İran'da artık dönüş yok

Jin Jiyan Azadî / foto:AFP
- Mevcut rejim, şansını çoktan tüketti; artık bu yoldan dönüş yok. Rejim yokuş aşağı gidiyor ve hızla sonuna yaklaşıyor. Özgürlükçü ve demokratik güçlerin harekete geçmesi, İran toplumu için adeta bir nefes olacaktır.
- İran’daki bu rejimi, kadınlar değiştirecek. O büyük diktatör “Jin Jiyan Azadî”nin gücüyle düştü tahtından. Jîna Emînî, Reyhane Cebbarî ve Şîrîn Elemhulî’nin annelerinin haykırışlarıydı, diktatörün tahtını yerlere çalan.
İsrail ve ABD ile İran savaşı, 28 Şubat’ta başladı. Bunun kısa bir zaman ve dar bir coğrafyayla sınırlı kalması mümkün değil. Aynı zamanda İran’ın komşuları başta olmak üzere Ortadoğu’nun geneli üzerinde büyük etkileri olacak. Bu durumdan en çok da Irak ve Türkiye payını alacak.
Irak’taki radikal Sünni gruplar, yıllardır Şii Hilali’ne karşı örgütlendirilip büyütülüyor. Ayrıca Irak’ta, İran’a bağlı gruplar da mevcut. Birkaç ay önceki serhildanlar sürecinde de gördük ki; İran’a bağlı birçok güç, Irak sınırını aşarak ülkeye geçiş yaptı. Bu gruplar, halka karşı katliamlarda güçlü bir rol oynadı. Son günlerde gelen bilgilere bakılırsa İran’a bağlı gruplar, Îlam, Kirmaşan, Xûzistan ve Ehwaz’ın sınır bölgelerinden Rojhilat ve İran’a geçiş yapıyor. İran’ın savaşı hem içeride hem dışarıda daha geniş alanlara yaymak istediği görülüyor.
Türkiye ve Kürtler
Türkiye, her ne kadar karşı olduğunu söylese de İran'a müdahaleye göz yummuyor. Türkiye toprakları ve hava sahasının kullanılacağı da görünüyor. Türkiye, Suriye’de olduğu gibi Rojhilat Kürtlerinin statü kazanmasını ve Kürtlerin gelecekteki İran’da söz sahibi olmasını engellemek amacıyla Urmiye gibi bazı bölgelere girmek de isteyecektir. Daha şimdiden İran Azerilerini, Kürtlere karşı kışkırtmaya dönük girişimleri görülüyor.
Kimi devletlerin PJAK’ın bölgede etkili olmasını istemediği biliniyor; bu yönde çeşitli işaretler ve iddialar mevcut. Benzer şekilde İran İslam Cumhuriyeti de kendi basın organları aracılığıyla Rojhilat ve İran’daki serhildanlarda PJAK’ın rol oynadığı yönünde haberler yayıyor. İran İslam Cumhuriyeti ile ülke dışında bulunan kimi kesimlerin 'muhalefet' adı altında istemedikleri şey, İran’da özgürlük fikir ve felsefesinin kazanmasıdır.
Kürtlerin anlaşması
5 Kürt partisi arasında imzalanan anlaşma, tarihi bir adımdı. Başkenti Mahabad olan Kürdistan Cumhuriyeti’nden bu yana ilk defa kendi aralarında bir anlaşmaya imza atıyorlar. Anlaşmanın imzalandığı 22 Şubat tarihi, Rêber Apo’ya yönelik uluslararası komploya karşı Rojhilat ve İran’da düzenlenen protestolarda çok sayıda kişinin rejim tarafından şehit edildiği günün yıl dönümüne denk geliyor. Kürt parti ve örgütleri arasındaki bu anlaşma, gelecekteki İran’a dair Kürtlerin pozisyonunu güçlendiriyor. Kürtlerin birliği, İran’ı özgür ve demokratik kılacaktır. Dolayısıyla Kürtlerin tutumu oldukça önemli ve belirleyicidir. Bu ispatlanmış bir tarihsel gerçekliktir. Son yıllarda da bu gerçekliğe tekrar şahitlik ediyoruz. “Jin Jiyan Azadî” devriminin kıvılcımı Kürdistan’da ortaya çıktı. Devrimin devamı niteliğindeki son serhildanlar da yine Kürdistan’dan büyüyüp bütün İran’a yayıldı.
Büyük bedeller ödendi
Serhildanların 10. gününde Rojhilat’taki Kürt partileri yayımladıkları açıklamayla genel grev ilan etti. Kürt halkı ilk defa Rojhilat’ın tamamında bütünlüklü ve örgütlü bir şekilde genel greve dahil oldu. Akabinde Tahran başta olmak üzere İran’ın tamamı, Kürdistan’dan güç alarak serhildana geçti. Serhildan dalgasına karşı Hamaney’in fermanıyla şehirlere inen binlerce Devrim Muhafızları gücü, iki gün boyunca aralıksız bir şekilde halka saldırdı. Binlerce kişiyi şehit düşürdüler, çok sayıda insanı tutukladılar. Binlerce yaralıyı tek kurşunla kalplerinden vurarak infaz ettiler. Serhildanlara öncülük eden Kirmaşan ve Îlam kentleri büyük bedeller ödedi.
Halkların kanını emiyordu
Bu coğrafyanın özgünlüğü ve devrimlerdeki rolü, Rojhilat devrimi için beraberinde birçok kazanım yaratacaktır. Şu an bile halk cenazelerini arıyor ve onları görkemli merasimlerle toprağa emanet ediyor. İran halkları, derin bir acı ve matem içinde, ancak bu acılarından özgürlük için büyük hayal ve umutlar örüyor. Hamaney’in ölümüyle halk, sokaklara inip Ortadoğu’nun en büyük diktatörlerinden birinin çöküşünü kutladı, çünkü Hamaney ve ekibi 47 yıl boyunca adeta bir ölüm makinesi gibi İran halklarının kanını emdi.
Artık dönüş yok
Mevcut rejim, şansını çoktan tüketti; artık bu yoldan dönüş yok. Rejim yokuş aşağı gidiyor ve hızla sonuna yaklaşıyor. Rejim, pazarlıklarla zaman kazanmak istedi, ancak İran hakkındaki hüküm çoktan verilmişti. Bu noktada serhildanların ve halk direnişinin, özellikle kadın mücadelesinin rolü oldukça önemli ve belirleyici oldu. Uzun ve büyük çaplı bir savaşta özgürlükçü ve demokratik güçlerin harekete geçmesi, İran toplumu için adeta bir nefes olacaktır. Bu savaşın, iki egemen gücün iktidar savaşı olduğunu biliyoruz.
Muhalefeti parçalamak
Açıkça görülüyor ki; rejim, ayakta kalabilmek için her yolu deneyecek fakat belirleyici olacak olan İran muhalefetinin duruşudur. Zaten Şah Pehlevi’nin oğlu gibi kimi 'muhalifler'in Kürtlere dönük bilinçli bir saldırısı mevcut. Kürtlerin birliğini istemiyorlar. Daha şimdiden baba Şah döneminde İran’da yıllarca hüküm süren faşizan zihniyeti yeniden canlandırma peşindeler. Aynı zamanda İran muhalefetini Kürt, Beluc, Azeri, Fars veya Mazi ayırt etmeden parçalamak istiyorlar; çoğu zaman birleşik bir İran’dan söz ediyorlar ama birlikten anladıkları, kendi milliyetçi ve cinsiyetçi egemenlik anlayışlarını dayatmaktan başka bir şey değil. Böyle bir süreçte muhalefetin bu şekillerde bölünmek istenmesi, rejime hizmet etmek anlamına gelir.
Rejim karşıtlığı paydası
İran halklarının ortak bir noktası, rejim karşıtlığıdır. Halk, bu rejimi değil, özgürlük istiyor. Hamaney’in ölümünden sonra geçici bir hükümet kurduklarını ilan ediyorlar; hepsi hayal. Bu saatten sonra bu rejim, şiddet ve baskı dışında hiçbir şekilde ayakta kalamayacak. İran halkları, yaklaşık 80 yıllık diktadan sonra artık özgürlük ve demokrasi istiyor. Hele mevcut rejimi hiç istemiyor. Önüne sunulan her seçeneği de tercih etmeyecek. Halk, 1979'da Şah diktatörlüğüne karşı ayaklanıp devrim yaptı, ancak bugün iktidarda olan güçler halkın emeğine konarak devrimi bir karşı devrime dönüştürdü. Devrim anlarında, yeterli dikkat sergilenmezse ne yazık ki tersine sonuçlar ortaya çıkabiliyor.
Ne rejim ne de Pehlevi
İran halkları, bu anlamda da tecrübe sahibidir. İran halklarının “Jin Jiyan Azadî” şiarı etrafında bu denli güçlü bir şekilde buluşmasının sebebi de bu tecrübedir. Bazı kesimler, “Jin Jiyan Azadî” devrimini özünden uzaklaştırıp İran halklarının özgürlük taleplerini kendi çıkarlarına göre şekillendirmek istiyor. Son günlerde İran üniversitelerinde “Jin Jiyan Azadî” sloganları yeniden yükseliyor. Üniversiteler ve öğrenciler, İran’da her zaman bilimsel devrimin öncülüğünü üstlendiler. Üniversiteler, son serhildanlarda da büyük bedeller ödedi. Şehit öğrencilerin anma merasimlerinde bir araya gelen binler, rejimi ve katliamcı uygulamalarına tepkilerini bir kez daha ortaya koydular. Burada en önemli husus, öğrencilerin herkese güçlü bir cevap vermesiydi; özellikle de dışarıdan İran’a devrim ithal etmek isteyenlere. “Ne İslam Cumhuriyeti ne de Şah Pehlevi. Jin, Jiyan Azadî” dediler. 30 binden fazla insanın ölümünden sonra bile bir kez daha serhildanlara kalkabilmek, üniversitelerin kalbindeki kadın ve gençlerin kararlılık, cesaret ve direncini gözler önüne seriyor. Devrimin rengini değiştirmek isteyenler, bir kez daha kadınların kararlı tepki ve duruşuyla karşılaştı.
Jînaların anneleri devirdi
Her zaman üzerinde durulması ve anlatılması gereken bir diğer konu da İran ve Rojhilat genelinde şehitler için düzenlenen defin merasimleri. İran halkları, şehitlerini kendilerine özgü gelenekleriyle karşıladı. Şehitlerini dans, sema, zılgıt, alkış ve halaylarla uğurladılar. Onları, felsefi derinliği olan yol ve yöntemlerle defnettiler. En çok da kadınların bu merasimlerdeki ağıtları, şarkıları, dans ve semahları saygıyı hak ediyor. Kadınların şehit mezarlarındaki cesaret ve açıklamaları, İranlı kadınları hiçbir gücün korkutamayacağını bir kez daha herkese göstermiş oluyordu. İran’daki bu rejimi, kadınlar değiştirecek. O büyük diktatör “Jin Jiyan Azadî”nin gücüyle düştü tahtından. Jîna Emînî, Reyhane Cebbarî ve Şîrîn Elemhulî’nin annelerinin haykırışlarıydı diktatörün tahtını yerlere çalan.
Kadınların devrimi
Kızının mezarı başındaki bir anne, “Kızım yalnızca sokaktan geçtiği için öldürülmedi. Kızım serhildanların öncüsüydü. Kızım devrimciydi ve ülkesinin özgürlüğü için gencecik canını verdi ve biz kazanacağız” şeklinde haykırıyordu. Kadınlar özgürlük dansları ve “Jin Jiyan Azadî”yle devrimi örecek. Bu ülkenin ufkunda beliren şafakta bir diktatörün ölümü, İranlı direngen kadınların saçlarını özgürlük rüzgârıyla tarıyor. Şîrîn, Jîna, Robîna ve Dilara milyonlarca İranlı kadının bedeninde özgürlük halayına duruyorlar. “Jin Jiyan Azadî” devrimi, yepyeni bir aşamada ve devrimin ayak sesleri İran’ın dört bir yanında yankılanıyor.
* Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Basın Sözcüsü














