• Kürtler, Beluciler, Ahwazi Araplar ve Azeriler: “İran’ın geleceği inkâr, merkeziyetçilik ve baskıyla değil, eşitlik, kadın özgürlüğü, demokratik katılım ve çoğulculuk temelinde kurulur. ‘Jin, Jiyan, Azadî’, halklarının geleceğinin sembolüdür.”

 

İngiliz Parlamentosu’nda düzenlenen “İran’ın Geleceği: İran İçindeki Halkların Durumu ve Perspektifleri” başlıklı panel, farklı etnik ve siyasi hareketlerin temsilcilerini buluşturdu. Ev sahipliğini İşçi Partisi Milletvekili Bambos Charalambous yaptığı organizasyon Kürt İlişkiler Merkezi (Centre for Kurdish Affairs) tarafından gerçekleştirildi.

Kürtler, Beluciler, Ahwazi Araplar, Güney Azerbaycan Türkleri ve İran’daki farklı halkların temsilcilerini bir araya getiren panel, İran’daki mevcut rejimin yalnızca siyasi değil aynı zamanda toplumsal, kültürel ve cinsiyetçi bir kriz yarattığına dikkat çekti. Konuşmalarda özellikle kadın özgürlüğü, çoğulculuk, federalizm, öz yönetim ve demokratik çözüm başlıkları öne çıktı.

Panelin açılış konuşmasını yapan Bambos Charalambous, İran’da yaşanan gelişmelerin yalnızca bölgesel değil uluslararası düzeyde ciddi kaygı yarattığını belirtti. Kürt halkı başta olmak üzere İran’daki farklı toplulukların ağır baskılar altında yaşadığını ifade eden Charalambous, “Bu tartışmalar yalnızca İran’ın değil, bölgenin geleceği açısından da önemlidir” dedi.

Halkların devrimi çalındı

Centre for Kurdish Affairs’dan Xezal Özcan, kalıcı barışın baskıyla kurulamayacağını söyledi ve ekledi: “Barış ancak halkların tanınması, demokratik katılım, karşılıklı saygı ve gerçek siyasi çözümlerle mümkündür. İran İslam Cumhuriyeti yalnızca İran halkları için değil, bölgesel istikrar açısından da büyük bir tehdide dönüşmüştür.”

Kadınların öncülüğünde yükselen “Jin, Jiyan, Azadî” direnişinin yalnızca Kürt halkının değil tüm İran halklarının özgürlük talebini yansıttığını dile getiren Özcan ayrıca Kürt halkına yönelik uluslararası düzeyde yürütülen kriminalizasyon politikalarına dikkat çekti: “Kürt halkı hiçbir dış gücün aracı değildir. Kürtlerin mücadelesi özgürlük, demokrasi, insan hakları ve halkların eşitliği temelinde gelişen meşru bir mücadeledir.”

İran halkları ne sarık ne taç istiyor

Halkın Mücahitleri Örgütü temsilcisi ve hukukçu Azadeh Zabeti, rejimin yalnızca bugünün değil, geçmiş diktatörlüklerin de devamı olduğunu belirtti.  “İran halkı korkuya boyun eğmedi” diyen Zabeti, şöyle devam etti: “Yüz binlerce insan özgürlük için bedel ödedi. İran halkı yıllardır hem monarşiye hem de dini diktatörlüğe karşı direniyor.”

Kadınların direnişteki rolüne de dikkat çeken Zabeti, İran Ulusal Direniş Konseyi üyelerinin yarısından fazlasının kadınlardan oluştuğunu söyledi. Batılı devletlerin İran politikasını da eleştiren Zabeti, uluslararası topluma şu çağrıyı yaptı: “İran halkı yabancı müdahale istemiyor. Ancak demokratik ülkeler İran halkının yanında durmalı, infazları ve insan hakları ihlallerini açık şekilde mahkûm etmelidir.”

Zeyneb, Werîşe, Pexşan

Doğu Kürdistan Özgür Kadınlar Topluluğu (KJAR) adına konuşan Rozerin Kamangar’ın konuşması panelin en dikkat çeken bölümlerinden biri oldu. Kamangar, İran’daki kadın mücadelesinin yalnızca cinsiyet eşitliği değil aynı zamanda demokratik dönüşüm mücadelesi olduğunu vurguladı.

“İran’ın tarihi, ataerkil despotizmin tarihidir” diyen Kamangar, buna karşı kadınların ve ezilen halkların tarih boyunca direndiğini söyledi: “Jin, Jiyan, Azadî devrimi bize şunu gösterdi; Kadınlar yalnızca değişimin parçası değil, değişimin öncüsüdür. İran halkları arasında demokratik ortak yaşamın zemini kadın özgürlüğü etrafında kurulabilir.”

Rejimin kadınlara karşı savaş yürüttüğünü söyleyen Kamangar, Zeyneb Celalian, Werîşe Muradî ve Pexşan Ezîzî gibi kadın tutsakların direniş sembolü haline geldiğini belirtti. “Tecrit onların sesini susturamadı” diye ekledi.

Çözüm diyalog ve demokratik birlik

PJAK Yürütme Konseyi üyesi Siamand Moeini, rejimin halkların iradesini yok saydığını söyledi ve Sykes-Picot sonrası kurulan ulus-devlet sisteminin halkların çeşitliliğini bastırmaya çalıştığını ifade etti. “İran’daki sistem farklılıkları tehdit olarak görüyor” diyen Moeini, çözümün diyalog olduğunu vurguladı. İngiltere’ye Devrim Muhafızları’na yönelik yaptırım çağrısı yaptı.

PJAK’ın İran için önerisinin demokratik ve çoğulcu bir sistem olduğunu belirten Moeini şöyle konuştu: “İran farklı halklardan, inançlardan ve kimliklerden oluşan bir ülkedir. Eğer bu halkların sesi duyulmazsa bölgede hiçbir zaman istikrar olmaz. İran’da demokratik geleceğin temeli Jin, Jiyan, Azadî devrimidir.”

Demokrasi halkların tanınmasıyla mümkündür

“Kimliği inkâr edilen milyonların yaşadığı yerde demokrasi olmaz” sözleriyle konuşmasına başlayan Güney Azerbaycan Demokrat Partisi Sözcüsü Mahmud Bilgin, 1945’te kurulan Güney Azerbaycan Milli Hükümeti’ni hatırlatarak, Şah rejiminin bu deneyimi katliamlarla bastırdığını ifade etti. Merkeziyetçi sistemin çözüm olmadığını belirterek federal ya da konfederal yapının tartışılması gerektiğini söyledi.

Ayrıcalık değil eşitlik

Belucistan Halk Partisi Genel Sekreteri Nasser Boladai, Belucistan’daki yoksulluk, işsizlik, idamlar ve militarizasyon politikalarına dikkat çekti. Beluç bölgelerinin doğal kaynak açısından zengin olmasına rağmen sistematik olarak geri bırakıldığını ifade etti. “Birlik korkuyla kurulamaz” diyen Boladai, federal sistemin bölünme değil demokratik güç paylaşımı anlamına geldiğini söyledi: “Beluç halkı hâkimiyet değil, onur ve eşitlik istiyor.”

12 milyon Ahwazi direniyor

Ahwazi Arap Mücadele Hareketi temsilcisi Dr. Khalaf Al Kaabi ise Ahwazi halkının yıllardır sistematik baskı altında, yoksulluk ve çevre felaketleriyle karşı karşıya bırakıldığını belirtti. “İran halkları demokrasi, çoğulculuk ve öz belirlenim temelinde yeni bir gelecek kurabilir” diyen Al Kaabi, uluslararası topluma İran rejimine karşı daha net tavır alma çağrısı yaptı. HABER MERKEZİ