İran vekillerine musluğu kapatmak

Dünya Haberleri —

İran/foto:AFP

İran/foto:AFP

  • ABD, yıpratma savaşından muhasebe savaşına geçti. Tutulan her dolar, ABD müttefiklerine fırlatılmayan bir roket anlamına geliyor.
  • Tahran’ın, Irak toprağını, Irak istikrarsızlığını ve uluslararası eylemsizliği kullanarak ucuza güç projeksiyonu yapmasına izin verilen dönem sona erdi.

* JASIM AL-AZZAWI-Çeviri: Yeni Özgür Politika

Tahran’ın bölgesel hegemonyası, kendi konvansiyonel tümenlerini sahaya sürmesiyle değil, finans sağladığı, eğittiği ve komuta ettiği geniş bir vekil ve paramiliter ağı kurmasıyla şekillendi. Bu gruplar, Irak’tan İsrail’e füze fırlattı, sınır ötesi dron saldırıları düzenledi ve sivilleri terörize etti. Yıllarca uluslararası toplum, genellikle milis liderlerini “şehit” ilan ederek ve yeni katılımları teşvik ederek sonuçlanan kinetik (askeri) vuruşlarla karşılık verdi. Şimdi ise Washington, en çok acı veren hassas noktayı buldu: Cüzdanları.

Trump yönetimi, Irak’ın petrol gelirlerini bloke ederek, İran destekli milislerin savaşçılarına maaş ödemek, silah almak ve nüfuzlarını sürdürmek için büyük ölçüde bağımlı oldukları fonlara doğrudan finansal baskı uyguluyor. Ne dramatik askeri saldırılar, ne kara harekâtı. Sadece ekonomik boğmanın soğuk mantığı.

Cüzdanın gücü

Bu strateji, söz konusu grupların ideolojik olduğu kadar ticari girişimlere de dönüştüğü gerçeğine dayanıyor. Irak’taki milis ekonomisi parazitik yapıdadır; derin cepli bir “ev sahibine” ihtiyaç duyar. Washington, New York Fed’den Bağdat’a giden dolar akışını kısıtlayarak, Devrim Muhafızları Ordusu’nun en ölümcül uzantısına oksijeni kesmiş oluyor.

Para olmayınca silahlı gruplar sadakat kaybediyor, bölünüyor ve savaşçılar ayrılıyor. Komutanlar kavga ediyor. Birliklerini bir arada tutan ideoloji, yerini daha acil “Kim maaş alacak?” sorusuna bırakıyor. Washington bunu çok iyi anlıyor. Canavarı aç bırakırsan, canavar kendine döner.

Baskı burada bitmiyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, Irak’ın petrol ihracat kapasitesini daha da daraltarak gelir açığını büyüttü. Dışarıya daha az petrol akışı demek, içeriye daha az para ve milislere daha az fon demektir. İran’ın stratejik aşırı yayılması, şimdi kendi vekillerine ağır maliyet getiriyor.

Siyasi kilitlenme

Bağdat’taki mevcut siyasi felç, yalnızca yerel bir anlaşmazlık değil, Amerikan kırmızı çizgilerindeki temel değişimin doğrudan sonucudur. Bu kilitlenme, Başkan Trump’ın eski Başbakan Nuri el-Maliki’yi 'istenmeyen kişi' ilan eden tek ve sarsıcı tweetinden kaynaklanıyor. Washington’a göre el-Maliki, İran etkisinin Irak devlet mekanizmasına sağlam biçimde yerleştiği köprüdür. Bu açıklama, hükümet kurma sürecinde aşılmaz bir duvar ördü.

Mesaj nettir: Washington, artık Tahran’a “kara köprü” sağlayan veya bu sürece katkı veren kişiler tarafından yönetilen ya da onlara bağımlı bir hükümete mali destek vermeyecektir.

Irak’ın bir sonraki başbakanının seçimi, yerel bir siyasi egzersiz olmaktan çıkıp Washington için zorunlu bir kabul testi haline geldi. Bu makam, Batı ile samimi ikili iş birliği yapabilecek bir isim tarafından doldurulmalı; böylece Haşdi Şabi'nin kurumsallaşmasını sağlayan “eski muhafız” kadrosu fiilen kara listeye alınmış oluyor.

El-Maliki döneminde ABD sıklıkla “görüntüde istikrar” karşılığında göz yumarken, mevcut yönetim İran yanlısı liderler altında sağlanan “istikrarı” stratejik bir tehdit olarak görüyor. Irak siyasi sınıfına verilen mesaj açıktır: Batı’nın kabul edebileceği bir lider seçin, yoksa devletin mali temelleri çökmeye devam eder.

Askeri mantık

ABD’li komutanlar, uzun zamandır bu non-kinetik (askeri olmayan) yaklaşımı savunuyor. Emekli General Joseph Votel ve diğer strateji uzmanları, vekil isyanıyla “öldürerek” başa çıkılamayacağını sıkça vurgulamıştı. ABD, yıpratma savaşından muhasebe savaşına geçti. Tutulan her dolar, ABD müttefiklerine fırlatılmayan bir roket anlamına geliyor.

Milisler neyin geldiğini biliyor. Liderlerinin birçoğu artık fiziksel imha tehdidiyle karşı karşıya olduklarına inanıyor. Varlıklarının el konulmasından, ağlarının dağıtılmasından ve uzun süredir sahip oldukları cezasızlığın sona ermesinden korkuyorlar. Bu korkunun kendisi de bir silahtır. Omzunun üzerinden arkasına bakan, bir sonraki hedefin banka hesabı mı yoksa hayatı mı olacağını merak eden bir milis komutanı, etkili bir komutan olamaz.

Yan etkileri yönetmek

Eleştirmenler, Irak’ın petrol gelirlerini sıkıştırmanın milislerle birlikte Irak halkını da cezalandırdığını söylüyor. Bu haklı bir endişedir. Washington, hedefli yardım mekanizmaları ve Bağdat’la şeffaf iletişim yoluyla bu süreci dikkatle yönetmelidir. Amaç, İran’ın silahlı vekillerini fonlarını kesmek, egemen bir ortağı istikrarsızlaştırmak değildir. Ancak yönetimin duruşu şudur: Irak’taki istikrarsızlığın asıl sorumlusu milislerin kendisidir.

Modeli yıkmak

Hassas biçimde uygulanan maksimum baskı, doğru araçtır. Tahran’ın, Irak toprağını, Irak istikrarsızlığını ve uluslararası eylemsizliği kullanarak ucuza güç projeksiyonu yapmasına izin verilen dönem sona erdi.

Irak için ilerleyen yol dardır. Bu yol, İran’ın bölgesel hırsları yerine Irak egemenliğini önceliklendiren bir liderlik gerektirir. Bağdat, statükonun ajanı olmayan bir başbakan çıkarıncaya kadar mali baskı gevşetilmeyecektir. Washington sadece bir milisi sıkıştırmıyor; onlarca yıldır Ortadoğu’yu kasıp kavuran vekalet savaşı modelini kökünden söküp atıyor. Çifte oyun oynanan “Maliki dönemi” bitmiştir; “Kabul edilebilirlik dönemi” başladı.

* Gazeteci Jasim Al-Azzawi'nin MEM'deki makalesi çevrilerek düzenlendi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.