
İsveç'te çalışma yürüten İran ve Doğu Kürdistanlı parti ve örgütlerin yöneticileri, tüm yetkilerin ruhani lider Ali Hamaney'in elinde bulunduğu İran'da 'reformcu' Ruhani'nin seçilmesinin hiç bir şeyi değiştirmeyeceğini belirtti.
İsveç'te çalışma yürüten İran ve Doğu Kürdistanlı parti ve örgütlerin yöneticileri, İran'daki seçim sonuçlarını ANF'ye değerlendirdi.
PJAK İsveç Komitesi'nden Amir Babakri, son 40 yıldır İran'da rejimin sadece belli inanç ve halk gruplarına mensup adayların seçimlere katılmasına izin verdiğini hatırlattı.
Babakri, "Seçimler kendilerini reformist olarak adlandıranlarla muhafazakarlar arasında geçiyor. Halka eğer reformistlere oy vermezseniz ülkede durum daha da kötüleşecek deniliyor. Reisi, 3 bin kişinin katledilmesinden sorumlu. Halk, biz kötülerin içinden daha az kötü olana oy verelim anlayışıyla oy kullanıyor. Partimiz, oynanan bu oyunu halka açıkladı. Seçimlerde hiç bir adaya oy vermedik. Ama belediye seçimlerin demokratik olmamasına rağmen halka güvendiği adaylara oy verebileceklerini söyledik" dedi.

Doğu Kürdistanlı Hamid Aliyali de, İran'da demokratik bir seçim yapıldığından söz edilemeyeceğine söyledi. Alivali, dışarıda İran için hassas bir dönemi olduğunu, seçimlere katılımın yüksek olması için nispeten baskıların bir süreliğine durdurulduğunu söyledi.
"Bundan önce yapılan seçimler öncesi Ruhani halka çok şeyler vaad etti. Halk bir değişim olacağını sandı. Diğer aday İbrahim Reisi'nin pek çok katliamdaki rolü halk tarafından biliniyor. Ruhani daha önce verdiği sözleri yerine getirmemesine rağmen halk, Reisi'nin kazanmaması için Ruhani'ye oy verdi. Halk, Ruhani'nin bu defa da vaatlerini yerine getirmeyeceğini biliyordu ama ülkedeki durumun daha da kötüye gitmemesi için tercihini Ruhani'den yana yaptı."
Kadınlar dışlandı

Doğu Kürdistan Özgür Kadın Koordinasyonu'dan (KJAR) Leyla Abdavi, İran'da yapılan seçimleri bir tiyatroya benzetti ve kadınların seçimlerdeki konumlarının gözden kaçırıldığını, gerek İran gerekse de dış dünyada tartışılmadığını söyledi.
Rejimin aday olan 139 kadından hiç birinin adaylığını kabul etmediğine dikkat çeken Abdavi "Toplumun yarısını oluşturan kadınlar daha baştan dışlandı. Kadınlara siz seçilemeyecesiniz, ancak oy verebilirsiniz deniliyor. İran'da asıl tuhaf olan şey de bu" dedi.

İran Halklarının Özgürlük Mücadelesini Savunma Konseyi'nden (Shora) Mehrnosh Shafiee, seçimleri İran halklarını ve dış dünyayı kandırmak için yapılan bir sahtekarlık olarak niteledi. Shafiee, "İran'da olan seçim değil. Halkın karşısına iki tanınan veya kötü ünlü olarak tanınan aday çıkarıyorlar. Halkın bu ikisi dışında başka birini seçme imkanı yok. Halkı kolera ile sıtma arasında seçim yapmaya zorluyorlar. Buna da seçim diyorlar. Eğer bunlardan birini seçmezseniz İran Suriye'ye döner diyerek halkı korkutuyor ve oy vermeye zorluyorlar" ifadesini kullandı.

PJAK'tan Yusuf Soltani de tüm yetkilerin ruhani lider Ali Hameney'de olduğu sürece İran'da yapılan seçimlerin sonuçlarının fazla bir önem taşımadığını söyledikten sonra "Cumhurbaşkanı kim olursa olsun ülkede çıkan yasaları, belirlenen politikaları Hameney onaylamadıktan sonra yürürlüğe giremez. Ruhani istese de bazı yasaları kabul ettiremez." dedi.
MURAT KUSEYRİ / ANF / STOCKHOLM