Irak’ta sular durulmuyor. Ülkenin birçok yerinde DAİŞ işgali sürerken, parlamentoda bir süre önce baş gösteren kriz her geçen gün derinleşiyor. Parlamento toplanamıyor, hükümet iş yapamıyor, yeni kabine için ön görülen değişiklikler yapılamıyor.
Geçen hafta parlamentoda yaşanan krizden dolayı ertelenen parlamento oturumları hafta başında yeniden başlamıştı. Ancak Perşembe günü yeni kabine için belirlenmiş bakan isimlerinin parlamentoda oylanması beklenirken, salt çoğunluk sağlanamadığı için oturum bir kez daha yapılamadı. Aynı gün Şii lider Mukteda al-Sadr’ın çağrısıyla Bağdat yeşil bölgede bulunan Tahrir Meydanını dolduran on binlerce gösterici yeniden eylemlere başladı. Kısa süre içinde parlamento binasına giren göstericiler binayı işgal etti.
Sonuçta parlamento bir kez daha belirsiz bir tarihe kadar bu kez resmi değil, fiili olarak tatile girdi. Bu durumda Irak’ta reformlar yapılmak bir yana, hükümet içinde değişikliklere gidilmesi dahi zor görünüyor. Zira, Şii lider Mukteda al-Sadr'a bağlı El-Ahrar grubu ve Sadr’ın kendisi Haydar el Abadi’nin teknokrat hükümetini kendi istediği şekilde belirlemesine tepki göstermişti.
Gerginlik karşılıklık açıklamalarla tırmanırken dikkat çekici bir başka gelişme oldu. ABD başkan yardımcısı Joe Biden’ın Irak ziyaret etti. Bu ziyaret gerilim fitilini yeniden ateşledi.
Biden’in hemen ziyareti sonrası yeniden baş gösteren gerilimi anlamak için birkaç soru oldukça önem taşıyor;
- Mukteda al-Sadr hareketinin İran tarafından desteklendiği düşünüldüğünde ABD’nin üst düzeyde Irak’a bu ziyareti İran etkisini kırmaya ve Haydar Abadi’nin elini güçlendirmeye dönük müydü?
- Biden’in ziyaretinin hemen sonrası Sadr’ın yeniden gösterilere başlamasının bu ziyaretle nasıl bir bağlantısı var?
- Sadr, Joe Biden’ın Irak ziyaretini şüpheli buluyoruz derken ne demek istedi, neyi kastetti?
Keza Sadr yaptığı açıklamada, "Herkes şunu bilsin, bu çirkin paylaşımları hiçbir zaman kabul etmiyorum. Reformlar uygulanana kadar halkın yanındayım. Halkın iradesinin yanındayım. Reformlar doğrudan yerine getirilmezse, hiçbir siyasetçiyle oturmayacağım. Bu nedenle de herkes bilsin; ne ben ne de benimle olanlar, siyasi sürece katılmayacak. Teknokrat adı altında da olsa halkın iradesi daha önemli ve daha yüksekti.“
- Eylemlerin yeniden başlaması İran’ın Abadi hükümeti üzerinden ABD’ye bir cevabı mıydı?
- Biden Irak’ta kapalı kapılar arkasında neler görüştü? Bu görüşmede İran gündeme geldi mi?
- Görünen o ki, Irak’ta siyasi kriz mevcut yöntemlerle çözülemeyecek. Bu durum da Abadi hükümeti ile ABD’nin bir B planı var mı?
- Diğer bir önemli bir aktör ise Kürtler. Kürtler Irak’ta siyasal krizin tarafı olmadıklarını, krizin Sünni-Şii anlaşmazlığından kaynaklandığını açıklamışlardı. Kriz mevcut haliyle devam eder ve bir hal yolu bulunmazsa Kürtlerin tavrı ne olacak?
Bu sorular yaşanan kriz sonrası itibariyle merak edilen sorular. Ancak daha önemlisi, içten ve dıştan çok aktörlü Irak siyasetinin yaşadığı siyasi krizin nedenleri. Zira birçok devletin Irak üzerinde belirleyici etkiye sahip olması, ülkede Şii-Sünni gerilimini her geçen gün körüklüyor. Dolayısıyla Irak üzerinde dış aktörlerin etkisi bitmediği ve içte de farklılıklar arası bir ortak siyaset geliştirilmediği sürece gerilim ve çatışma bitmeyecek.