Çünkü daha şimdiden şahibeli durumlar ortaya çıktı. Irak Yüksek Seçim Kurulu (IYSK) daha propaganda süreci başlamadan üzerlerindeki siyasi baskıdan dolayı, bağımsızlığını yitirdiğini ileri sürerek istifa etti. Evet, kurul sonradan istifasını geri çekti, ama böylesi bir iddianın ortaya atılması dahi seçimler hakkında soru işaretleri yaratmaya yetti. Hele hele seçimlerin yapılacağı yerlerin birçoğunda hala silahlı çatışmaların olduğu gerçeği de akla gelince seçimlerin ne kadar adillane olacağı büyük bir merak konusu.
Irak’ta yapılan bu seçimler geçmiş seçimlere nazaran daha başka farklılıklar da arz ediyor. Bunların en başında da siyasal olarak ortama hakim olan atmosfer geliyor. Çünkü geçmiş seçimlerde siyasi çevreler ve seçmen Saddam rejiminden kurtulan Irak’ta dikta rejiminin yerine nasıl bir demokratik rejim şekillendirilebileceği kaygısıyla hareket ederdi. Bu seçimlerdeyse etnik ve mezhepsel çelişkiler siyasi söylemlerde herşeyin önüne geçmiş durumda. Bir taraftan Sünni-Şia çelişkisi neredeyse silahlı bir çatışma halini alırken, Kürt-Arap çelişkisinde ise Kürtler çok sık "halkların kendi tayin hakkını” dillendirmeye başladılar. Ki, son aylarda Güney Kürdistan yönetimi ile Bağdat arasında yaşanan gerginlik ve Hewler’in Türkiye’ye çok fazla ilgi göstermesi bu söylemlerin bir sonucudur. Tabi bu söylem ve siyasi atmosfer sandığa çok fazla etki de bulunmayacaktır. Çünkü Irak genelinde etnik ve mezhepsel guruplar arasındaki çelişki o kadar keskin ki, herkesin oy vereceği partiler listesi bellidir. Sünniler Sünni partilere, Kürtler Kürtlere, Şialar da Şialara oy verecekler. Seçimlerin sonucunu da Irak’ın demografik çoğunluğunu oluşturan kesim belirleyecek. Ki, Irak’ta nüfusun yüzde 55-60 civarında bir kesimini Şialar oluşturmak ve bu oranın da yüzde 51-54’lük bir bölümü Şia Araplardır. Benzer şekilde nüfus yoğunluğuna göre diğer guruplarında Irak parlamentosunda koltuk kazanacağı tahmin ediliyor.
Seçimlerin şimdiden tahmin edilen bu sonucunu bozacak olan tek husus mezhep ve etnik gurupların kendi içinde yaşadıkları sorunlardır. Bu konuda Şia ve Kürt cephelerinde şimdiden belli bir çatlak gözlenmektedir. Mevcut durumda en derli toplu görünen kesim Sünni Araplardır. Ülkenin yüzde 20-21’lik bir kesimini oluşturan Sünni Araplar da bölgelerinde yaşanan silahlı çatışmalardan ve Şialar ile Kürtleri kendileri için bir tehdit olarak algıladıklarından dolayı savunma güdüsüyle bir birlerine yakın duruyorlar.
Kürt cephesiyse özellikle Kerkük gibi Kürtler için hassas olan bazı kritik noktalarda büyük bir parçalılık yaşıyor. Geçmiş seçimlerde bu tür bölgelerde Kürtler tek ve ortak listeyle seçimlere katılırlarken, bu sefer Kerkük’te altı ayrı listeyle giriyorlar. Bu durumun Kürtlere en az iki koltuğa mal olacağı bekleniyor. Şimdiye kadar Kerkük’ün Irak parlamentosundaki 12 koltuğunu Kürtler ile Sünni Araplar altışar bölüşürlerken, bu seçimde Kürtler eskisi gibi tek listeyle katılınması durumunda sekiz koltuğa çıkarma hesabı yapıyorlardı. Fakat yaşanan parçalanmadan ve seçime her partinin kendi başına girmesinden ötürü Kürtlerin bu sefer de en fazla altı koltuk alabilecekleri düşünülüyor.
Benzer bir durum Sünni ve Şiaların bir arada yaşadığı eyaletlerde de Şia cephesindeki bölünmenin Sünnilerin işine yarayacağı şeklinde yorumlanabilir. Fakat hem Kürtlerin hem de Şiaların bu çelişkilerinin seçim sonuçlarına büyük bir etki yapması beklenemez. Çünkü guruplar arasındaki çelişkiler o kadar keskin ki, hiçbir seçmenin kendi etnik veya mezhepsel gurubunun dışında bir başkasına oy vermesi beklenen bir durum değil. Bundan ötürü de ülkenin etnik ve mezhepsel yapısına göre mevcut parlamentodaki koltuk dağılımda çok sınırlı bir oynama meydana gelebilir. Bu durumunda Irak’ta Şiaların dışında başka bir kesimin iktidarı gibi bir sonuç ortaya çıkarmaz.
Irak’ta seçim arifesi
Güney Kürdistan ve Irak genelinde 30 Nisan günü yapılacak olan Irak parlamentosu ve eyalet seçimlerinin propaganda yasağının 1 Nisan günü kalkmasıyla birlikte, seçim heyecanı bir kez daha başladı. Halk yeniden sandık başına gidecek. Seçim sistemi bakımından Irak’ta uygulanan sistem birçok yere nazaran daha demokratik ve halkın iradesinin sandığa yansıması bakımından daha adilane. Çünkü seçmen oy kullanırken hem partiye hem de parti içinde de hangi adaya oy vermek istiyorsa her ikisini birlikte işaretleyebilme hakkına sahip. Bu şekilde seçmenin iradesi partilerin hiyerarşik düzeninin üzerine çıkıyor. Yani seçmen isterse partilerin en alt sırasındaki adaya oy verip onu parlamentoya gönderebilirken, en üst sıradakine de oy vermeyip parlamento dışı barakabiliyor. Bu bakımdan adilane görünüyor, ama uygulama düzeyine ilişkin olarak daha şimdiden kafa karışıklıkları yaşanıyor.