KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Irak hava sahasını kontrol eden Irak ve Uluslararası Koalisyon ile kampın bağlı olduğu BM’nin sorumluluğuna işaret etti. Eşbaşkanlık, "Bu saldırı için hala BM ve Irak'ın hiçbir açıklama yapmaması kabul edilir bir durum değildir. Sessizlik bu suçun ortaklığını kabul etme anlamına gelmektedir" dedi.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Şehîd Rusten Cûdî (Mexmûr) Mülteci Kampı’na yönelik hava saldırısına ilişkin dün yazılı bir açıklama yaptı. Mexmûr Kampı’nın Güney Kurdistan’ın kapısı olduğu, DAİŞ’in burayı ele geçirerek Hewlêr üzerine yürümek ve Güney Kürdistan’ı tamamen işgal etmek istediği hatırlatılan açıklamada, "Ancak Mexmûr halkı, milisleri, Öz Savunma Güçleri, genci ve kadınıyla DAİŞ saldırılarına karşı direnmiş, DAİŞ’in saldırılarını püskürterek Başurê Kurdistan'ın işgal edilmesinin de önüne geçmiştir. Yıllarca da DAİŞ’in bu alanları işgal etmesine izin vermeyerek tüm insanlık adına direnişini sürdürmüştür. Nitekim bu direnişinden dolayı dönemin Başkanı Sayın Mesud Barzani Mexmûr’e giderek öz savunma güçlerinin mütevazi döşeğine oturmuş ve şükranlarını bildirmiştir" denildi.


Sessizlik suçun ortaklığıdır

Türk savaş uçaklarının saldırarak şehit ettiği 5 özgürlük savaşçısının, DAİŞ’e karşı direnen Mexmûr Öz Savunma Güçlerinin üyeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, şunların altı çizildi: "Mexmûr halkının DAİŞ tarafından katliama uğratılmasının önüne geçerek Birleşmiş Milletler’i (BM), Irak hükümetini ve Başurê Kurdistan yönetimini ağır bir töhmetten kurtaran bu güce yapılan saldırı, tüm insanlığadır. Saldırıdan, BM ve Irak hükümeti sorumludur. Irak hava sahası, Irak devleti ve Uluslararası Koalisyon’un kontrolündedir. Hiçbir güç izin almadan bu saldırıyı gerçekleştiremez. İzin alındıysa da alınmadan yapıldıysa da sorumlu, hava sahasını kontrol eden Irak ve Koalisyon’dur. BM de koruma sorumluluğu üstlenmediği için sorumludur. Bu saldırı için hala BM ve Irak'ın hiçbir açıklama yapmaması kabul edilir bir durum değildir. Sessizlik, bu suçun ortaklığını kabul etme anlamına gelmektedir."


Türk devletini cesaretlendiriyorlar

Bu saldırının Mexmûr halkının güvencede olmadığını ortaya koyduğu; Türk devletinin eşkıya bir devlet gibi istediği yere saldırmasından da bu güçlerin sorumlu olduğu belirtilen açıklamada, "Türk devletine karşı tutum almamaları, bu devleti bu tür suçlar işlemesi konusunda cesaretlendirmektedir" denildi.


Her yerde karşılık verilecek

Bu saldırı karşısında Kürt halkının Türk devletine karşı her yerde direnme hakkı ve meşruiyetinin doğduğu vurgulanan açıklamada, şu dikkat çekici ifadeler yer aldı: "Kürt halkının özgürlük güçleri Türk devletine her yerde istediği gibi saldıramayacağını gösterecektir. Bu şehitlerin kanı yerde bırakılmayacaktır."

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, tüm Kürt halkının şu gerçeği görmesini istedi: "Türk devleti sadece Bakurê Kurdistan'daki halkımıza değil, tüm Kürt halkına düşmandır. Daha bir buçuk ay önce Kürtlerin Kerkük’te ne işi var, kapıyı kapatır aç bırakırım, gerekirse her yere gireriz diyen, Irak askerleriyle ortak tatbikat yapıp Kürt halkını tehdit eden bu devlet değil miydi? Doğu Kürdistan halkının meşru savunma güçlerine Asos’ta saldıran bu devlet değil midir? Rojava’da Kürtleri her gün tehdit eden bu devlet değil midir? Bakurê Kurdistan’da Kürt halkına yönelik soykırım saldırıları yürüten bu devlet değil midir? Tüm bu gerçekler, Kürtlerin tüm parçalarda özgür ve demokratik yaşama kavuşması için Türk devletine karşı tutum alması gerektiğini tüm açıklığıyla gözler önüne sermiştir."


Hesabı mutlaka sorulacak

Eşbaşkanlık, açıklamasını şöyle tamamladı: "Kürt halkının mazlum bir parçası olan ve tüm Kürt halkının sorumluluğunda bulunan Mexmûr’a yapılan bu saldırı tüm Kürt halkınadır. Bu gerçeklik tüm parçalardaki Kürt halkının ve siyasi partilerin tutum almalarını gerektirmektedir. Türk devletine Kürt halkına yapılan bu saldırının hesabının sorulacağı gösterilmelidir. Mexmûr, şehit ailelerinin bulunduğu bir kamptır; şehit aileleri kampıdır. Bu kampa yapılan saldırı Kürt halkının özgürlük iradesini kırmaya yöneliktir. Şunu tüm dünya bilmeli ki, şehit aileleri kampı Mexmûr yalnız değildir. Bu kampa yapılan saldırıların hesabı mutlaka sorulacaktır. Saldırıda şehit düşen özgürlük savaşçılarının özlemi olan özgür Kürdistan mutlaka gerçekleştirilecektir."




Mexmûr şehitleri Qandil'de uğurlandı

Mexmûr Kampı’na yönelik yapılan hava saldırısında şehit düşen Öz Savunma Güçleri üyeleri, Qandil’de düzenlenen törenle uğurlandı.

Şehîd Rusten Cûdî (Mexmûr) Mülteci Kampı’na yönelik yapılan hava saldırısında şehit düşen 5 Mexmûr Öz Savunma Güçleri üyesi, dün sabah saatlerinde binlerce kişi tarafından Qandil’e uğurlandı. Sabah erken saatlerde Şehit Aileleri Kurumu önünde toplanan binlerce kişi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterleri, PKK, HPG, YJA-STAR, KCK bayrakları ve şehitlerin fotoğraflarını taşıdı.

Onlarca araçlık konvoyla Qandil’e uğurlanan şehitler, yol boyunca köy ve kasabalarda halk tarafından zafer işaretleri ve sloganlarla selamlandı. Şehitlerin naaşı, Qandil’de HPG ve YJA-STAR gerillaları tarafından karşılandı.

Şehit Mehmet Karasungur Şehitliği’nde Öz Savunma Güçleri üyeleri Botan Amed, Bager Boran, Çekdar Mawa, Baz Dijwar ve Dewran Mardîn için tören düzenlendi.

Törenin ardından Mexmûr Halk Meclisi Eşbaşkanı Hisên Kara, Şehîd Rusten Cûdî Kampı’nın direnişçilerin kampı olduğunu belirterek, "Şehitlerimizle büyüyoruz. Saldırılar bizi direnişten vazgeçiremez. Şehitlerin yolunda mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Ardından konuşan Kürdistan Kadınlar Topluluğu (KJK) Koordinasyon Üyesi Besê Erzîncan ise şunları söyledi: “Şehitlerimiz çoğaldıkça görevimiz, sorumluluklarımız da artıyor. Biz şehitlerin partisiyiz. Şehitlerimizin mücadelesini büyüteceğiz.”

Konuşmalarının ardından şehitler sonsuzluğa uğurlandı.


Komutanlıktan da açıklama

HPG Mexmûr-Kerkük Komutanlığı da dün yaptığı yazılı açıklamada, Botan (Cebrail Asutay), Baz (Gökhan Kırboğa), Çekdar (Muhammed Tekeş), Bager (Abdulkadir Günay) ve Devran Mardin’in kanlarının yer kalmayacağını belirterek, "Faşist Türk sömürgeciliği ve destekçileri bu faşist saldırı ile başarı sağlamayacaktır. Onurlu, yurtsever Mexmûr halkımız nasıl ki 1990'lı yıllarda faşist Türk sömürgeciliğine karşı direndiyse bugün de bu direnişin amansız birer neferi olacaklardır. Halkımızı kanımızın son damlasına kadar koruyacağımızın ve şehit düşen yoldaşlarımızın mücadelelerini zaferle taçlandıracağımızın sözünü tekrardan veriyoruz’’ dedi.