Ölüme meydan okuyan hemşireler

Kadın Haberleri —

Hemşire

Hemşire

  • Hemşireler, hastaneleri gözaltı merkezine, ameliyathaneleri işkence odasına çeviren İran rejimine karşı direndi. Karaj’da Samin, Buşehr’de Mansoureh ve Andisheh’de Parvin gibi hemşireler, yaralı protestocuları korumak için ölüme meydan okudular.
  • Rejim güçleri hastahanelere gaz bombalarıyla girip yaralıları yataklarından sürüklerken, kadın hemşireler ‘Hastane sığınaktır, zindan değil’ diye haykırdı. Tehditlere ve tutuklamalara rağmen yeraltı tıbbi ağlarını kurdular; evlerini gizli ameliyathaneye çevirdiler.

İran’daki Ocak 2026 protestolarında hemşireler, rejimin hastaneleri işkencehaneye çevirmesine karşı göğüslerini siper ederek büyük bir direniş örneği sergiledi. Sağlık çalışanları insanlık onuru ile vahşet arasında keskin bir savaşın tanığı oldu. Rejim, soğukkanlı bir meydan okumayla tıbbi merkezleri kendi gözaltı hücrelerinin uzantısına dönüştürmeye çalışırken-hayat destek sistemlerini sabote ederek ve yaralıları ameliyat masasından kaçırarak insanlığa karşı suçları yeniden tanımlarken-tıbbi camia ve özellikle kadın hemşireler, fedakârlığın sarsılmaz kalesi olarak ayakta kaldı. NCRI Women’ın haberine göre kadınlar, hem sokaklarda hem hastanelerde insanlık onurunun simgesi oldular.

Direnişin kalp atışı

Tahran’ın batısındaki Karaj’da Aram Hastanesi’nde çalışan iki çocuk annesi ve özverili bir hemşire Samin Rostami (42), 8 Ocak 2026’yı hayat kurtarma taahhüdünün dönüm noktasına dönüştürdü. Şifa kokan elleriyle, rejim güçlerinin genç bir kadına uyguladığı vahşi saldırıya kayıtsız kalamadı. Mermilerin önüne atıldı ve eli boş bir şekilde kendi hayatını başkasına feda ederek Karaj’daki direnişin kalp atışının durmamasını sağladı. 9 Ocak 2026 Cuma akşamı, protestolar sırasında başka bir kadına yardıma koşarken rejim güçlerinin açtığı canlı mermiyle vuruldu ve silah arkadaşlarının yanında yere yığıldı. Cenazesi ailesine ancak dört gün sonra teslim edildi.

Aşk ve fedakarlığın simgesi

Mansoureh Heidari ve eşi Behrouz’un hikayesi, bağlılığın acı dolu bir kaydıdır. 8 Ocak 2026’da Buşehr’de cami yakınındaki rejim güçlerinin ağır ateşe tuttuğu Ashouri Caddesi’nde Mansoureh yalnızca bir eş olarak değil, bir şifacı olarak tehlikenin üzerine koştu. Yaralı eşine yardım ederken kendisi de canlı mermiyle vuruldu; kanı onun kanıyla son bir cesaret gösterisiyle karıştı.

Dayanışmanın sembolü

Aslen Kasr-ı Şirinli Kürt Yaresan kadın Parvin Azizi (51), İran’ın etnik dayanışmasının canlı sembolü haline geldi. 8 Ocak 2026’da Andisheh şehrinde canlı mermiyle hayatı son buldu. Yaşamını yitirmesinin ardından cenaze töreninde yas tutan ailesine ağır baskı uygulandığı rapor edildi. 

Ameliyathaneler cepheye dönüştü

Rejim saldırısını sadece sokaklarla sınırlı tutmadı. “Beyaz Önlükler”e hastane koridorlarının içinde asimetrik bir savaş açtı. 3 Ocak 2026’da İlam’daki Humeyni Hastanesi’ne düzenlenen baskın -yataklı servislerin kuşatılması ve koridorlara göz yaşartıcı gaz sıkılması- bu baskı kampanyasının yalnızca bir bölümüydü. Rejim güçleri, yaralı protestocuları doğrudan hastane yataklarından kaçırmak için tıbbi personele fiziksel şiddet uyguladı. Bu saldırılardan sonra yeminlerine sadık kalarak yaralıları tedavi eden doktor ve hemşireler tehdit, sorgu ve keyfi gözaltılara maruz kaldı.

Ayrıca 6 Ocak’ta Tahran’daki Sina Hastanesi’ne özel birlikler ve sivil giyimli ajanlar tarafından şiddetli bir baskın düzenlendi. Servislere atılan göz yaşartıcı gazlar, hastaları ve yaralılara yardım eden personeli ağır solunum sıkıntısına soktu. Kendi rejimleri tehdit altında olmasına rağmen hemşireler yaralıları keyfi tutuklamalardan korumak için mücadele etti. Duman ve kimyasal gaz bulutu içinden yansıyan cesaret görüntüleri, 2026 protestoları sırasında tıbbi camianın direnişinin kalıcı sembolü haline geldi.

‘Hastane sığınaktır zindan değil’

Rejim güçleri, kadın tıbbi personeli yaralıların kimlik numaralarını ve kişisel bilgilerini devlet veritabanlarına kaydetmeye zorladı. Ancak birçok raporda kadın hemşirelerin kayıt sistemlerini sistematik olarak sabote ettiği ya da vakaları sahte isimlerle kaydettiği belirtildi. Bu dijital direniş eylemleri, protestocuların kimliklerini sivil ajanlardan korumak ve tutuklanmalarını engellemek için bir önlemdi.

Kadınların birçoğu disiplin kurullarına sevk edildi, “hastane düzenini bozma” ve “ayaklanmacılarla işbirliği” suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Bu suçlamalar, dürüstlükleri nedeniyle işten çıkarılmalarının bahanesi oldu.

Rejim güçlerinin-tıbbi tarafsızlığı ihlal ederek-ambulansları yaralıları kaçırmak için “Truva atı” olarak kullanma girişimlerine karşı direndiler. Rasht ve Şiraz gibi birçok şehirde İranlı hemşireler, protestocuları teşhis etmek için hastane güvenlik birimleriyle (Herasat) işbirliği yapmayı reddettikleri için derhal görevden alındı ve maaşları donduruldu.

Kadın sağlık çalışanları sokaklara çıkarak rejimin saldırılarını doğrudan kınayan sloganlar attı: “Hastane Sığınaktır, Zindan Değil”, “Ambulanslar Hayat Kurtarmak İçindir, Zalimleri Taşımak İçin Değil.”

Kadınların gizli tıbbi ağı

Protestolar sırasında hemşirelerin hayatlarını kaybetmesi, tıbbi personelin sistematik tutuklanması ve tehditleri direnişin sonu olmadı. Tam tersine, bu hemşireleri örgütlü bir direniş yapısının mimarlarına dönüştüren dönüm noktası oldu.

Bu ayaklanmada kadın sağlık çalışanları, şifreli sosyal ağlar üzerinden “güvenli evler” ağını organize ederek rejimin gözetiminden uzak acil ayakta tedavi ameliyatları ve kritik bakım sağladılar.

Uzmanlıklarını birleştirerek hemşire ve doktorlar, özel evlerin içinde “Gizli Yardım Ağları” kurdular. Özellikle hastane acil servislerinden yaralıların kaçırılmasını önlemek için tasarlanmış bu ağlarda normal salonları geçici ameliyathanelere dönüştürdüler. Yaralı protestocuları gizlice tedavi etmek için ilaç ve cerrahi malzeme taşıdılar. İşten çıkarılma ve hapis riskini göze alarak hastanelerden pansuman setleri, serumlar ve anestezik maddeler gibi kritik ekipmanları kaçırdılar.

İşkenceye rağmen konuşmadı

Rejim güçleri bu geçici klinikleri tespit ederek sivil sığınaklara şiddetli baskınlar düzenledi. Sağlık çalışanlarından Karaj’daki bir hastanede görev yapan “Raha A.” adlı hemşire, Ocak 2026 ortalarında tutuklandı. “Kan torbaları ve hayat kurtaran ilaçları yasadışı şekilde çıkarma” suçlamasıyla karşılaştı. Raporlara göre sorgu sırasında “güvenli evlerin” yerlerini açıklaması için yoğun psikolojik işkenceye maruz kaldı. Büyük baskıya rağmen sessizliğini bozmadı ve Kachoui Cezaevi kadınlar koğuşuna nakledilene kadar direnişini sürdürdü. HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.