
Irak'ın BM Daimi Temsilcisi Muhammed Ali El Hakim tarafından BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'a iletilen mektupta, "terörist grupların 11 Haziran'da Bağdat yakınlarındaki Muthanna tesisini ve içindeki kimyasal maddeleri ele geçirdikleri" bilgisini iletti.
Saddam döneminden kalan Mutanna'daki kimyasal silah tesisinin, 11 Haziran'da IŞİD'in eline geçtiği yönündeki bilgiler ilk kez 19 Haziran'da basına yansımıştı. Ancak ABD istihbaratı CIA, her ne kadar buradaki kimyasalların kullanılamaz olduğunu söylese de, hem Iraklı yetkililerin başvurusu hem de İngiltere'de basında çıkan haberler işin ciddi boyutta olduğunu gösteriyor.
Mektupta, "Irak Hükümeti'nin bölgedeki güvenlik durumunun kötüleşmesi nedeniyle buradaki kimyasal silahları imha etme sözünü yerine getiremeyeceği" kaydedildi.
Saddam Hüseyin rejimi döneminden kalan kimyasal tesislerde çeşitli zehirli kimyasal maddeler ya da kalıntıların bulunduğu parçalar olduğu belirtildi.
Riskler halen var
Öte yandan The Telegraph Gazetesi'nin Damine McElroy imzalı 19 Haziran tarihli haberinde, ABD ve CIA açıklamalarının bir kısmı onaylanıyor. İngiltere, IŞİD'in depolarda bulunan kimyasalları silah haline getirecek uzmanlarının olmadığını belirtmişti. Ancak bir kısmının el yapımı bomba üretiminde kullanabileceğini ve bu tecrübesini Suriye'ye aktarmış olabileceği de ihtimal dahilinde görülen yazıda, IŞİD'in Suriye'de kimyasal silah kullanma ve ele geçirme konusunda ısrarına dikkat çekilmişti.
'Ölümcül saldırılar' uyarısı
Kimyasal silah uzmanlarının, IŞİD'in Mutanna'da ele geçirdiği kimyasalların bir kısmı ile el yapımı silah üretimi yoluna giderek, Suriye ve Irak'ta ölümcül saldırılar yapma konusunda uyarıların yer aldığı haberde kaynak, dünyanın önde gelen kimyasal silah uzmanı, aynı zamanda İngiltere'nin kimyasal silah bölümü eski şeflerinden Hamish de Bretton-Gordon.
Gordon, 19 Haziran'da IŞİD'in Mutanna'daki kimyasal depoları ele geçirmesi üzerine yaptığı açıklamada, geniş hangarlardaki beton depolarda çoğu kullanıma hazır hardal ve sarin gazı olduğunu söyledi.
Şu anda Suriye'den kimyasalların taşınması sürecine de yoğunlaşmış olan Gordon'un Telegraph'a söyledikleri şöyle: "IŞİD'in tam fonksiyonlu bir kimyasal mühimmat kullanması için uzmanlarının bulunduğu şüpheli. Ancak orada el yapımı bomba imalatında kullanılacak materyaller var. Bize göre, IŞİD Irak'ta düzenlediği patlamalarda daha önce de kimyasal kullandı ve bu tecrübelerini Suriye'ye de taşıdı."
Irak'ta kimyasalların imhasının tartışıldığı süreçte, İngiltere burada bulunan iki deponun içinde bulunan maddelerin yapısından dolayı, imha sürecinin teknik olarak oldukça zor olduğu bilgisini paylaşmıştı.
ABD'ye göre 'telaşa mahal yok'
ABD yetkilileri ise betona gömülü iki büyük depo olduğunu ve burada bulunan sarin gazının 'büyük bir çoğunluğunun' kullanılamaz olduğu bilgisini verdi. Washington sözcüsü Jen Psaki, burada kaygılarının kimyasal depolarının ele geçirilmesinden çok, IŞİD'in herhangi bir askeri yeri ele geçirmesinden kaynaklı sürdüğüne dikkat çekti. Psaki, depoda bulunan kimyasalların askeri bir değeri olmadığına inandıklarını ve bulunanları güvenle taşınmasının imkansız olmasa da oldukça zor olduğunun da altını çizdi.
Irak 80'lerin sonu, 90'ların başında kimyasal üretiminde en üst noktaya ulaşmış ve depolarını kimyasal silah malzemeleri ile doldurmuştu. CIA açıklamasına göre, Irak kimyasal üretimine başladığı 1983 yılından, Sarin deneme üretimine geçtiği 1984 yılı sonrasında her yıl 150 ton hardal gazı üretti.
Bu arada Rojava’nın Kobane kantonunda IŞİD çeteleri ile yaşanan bir çatışmada yaşamını yitiren 2 YPG savaşçısının cenazesi üzerine yapılan incelemede kimyasal silah emarelerine rastlandığı bildirildi. Kobanê'deki doktorlar araştırmalarının sürdüğünü, netleştirdikten sonra kamuoyuna açıklamada bulunacaklarını söylemişti.
HABER MERKEZİ
AB ülkeleri tedbir alıyor
Irak, Suriye ve Rojava'da IŞİD çetelerinin saldırıları ve işlediği insanlık suçları her gün biraz daha kamuoyunun gündemine gelirken, çetelerin Avrupa'daki insan kaynakları son günlerde daha çok tartışılır hale geldi. Fransa'nın Suriye'ye savaşa giden gençlere yönelik yeni tedbirleri alacağı yönündeki açıklamaların ardından, Avrupa Birliği ülkeleri de konuyu müzakere ediyor.
Almanya ve bazı AB ülkeleri, Suriye'den Avrupa'ya gidip çeşitli çete örgütlerine katılacak olanlara karşı bir eylem planı üzerinde uzlaştı. Plan, Türkiye ile işbirliğini de öngörüyor.
Almanya, Fransa, Belçika, İngiltere, İtalya, İsveç, İspanya, Danimarka ve Hollanda plan konusunda bir uzlaşı sağladı.
Daha sıkı kontroller isteniyor
Avrupa Birliği'nin Terörle Mücadele Sorumlusu Gilles de Kerchove, önce gün AB İçişleri Bakanları'nın Milano'daki görüşmesinde yaptığı açıklamada, ülkelerin Schengen Bölgesi içinde daha sıkı önlemler alınması konusunda uzlaştıklarını açıkladı. Eylem planına dair ayrıntılı bilgi verilmezken, planın Avrupa'dan çıkacak ve Avrupa'ya yeniden dönecek kişilerin tespit edilmesinin kolaylaştıracağına dikkat çekildi.
Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, ülkelerin belirli güvenlik önlemleri konusunda Avrupa Birliği düzeyinde görüştüklerini söyledi.
Fransa önlem paketini açıklamıştı
Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve, pazartesi günü yaptığı açıklamada Suriye'ye gidişleri önlemek amacıyla bir paket hazırladıklarını belirtmişti.
Avrupa Birliği ülkelerinin ortak bir çaba sergilemesi gerektiğini de sözlerine ekleyen Cazeneuve, bu paketin Fransa'da 800 genci ilgilendirdiğini sözlerine eklemişti. Önlemler arasında Fransız istihbaratının gençlerin Suriye'ye gitmeye teşvik eden sitelerin çökertmesi, 18 yaşından küçük gençlerin ailelerin isteği durumunda bile ülke çıkışına izin verilmemesi ve şüpheli yetişkinlerin ise hakim kararıyla yurtdışı seyahatlerinin engellenmesi bulunuyor.
Belçika ise AB çapında daha etkin önlemlerin alınmasından yana.
Belçika, Schengen Bölgesi dış sınırlarındaki kontrollerin artırılması ve AB ülkeleri vatandaşlarının da kontrol edilmelerini talep ediyor. Halihazırda AB vatandaşlarının sadece pasaport süreleri kontrol ediliyor.
Avrupa Birliği ülkelerini daha çok endişelendiren, gençlerin Suriye veya Irak'a IŞİD veya El Nusra gibi çete örgütleri bünyesinde kirli bir savaşa katılmasından ziyade bu gençlerin oralarda eğitim alıp tekrar Avrupa'ya dönmesi. Dönenler polisin ve istihbarat örgütlerinin yoğun kontrolü altında bulunuyor.
Kürt basını bu ülkelerin bir sorumluluk çerçevesinde hareket etmediğini polisin veya istihbarat örgütlerinin gençlerin gidişlerinden haberdar olmasına rağmen yeterince harekete geçmedikleri yönünde haberler yapmıştı.
HABER MERKEZİ