DAİŞ’in sahneye çıkmasıyla birlikte sarsılan Irak devleti ve halkı girdiği girdaptan henüz kurtulmuş değildir. Yapılan parlamento seçimlerinde çoğunluğu sağlayan Şii partiler kendi aralarında uzlaşma sağlayamadıkları için uzun bir süre hükümet kurulamadı. Üzerinde uzlaştıkları Adil Abdülmehdi hükümetinin varlığı ise pamuk ipliğine bağlıdır. Irak üzerinde tepinen güç odaklarının çıkarları ve beklentileri Irak’ı daha da zayıf düşürmektedir. İran asli bir unsur gibi Irak’a yerleşmiş durumdadır. Özellikle DAİŞ’e karşı mücadelede kurulan ve oldukça da yararlılık gösteren Haşd-i Şabi güçleri İran’ın ordu gücü olarak Irak’ta yer edinmeye başladı. Sadece askeri olarak değil siyasi olarak da hatırı sayılır bir nüfuz alanı oluşturmuş oldu.

Birinci körfez savaşından günümüze kadar fiili olarak Irak’ta varlığını sürdüren ABD, Irak’taki sorunların çözümünden ziyade küresel emelleri için Irak’ta ikamet etmeye devam etmektedir. Gelinen aşamada ise Trump: “İran’ı gözlemek için Irak’ı kullanmaya devam edeceklerini” söylemesi dini lider Ayetullah Ali Sistani de dahil birçok çevreden tepki aldı. ABD ve İran hesaplaşmasında Irak’ın bu temelde kullanılması Irak’ın egemenlik haklarını ihlali anlamına gelmektedir. Türk devleti zaten bu hak ihlallerini her gün yapmaktadır. Günü birlik yaptığı hava saldırıları ile birçok sivilin katledilmesi ve yerleşim alanlarının zarar görmesine rağmen bombardımanlarını yoğunlaştırarak devam etmektedir.

Kürdistan bağımsızlık referandumu Irak’ta siyasi- askeri dengeleri önemli oranda değişikliğe uğratmıştı. Haşd-i Şabi güçleri ve Irak ordusu Kerkük’e girmesiyle birlikte Kürtler ellerinde bulundurduğu toprakların önemli bir kısmını kaptırmıştı. İran sınırından Suriye sınırına kadar uzanan ve sorunlu alanlar olarak tabir edilen alanlardan çekilmek zorunda kalındı. Kerkük, Musul, Maxmur, Zummar, Şengal bir gecede tek fişek sıkılmadan elden çıkarıldı.

ABD ve İran’ın çekişmesine sahne olan Irak’ta dengeler yeniden kurulmaya çalışılıyor. Peşmergelerin Kerkük’e kısmen geri dönmesi, Musul ve Şengal alanlarına da tekrardan peşmerge güçlerinin döneceği söylentileri akıllara yeni senaryolar getirmektedir. İran varlığının sınırlanmasına dönük bir girişim olarak algılanabilinir. Peşmergelerin geri döneceği alanlar Haşd-i Şabi kontrolünde olan alanlardır. Söz konusu alanlarda Irak ordusunun mevcudiyeti olsa da asıl söz sahibi olan Haşd-i Şabi’dir.

Türk devleti de KDP üzerinden Irak’daki oyuna dahil olmuştur. Türk devletinin Medya Savunma Alanlarına yönelik saldırılarına açık-gizli desteklerini esirgemeyen KDP, Irak merkezi hükümetle anlaşma temelinde sorunlu alanlara Peşmerge güçlerini yerleştirmektedir. Hangi pazarlıklar ve vaatler temelinde anlaşma sağlandığı açıklanmasa da zayıf konumda bulunan Adil Abdülmehdi hükümetine birçok konu da destek sunmayı taahhüt etmiştir. Mesud Barzani’nin Bağdat ziyaretinde Behrem Salih’i ziyaret etmeyerek başbakanla görüşmesi manidardır. Cumhurbaşkanı seçiminde KDP adayının kazanmasına kesin gözüyle bakılırken YNK adayının kazanması İran parmağının etkisine yorumlanmıştı.

Peşmergelerin söz konusu sorunlu alanlara yeniden yerleşmesi ve bunu Irak merkezi hükümetinin rızası ile yapması akıllara bazı sorular getirmektedir. Irak içi sorunlara çözüm arayışlarının bir parçası mı? Yoksa İran ve ABD arası yaşanan gerilimin bir sonucu mu? Şimdilik bilinmez. Her iki seçenek gereği de yeni sorunlar yaratacak türden düzenlemelerdir. Haşd-i Şabi ile herhangi bir anlaşma yapılmadan sadece İran etkisini kırma yönünde bir adım ise beraberinde çatışma da dâhil yeni sorunlar getirecektir. Eğer bir anlaşma varsa da bunun bir karşılığı mutlaka vardır.

Bu senaryo gereği Şengal’ın durumu daha da önem arz etmektedir. KDP’nin Şengal’e yönelik emelleri öteden beri bilinmektedir. Şengal KDP için yenilginin ve ihanetin sembolüdür. Êzîdîlerin katliamına sebebiyettir. 73’üncü fermanın baş sorumlusudur. Êzîdîlerin genel rızası olmamasına rağmen zorla da olsa girip yönetmek istediği bir alandır. Türk devletinin de en çok istediği ve desteklediği bir senaryodur. Şengal, Türk devletinin hava saldırılarına açık bir alan haline geldi. Türk devleti Şengal’deki Êzîdî halkının kazanımlarını kendisi için bir tehdit olarak görmektedir. Her fırsatta tehdit etmekte ve saldırmaktadır. KDP’nin Şengal’e gitmesi demek Türk devletinin Şengal’e girmesi anlamına gelecektir. Êzîdî halkının iradesini hesaba katmayanlar, Şengal üzerinde çirkin hesaplar içinde olanlar yeni bir ferman dayatması içinde olduklarını bilmelidirler.

Önümüzdeki süreçte Irak’ı bekleyen birçok konu başlığı bulunmaktadır. Yeni bir çatışma ortamına yol açacak birçok veriyi sunmaktadır. Çatışmalardan beslenerek var olmak isteyen güçlerin tuzaklarına düşmemek büyük önem taşıdığı gibi, Êzîdî halkımızın bu yeni sürecin tehlikelerini şimdiden görerek hazırlıklı olması da bir o kadar önem taşımaktadır.