
3 Kürt tutsağı idam eden İran rejimi, Doğu Kürdistan kentlerinde gözaltı operasyonları başlattı. İran karakolları, Kandil’e bağlı alanları obüs ve havanlarla bombaladı. KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, İran devletini uyararak, “İran devleti Kürt düşmanlığı ve idamlar üzerinden tehlikeli bir süreç başlatmıştır. İran, Kürt halkının kurbanlık koyun olmadığını iyi bilmeli. Kürt halkı idamlar karşısında kesinlikle geri adım atamayacak” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin Urmiye Cezaevi’ndeki Kürt tutsaklar Saman Nesîm ile Ali Efşarî ve Habîbullah Efşarî kardeşleri 19 Şubat’ta idam etmesi ardından, 3 siyasi tutsaktan daha haber alınamıyor. Nesîm ve Efşari kardeşlerle birlikte tek kişilik hücrelere alınan Sirwan Nejawî, İbrahim Şapur ve Yunus Axayat’ın akıbeti de bilinmiyor.
Gözaltılar başladı
Doğu Kürdistan’daki baskılar cezaevleri dışında da arttı. KODAR Yürütme Konseyi Üyesi Arwîn Ehmed Pûr, İran devletinin Mahabad ve Sine’de gözaltı operasyonları başlattığını bildirdi. Pûr, “İran devleti Kürt halkına karşı her dört parçada savaş ilan etmiştir” diye konuştu.
HPG Basın İrtibat Merkezi ise dün yaptığı açıklama ile Kandil’de bazı alanların İran karakolları tarafından bombalandığını duyurdu. Açıklamada, “21 Şubat günü saat 14.30 ve 21.00’de Medya Savunma Alanlarımızdan Kandil bölgesi sınır hattında bulunan İran karakolları Dola Kokê alanına bağlı Şehit Ronahi, Şehit Nuda, Şehit Dilbirîn ve Casusan tepelerine yönelik obüs ve havanlarla bir bombardıman gerçekleştirmiştir” denildi.
Tehlikeli bir süreç başlattı
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, KJK başta olmak üzere Kürt kurumları da idamları kınayarak, Kürdistan ve uluslararası alanda tepkilerin yükseltilmesini istedi.
İran devletinin Kürdistan ve Ortadoğu’daki gelişmeleri tehlikeli biçimde Kürt karşıtı bir politika ile değerlendirdiğini kaydeden KCK, İran’ın Kürt sorununu siyasi ve demokratik yöntemlerle çözmek yerine Kürtlerin kazanımlarına saldırı ve Kürt siyasetçilerini idam etme yolunu tercih ettiğini belirtti.
KCK şunları vurguladı: “Ancak İran Kürtlerin eski Kürtler olmadığını, Kürtlerin bugün ulaştığı örgütlenme ve mücadele düzeyi ile karşılaşacakları her türlü belayı rahatlıkla bertaraf edebilecek güçte olduğunu hesaplamamaktadır. Kürtler artık kurbanlık koyun değildir. Her şart altında varlığını, özgürlüğünü ve kazanımlarını koruyabilecek güçtedir. İran devleti Kürt düşmanlığı ve idamları gerçekleştirme üzerinde geliştirdiği politikalarla tehlikeli bir süreç başlatmıştır. Hareket olarak yaptığımız tüm uyarılara rağmen Kürt siyasetçilerini idam etmiştir. İran devleti gerçekleştirdiği idamlar nedeniyle Kürt halkından derhal özür dilemelidir. İdamları gerçekleştirmeyeceğine dair kesin ve net açıklama yapmalıdır.”
Nesîm ve Efşari aileleri ile Kürt halkına başsağlığı dileyen KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, “Kürt halkı bu idamlar karşısında kesinlikle geri adım atmayacak. Aksine mücadeleyi daha da kararlı bir biçimde yükseltecektir” dedi.
Kürdistan ve yurtdışındaki Kürtleri bu vahşi politikaları protesto etmeye, mücadeleyi yükseltmeye çağırdı.
KJK: DAİŞ’e örtülü destek
KJK Koordinasyonu da yazılı açıklamasında İran devletinin Doğu Kürdistan halkına karşı özel savaş politikaları ve saldırılarını yoğunlaştırdığını kaydetti. “Halkımıza sıradan demokratik mücadele ve tutum zemini dahi bırakılmamaktadır. Uyuşturucu-fuhuş, yoksulluk ve ajanlaştırma politikaları yoğunlaştırılarak halkımıza teslimiyet dayatılmaktadır” diyen KJK, İran’ın Kürdistan’ın diğer parçalarında da çeşitli görünümler altında ve işbirlikçi-ajan güçler eliyle örtülü saldırılar gerçekleştirdiğine dikkat çekti.
Cizre olaylarını örnek gösteren KJK, “Cizre olaylarında halkımıza karşı geliştirilen saldırıların arkasında AKP Hükümeti ve İran rejimi vardır. Her iki rejimin de bölgesel hegemonya emelleri DAİŞ gibi bir gücü Kürt halkına karşı kullanmaya ve desteklemeye götürmektedir, hatta birçok DAİŞ saldırılarında bu devletlerin operasyonel güçleri örtülü bir şekilde yer almaktadır” dedi.
“Bu insanlık dışı idamlar İran rejiminin çaresizliğini ve çözümsüzlüğünü ortaya koymaktadır” diyen KJK, Kürt halkını ve bütün demokratik güçleri ve kamuoyunu idamlara karşı mücadeleyi yükseltmeye çağırdı.
Komalên Ciwan: Misilleme bir haktır
Komalên Ciwan, idamların Rojhilat’taki uyanış ve hareketlenmeyi sindirmeyi amaçladığının altını çizdi. “İmha politikaları uygulamada devletler arasında farklılık gösterse de özünde aynı zihniyetin pratikleridir. Kuzey’de, Doğu’da, Rojava’da ve Başur’da her yerde kendi Kürdünü yaratma girişimi vardır” diyen Komalên Ciwan, “Kürt halkı imha, idam ve katliamlara karşı örgütlülüğünü daha da büyüterek öz savunma temelinde misilleme hakkını sonuna kadar kullanmalıdır” çağrısında bulundu.
Avrupa’daki Kürtlere çağrı
Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) açıklamasında “Tutuklama, zindana atma, işkencecilik, öldürme ve idam ancak korkak iktidarların kullandığı bir mekanizmadır” ifadesi kullanıldı.
KCD-E Eşbaşkanlığı, BM ve AB başta olmak üzere uluslararası insan hakları kuruluşlarını harekete geçmeye çağırdı. “Kürt siyasetçilerine uygulanan idamlara başta BM olmak üzere AB ve insan hakları kurumlarının sessiz kalması, idamlara ortak olmaları anlamına gelecektir” dedi.
KCD-E Avrupa’daki Kürtleri de bulundukları yerlerde İran’ın katliamcı yüzünü teşhir etmeye çağırdı.
Demokratik Toplum Kongresi DTK açıklamasında da demokratik kamuoyuna duyarlılık ve harekete geçme çağrısında bulunuldu.
HABER MERKEZİ