Zugzwang: Savaş çıkmazında hamleler
Dosya Haberleri —

İran ve ABD arasında savaş ve ateşkes gerilimi devam ediyor. Tahran’da üzerinde 'Kopma Noktasında' ifadesinin yer aldığı, Trump’ın ağzının Hürmüz Boğazı ile mühürlendiği bilbord/foto:AFP
Gazeteci ve jeopolitik analist Pepe Escobar; ABD-İran savaşında gelinen aşamayı, Trump’ın reddettiği İran’ın üç aşamalı önerisini ve savaşın çok kutuplu dünyaya yol açtığını değelendiriyor.
- Trump’ın aynı gün reddettiği İran’ın üç aşamalı önerisi: Yalnızca ABD’nin İran’a yönelik saldırıları değil, İran yanlısı güçlere karşı yürütülen savaşları da sona erdirilmeli. Hürmüz Boğazı için yeni bir hukuki statü müzakere edilmeli. İran’ın nükleer dosyası ancak bundan sonra görüşülebilir.
- Pepe Escobar, Trump’ın içine düştüğü açmazı satrançtaki “zugzwang” terimiyle açıklıyor: “Yapacağı her hamle onu daha kötü duruma sokar.” Ateşkesi kalıcıymış gibi gösteren bir mektup Kongre’yi şimdilik oyalasa da, sahada İran’ın meydan okuması sürüyor.
Derleme ve çeviri: Yeni Özgür Politika
28 Şubat’ta başlayan 'Epic Fury' harekâtı ile patlak veren ABD-İran savaşında ikinci ay geride kalırken, Amerikan Savaş Yetkileri Kararı’nın öngördüğü kritik süre de doldu. Başkan Trump, 1 Mayıs’ta Kongre’ye gönderdiği mektupta “28 Şubat 2026’da başlayan çatışmalar sona ermiştir” diyerek yeni bir yetki talebini şimdilik devre dışı bıraktı. Ne var ki, günün ilerleyen saatlerinde Danny Haiphong’un programına katılan Pepe Escobar bambaşka bir tablo çiziyor: Tahran semalarında hava savunma sistemleri etkinleşti, Trump’a İran’a yönelik “nihai darbe / öldürücü vuruş” seçenekleri sunuldu ve Başkan, İran’ın üç aşamalı yeni diplomatik önerisini reddetti. Escobar’a göre Amerika stratejik bir yenilginin eşiğinde, İran geri adım atmıyor ve çok kutuplu dünya geri dönülemez biçimde şekilleniyor.
Savaş yetkileri kararı ve Trump’ın mektubu
Savaş Yetkileri Kararı (1973), Başkan’a silahlı kuvvetleri çatışma içeren durumlara soktuğunda 48 saat içinde Kongre’yi bilgilendirme ve 60 takvim günü içinde Kongre onayı almazsa kuvvetleri geri çekme zorunluluğu getirir. 28 Şubat’ta başlayan harekâtın 60 günlük süresi 1 Mayıs’ta doldu. Trump, aynı gün Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ve Senato Başkanı Chuck Grassley’e gönderdiği mektupta şu noktaları vurguladı:
7 Nisan’da iki haftalık ateşkes ilan edildi, bu ateşkes uzatıldı ve o tarihten bu yana “hiçbir karşılıklı ateş” yaşanmadı… Bu nedenle “28 Şubat 2026’da başlayan düşmanlıklar sona ermiştir…” İran tehdidi “önemli olmaya devam ettiğinden” kuvvet konuşlandırmaları güncellenmekte; ayrıntılar gizli bir ekte sunulmuş… Başkan, “Başkomutan ve Yürütme Erki olarak anayasal yetkilerim uyarınca” hareket etmeye devam edecek.
Böylece Beyaz Saray, aktif çatışmaların bittiğini iddia ederek Kongre onayı gereğini baypas etti. Pepe Escobar programda tam bu saatlerde yapılacak “acil bir açıklamaya” dikkat çekerek, “Trump piyasalar kapandıktan sonra saat 16:00’da bir şeyler söyleyebilir, hatta ‘nihai darbeyi /öldürücü vuruşu’ uygulamaya kalkabilir” uyarısında bulundu. Escobar’a göre yönetimin “tek bir etkili vuruş bile yapamamışken nihai darbeyi” planlaması, durumun ne kadar absürt ve aynı zamanda tehlikeli olduğunu gösteriyor.
İran’ın üç aşamalı planı ve Trump’ın reddi
Escobar, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin İslamabad–Maskat–St. Petersburg (yani Pakistan, Umman ve Rusya) hattında yürüttüğü mini diplomatik turun altını çiziyor. Tahran’ın Pakistanlı arabuluculara ve Umman’a ilettiği, Trump’ın aynı gün reddettiği üç aşamalı öneri şöyle:
• Savaşı tüm yönleriyle bitirmek: Yalnızca ABD’nin İran’a yönelik saldırıları değil, İran yanlısı güçlerin tamamına (Hizbullah, Yemen, Irak’taki milisler) karşı yürütülen savaş sona erdirilmeli.
• Hürmüz Boğazı için yeni bir hukuki statü müzakere edilmeli.
• İran’ın nükleer dosyası ancak bundan sonra görüşülebilir.
Escobar’a göre Trump’ın bu planı reddetmesinin nedeni açık: “Birinci maddeye bile bakarsanız, bu Amerikan stratejik yenilgisinin kanıtı olur.” Ayrıca Trump’ın tek istediği, aslında kendisinin 2018’de yırttığı Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (JCPOA) “sulandırılmış bir versiyonu” olan yeni bir nükleer anlaşma. Escobar, İran’ın tavrını şöyle özetliyor: “Biz geri adım atmayacağız, sonuna kadar gideriz. Savaşı yeniden başlatmak isterlerse yanıtımız öncekinden çok daha sert olacak.”
Abluka yanılsaması ve İpek Yolu gerçeği
ABD’nin “Büyük Abluka Projesi”nin Hürmüz Boğazı’ndan başlayarak Malakka’ya (Malezya) uzanması öngörülüyor. Escobar ise bu projeyi “Netflix fantezisi” olarak niteliyor: “İran tankerleri ya kendi karasularına iyice sokularak ya da Pakistan karasularını izleyerek Mumbai’ye kadar yol alıyor.”
Pakistan hafta içinde altı adet yeni kara koridoru açtı. “İran ile Çin arasındaki en kısa yol neresi? Ortada Pakistan var.” Kara yoluyla akaryakıt taşınabilir; Çin-İran demiryolu hattı üzerinden petrol sevkiyatı devam ediyor.
Hazar üzerinden Türkmenbaşı’na, oradan Orta Asya enerji ağlarına bağlanma seçeneği de masada.
Escobar’ın değerlendirmesi şöyle: “Washington’dakiler Avrasya haritalarına pek aşina değil. Oradaki tüm ‘-stan’ları (Türkmenistan, Kazakistan, Tacikistan vs…) anlayamayacak kadar basitler. Ama - en az 2500 yıldır - kendi aralarında ticaret yapan Avrasya halkları bütün koridorları çok iyi biliyor.” Bu yüzden ablukanın İran’ı ekonomik olarak dize getirmesi mümkün görünmüyor.
Arakçi’nin Putin ile uzun görüşmesi
Arakçi’nin St. Petersburg’da Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’un yanı sıra bizzat Devlet Başkanı Putin tarafından 1,5 saat kabul edilmesi Escobar için “Samanyolu çapında muhteşem” bir gelişme. “Putin, devlet başkanlarına yarım saatten fazla zaman vermez, bir dışişleri bakanına 1,5 saat ayırmak çok ciddi bir görüşmenin göstergesi.” Putin’in hemen ardından Trump’ı araması ve o görüşmenin de 1,5 saat sürmesi, Rus liderin ABD başkanına St. Petersburg’da konuşulanları aktardığını ve “savaşa dönüşün kabul edilemez olduğunu” söylediğini düşündürüyor. Escobar, Kremlin’in yayımladığı resmî transkriptin dahi Rusya’nın “elini taşın altına koymuş olduğunu” gösterdiğini belirtiyor. Buna rağmen Trump’ın “nihai darbe” brifingini dinlemesi, Putin’in uyarılarının “kayda geçmediğini” düşündürüyor.
BAE’nin OPEC’ten çıkışı
Escobar, Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC’ten ayrılmasını Körfez’deki büyük çatlağın bir parçası olarak değerlendiriyor.
Ona göre perdenin arkasındaki asıl isim, BAE’nin fiili lideri Muhammed bin Zayid (MBZ). Escobar MBZ’yi “son derece tehlikeli, fırsatçı bir gangster” olarak tanımlıyor ve ekliyor: “Daha savaş başlamadan önce Abraham Anlaşmaları’yla BAE’yi ABD ve İsrail’e hizalama kumarını oynamıştı.”
Bu noktada iki arka plan bilgisi kritik: Abraham Anlaşmaları (2020): BAE’nin İsrail’i resmen tanıdığı ve ilişkilerini normalleştirdiği anlaşmalar. MBZ bu adımla Arap dünyasında geleneksel olarak tabu sayılan bir eşiği aştı.
IMEC koridoru (India-Middle East-Europe Economic Corridor): Hindistan’dan gelip BAE ve Suudi Arabistan üzerinden İsrail’in Hayfa limanına, oradan Yunanistan’a ve Avrupa’ya uzanan ticaret koridoru. Escobar’a göre projenin asıl amacı, İsrail’i iki Arap ülkesine bağlayan kilit bir ticaret merkezi haline getirmek.
İşte MBZ’nin kumarı tam burada şekilleniyor: BAE’yi bu koridorun vazgeçilmez halkası yapıp hem ABD’nin hem de İsrail’in bölgedeki en yakın müttefiki konumuna yükselmek. OPEC’ten çıkış bu planın ekonomik ayağı: artık kotalara takılmadan günde 5 milyon varil petrol ihraç edebilecek. Ana müşterileri ise Çin, Japonya ve Hindistan. Escobar’ın ifadesiyle, “Trump bu plana bayılıyor, çünkü petrol fiyatları teorik olarak düşecek.”
Ne var ki İran cephesinde hesap başka: Tahran, BAE’nin savaş sırasında topraklarını ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları için kullandırdığını biliyor. Escobar bu nedenle ilginç olasılıklara dikkat çekiyor: “Fuceyre petrol terminalinin tekrar güvenli hale gelmesi yakın zamanda pek mümkün görünmüyor. İran’ın bir füzesi yeter; MBZ’nin bütün planları çöker.”
Dahası, Escobar BAE’nin asıl kumarı “petro-dolar üzerine oynadığını” belirtiyor. Yani MBZ, küresel enerji ticaretinin dolara bağlı kalacağını varsayarak hareket ediyor, oysa çok kutuplu dünyada bu zemin hızla kayıyor. Escobar’ın nihai teşhisi net: BAE’nin uzun vadede bir “Arap İsraili” olma projesi, sürdürülemez.
Çin, yuan ve ödeme sistemleri
Programın son bölümünde, savaşın tetiklediği finansal dönüşüm masaya yatırılıyor. Escobar, Asya’daki UnionPay ve Alipay yaygınlaşmasını bizzat gözlemlediğini anlatıyor: “Tayland’da sokak tezgâhında bile UnionPay veya Alipay kullanabiliyorsunuz; bu iki yıl önce yoktu.” Çin’in SIPS, Rusya’nın SPFS ve İran’ın kendi sistemiyle birlikte yakında SWIFT’i tamamen baypas edecek bir ödeme ağı oluşacağını öngörüyor. Hürmüz’deki geçiş ücretlerinin de kripto ya da yuan ile tahsil edileceği belirtiliyor. Escobar’ın sözleriyle: “Visa ve Mastercard piyasadan yavaş yavaş atılıyor. Amerikan kontrol sistemine ihtiyaç kalmayacak.”
Sonuç: Zugzwang ve stratejik zayıflama
Pepe Escobar, Trump’ın içine düştüğü açmazı satrançtaki “zugzwang” terimiyle açıklıyor: “Yapacağı her hamle onu daha kötü duruma sokar.” Ateşkesi kalıcıymış gibi gösteren bir mektup Kongre’yi şimdilik oyalasa da, sahada İran’ın meydan okuması sürüyor. ABD’nin “İran’ı taş devrine döndürme” tehditleri karşısında Escobar, İran’ın hedef listesinin “ABD savaş gemilerini de içerdiğini” ve “bir Amerikan uçak gemisini batırmanın son derece basit bir senaryo” olduğunu söylüyor. Programın bütünündeki ana fikir ise şu: Amerika savaşı büyük oranda kaybetti, çünkü bu savaş çok kutuplu dünyanın doğuşunu geri döndürülemez biçimde ilan etti. Escobar’ın ifadesiyle, “İşgal edilemeyen, yaptırımlarla diz çöktürülemeyen bir ülke, üç büyük güçten birine kafa tutabiliyorsa, 21. yüzyılın jeopolitiği burada tanımlanır.”
(*) Satrançta zugzwang hamle yapacak tarafın hangi hamleyi yaparsa yapsın kötü konuma düşecek veya avantajını kaybedecek olmasıdır.
Kaynak: Danny Haiphong’un sunduğu, 1 Mayıs 2026 tarihli “Pepe Escobar Iran Just DEFIED Trump, Air Defenses LIGHT UP Over Tehran” başlıklı program. Tüm alıntılar bağımsız gazeteci ve jeopolitik analist Pepe Escobar’a ait.
Kaynak link: https://www.youtube.com/watch?v=cUUqy_rKODg















