
PJAK Avrupa sözcüsü Şerzad Kemanger, İran’ın siyaseten zorlandığı her dönemde idamlara başvurduğunu söyledi. İran’a asla boyun eğmeyeceklerini belirten Kemanger Avrupa’daki Kürtler’den ise idam vahşetine karşı sesini daha fazla yükseltmesini istedi.
Kürtlere dönük idam politikalarından vazgeçmeyen İran, savaşa aktif dahil olduğu Suriye ve Irak’ta da etkisini oldukça artırdı. Suriye’de Esad rejiminin, Irak’ta ise Şii Başbakan Haydar Abadi yönetimindeki merkezi hükümetin safında DAİŞ’e karşı savaşan İran, ülkesinde ise Kürtlere yönelik idam, zulüm ve baskıyı sürdürüyor. İran rejimine karşı direnen Kürdistan Özgür Yaşam Partisi’nin (PJAK) Avrupa sözcüsü Şerzad Kemanger ile hem Demokratik Konfederalizm perpektifiyle bütün İran halklarına demokrasi ve özgürlük vaat eden Doğu Kürdistan Demokratik ve Özgürlük Kongresi’nin (KODAR) çalışmalarını, hem de Tahran’ın Kürt politikasını ve Ortadoğu projesini konuştuk. İşte sorularımız ve Şerzad Kemanger’in yanıtları.
İran devletinin şu anda başta Kürtler olmak üzere, ülkede yaşayan halklara yönelik politikasını anlatır mısınız?
İran, yıllardan beridir başta Kürt halkı olmak üzere orada yaşayan Azeri, Arap, Keldani halkları üzerinde kirli bir politika yürütmekte. İran’da rejimden önce de sonra da halklara ciddi anlamda zulüm ediliyor. Çok kirli oyunlar oynanıyor. Doğu Kürdistan’da kurulan Mahabad Cumhuriyeti’nden sonra gelişen ve 1979 yılında İran rejiminin Sine’de yapmış olduğu katliamdan sonra başta Kürt halkı olmak üzere orada yaşayan halklar üzerinde bir korku imparatorluğu yaratılmak istendi. Molla rejiminden önce nasıl ki Şah rejimi Kürtler üzerinde büyük bir baskı ve inkar politikası izlediyse aynı şekilde Molla rejimi de Kürtler üzerinde aynı politikayı izlemiştir. Bugün İran’da ekoloji, basın, insan hakları mücadelesini kim veriyorsa İran devletinin baskısına uğruyor ve tutuklanıyor. Çünkü Molla rejimi bu insanları kendine büyük bir tehdit olarak görmektedir. Bugün İran’da cezaevleri siyasi tusaklar, gazeteciler, barış aktivistleri ile dolu. İran, kendisine karşı en ufak bir kıvılcımdan dahi korkuyor. Bu insanları idamla cezalandırıyor.
PJAK, İran’da yeni bir siyasi oluşuma gitti. Bundan biraz bahseder misiniz?
Geçen yıl Doğu Kürdistan’da KODAR’ı kurduk. 2010 yılından itibaren halkın içerisinde büyük bir çalışma yürüttük. Bu çalışmaların meyvesini de 2014 yılında KODAR’ın kuruluşunu ilan edererek topladık. Bu sistem, Demokratik Konfederalizmi esas alıyor. Sadece Doğu Kürdistan için değil tüm İran halklarını esas alan bir sistemdir. İran’da demokrasiden yana tüm toplumsal grup ve partilerin katılımına açığız. KODAR, hiçbir inanç, etnik ve toplumsal grup arasında fark gözetmez. Herkesin katılımına açıktır. Kurulan bu sistem halk tarafından büyük bir heyecan ve ilgiyle karşılandı. Şu anda Doğu Kürdistan’ın bütün alanlarında bu sistemimiz aktif bir şekilde halkın arasında örgütlenmesini sürdürüyor.
İran ile PJAK arasında 2011 yılında bir ateşkes imzaladı. İran’ın en son yaptığı idamlar ateşkesi nasıl etkiledi?
2011 yılında Ortadoğu ve Arap coğrafyasında yaşanan iç savaşlardan sonra İran’da da bir ayaklanma bekleniyordu. Tam o dönemde PJAK’la İran arasında şiddetli çatışmalar yaşanmaktaydı. Bu durumdan kaynaklı bizimle ateşkes yapmak istediler. Bizler de uzun tartışmalar sonunda karşılıklı bir ateşkesin içerisine girdik. Ateşkes, olumlu bir yansımaya neden oldu. Halk arasında daha güçlü ve organize bir şekilde örgütlendik. Ve geliştik. Şu anda Doğu Kürdistan’da KODAR sistemi en iyi şekilde örgütlenmiş durumda.
Yaşanan son idamlardan sonra artık bir ateşkesten bahsetmek mümkün değildir. Ortada ateşkes durumu kalmadı. Bugün İran devleti, bizlere idamlar üzerinen bir mesaj vermek istiyor. Bu da İran devletinin yenilmez olduğu algısıydı. Fakat Kürtler hiçbir zaman bu devlete boyun eğmedi. Tarihinde büyük bir direniş olan Mahabad direnişi vardır. En son İran cezaevlerinde siyasi tutsaklar üzerinde uygulanan baskılara karşı, tutsaklar süresiz açlık grevi gerçekleştirdi. Bu direniş İran hükümetinin geri atmasını sağladı. İran, bu tür durumlarda sıkıştığında hemen idam yoluna başvuruyor. Bu davranışıyla bizlere geri adım attıracağını düşünüyor ama asla geri adım atmayacağız. İran yapılan ateşkes antlaşmasına bağlı kalmadı. Onlar bize ölümü gösteriyorsa bizler de kendimizi sonuna kadar savunacağız.
Suriye ve Irak’taki savaşa aktif olarak dahil olan İran’ın Ortadoğu politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ortadoğu’da yaşanan ne kadar kirli bir savaş varsa hepsinde İran’ın parmağı var. Dikkat edilirse İran’da şu ana denk hiç iç savaş yaşanmadı. Kendi ülkesine gelmesini önlüyor fakat diğer ülkelerde yaşanan iç savaşların körükleyicisi olmakta. Bu kadar kirli bir siyaset yürütmekte İran.
Bugün Esad hala iktidardaysa bu İran devletinin sayesindedir. Rojava’nın Hesekê bölgesinde bir süre önce YPG/YPJ savaşçıları ile Esad güçleri arasında çıkan çatışmalarda da asıl aktör İran’dı. Hesekê stratejik bir yer, o yüzden İran oraya çok fazla yüklendi. Çünkü asıl hedefi Rojava’daki kantonları parçalamaktır. Fakat buradan bir sonuç çıkaramadılar çünkü ciddi bir direnişle karşılaştılar.
İran, Ortadoğu’da Kürtlerin tüm kazanımlarını yok etmek için saldırılarda bulunmakta. Doğu Kürdistan’daki kazanımların da farkında. O yüzden hemen çirkin yüzünü gösteriyor. İran hiçbir zaman Kürt halkının kazanmış olduğu değerleri hazmedemiyor o yüzden de sürekli saldırıyor. İran’ın idamları da bu yüzden. Bugün İran cezaevlerinde birçok tutsak idam cezası almış durumda. Son idam edilen 3 arkadaşımız için birçok kurum kampanyalar yürüttü ama yine de İran bu arkadaşlarımızı idam etti. Halen 4 arkadaşımız kayıp. İran’a çağrımız, derhal kayıp olan arkadaşlarımızın idamlarını durdurmasıdır.
Bugün baktığınızda DAİŞ ile İran arasında hiçbir fark yok. DAİŞ din ve İslam adına insanları öldürüyor. İran da aynı sebeplerden insanları idam ediyor. İkisi arasında hiçbir fark yok. DAİŞ içerisinde bire bir İran ile bağlantılı çeteler de var. Güney Kürdistan’daki DAİŞ bağlantılı saldırılar da Kürtlerin kazanımlarına yöneliktir.
Kürdistanlılar ile dostlarına çağrınız nedir?
Buradan tüm halkımıza özellikle de Avrupa’da yaşayan halkımıza ve dostlara şu çağrıda bulunmak istiyorum: Kobanê ve Şengal’de özgürlük halayları çekiliyorsa bunda sizlerin Avrupa’da yapmış olduğunuz eylemlerin büyük bir etkisi var. İran devletinin yaptığı bu vahşete kimse sessiz kalmasın. Tüm Avrupa’ya duyurabilmek için seslerini yükseltmeye çağırıyorum.
Şerzad Kemanger kimdir?
Şerzad Kemanger, 1977’de Kamyaran kentinde doğdu. Rojhilat’ta (Doğu Kürdistan) gençlik faaliyetlerinde bulunan Kemanger, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir komployla Türkiye’ye götürülmesi sonrası daha aktif biçimde politik çalışmalara katıldı. Kürt siyasetçi 2 yıldan beri de Avrupa’da. Şu anda PJAK’ın Avrupa sözcülüğü görevini üstlenen Şerzad Kemanger, İran rejimi tarafından 2010 mayısında Kerec Cezaevi’nde idam edilen öğretmen Ferzad Kemanger’in kardeşi.
AGİT ERKENDİ/FRANKFURT