı hükümet ile Sünni azınlık arasında yıllardır süren gerginlik, bazı Sünni aşiretlerin DAİŞ'e destek vermesinin başlıca sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Zira şu an ülkede iktidarda olan Şiiler de kimi Sünni aşiretleri DAİŞ'e destek vermekle suçluyor. Özellikle de DAİŞ'in Irak'a ilk olarak girdiği yer olan Anbar eyalatindeki kimi büyük Sünni aşiretler verdikleri destekle çete örgütün ülkede yayılmasına ve güçlenmesine sebep olmakla suçlanıyorlar. Taraflardan gelen karşılıklı suçlamalar sahada da güç savaşına dönüşmüş durumda. 


Çözüm için birlik gerekiyor

Siyasal çekişmelerin ve mezhepçi kavgaların bitmek tükenmek bilmediği Irak'ta durum her geçen gün kötüye gidiyor. Irak merkezi hükümeti hem ABD'den hem de İran'dan destek alsa da katliamcı DAİŞ'i topraklarından çıkarmayı başarmış değil. Öte yandan uzun yıllardır sürekli savaşın hakim olduğu ve ağır sivil kayıpların verildiği bir ülkede yaşamak Irak toplumu arasında duygusal bölünmeye de neden oluyor. Bu da ülkeyi yönetenlerin başarısız politikalarıyla doğrudan bağlantılı. Sivil toplum kuruluşları ve demokratik kamuoyu Irak'lı liderlerden mezhepçi ve ayrımcı yönetim tarzını terk ederek, tüm toplumu kapsayacak demokratik, eşitlikçi politikalar üretmesini bekliyor. Şii Başbakan Abadi'ye de Kürtlerle ve Sünnilerle ortak hareket etmesi çağrısı yapıyor. 


 HABER MERKEZİ