Suudi Arabistan, Arap ülkelerini zirve serileriyle bir araya getirerek İran etrafında bir çember oluşturmaya çalışıyor. ABD ise İran’a karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne başvuru hazırlığında. Bölgedeki gelişmeleri değerlendiren PJAK ise durumu “Üçüncü Dünya Savaşı” şeklinde okuyor.

Donald Trump yönetiminin 2015’de İran ile yapılan Nükleer Anlaşmadan çekilmesi sonrası ABD, İran’a yönelik ablukayı her geçen gün daha da yoğunlaştırıyor.

İran ile ABD ve müttefikleri arasındaki gerilim, hem Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde yapılan Körfez İş Birliği Konseyi hem de ABD ve İranlı yetkililerin açıklamalarıyla giderek üst boyuta taşındı. Mekke’deki konferansa, Suudi Arabistan ve bazı Arap ülkelerinin 2 yıldan beri abluka uyguladığı Katar’ın da katılması, İran etrafındaki ablukanın bundan sonra daha da yoğunlaşacağına dair güçlü bir mesaj niteliği taşıyor.

İran’a karşı hareket geçme talebi

İran’ın başta Körfez ülkeleri olmak üzere tüm Ortadoğu’da Şii hamiliğine soyunmasına karşı Sünni blokun bir nevi bayraktarlığını yürüten Suudi Arabistan yeni dönemde İran’a karşı uygulanacak ablukanın önemli bir aktörü durumunda.

Mekke’de yapılan Körfez İş Birliği Konseyi toplantısının birinci gündem maddesi de Arap ülkelerinin İran’a karşı harekete geçirilmesiydi.

Körfez İş Birliği Konseyi’nde konuşan Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdülaziz, Arap ülkelerini ‘kriminal faaliyetlerle’ suçladığı İran’a karşı harekete geçmeye çağırdı. Suudi Kralı, İran’ın bölgedeki birçok ülkenin içişlerine müdahale ettiğini ve kimi saldırılardan sorumlu olduğunu iddia etti.

Son haftalarda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Suudi Arabistan’da yapılan bazı saldırılardan doğrudan Tahran yönetimini sorumlu tutan Salman bin Abdülaziz, İran’a karşı harekete geçilmesini istedi. BAE karasularında geçtiğimiz günlerde 4 gemiye yönelik sabotaj eylemi ile ülkesindeki bazı petrol yataklarına yönelik saldırılarından İran’ı sorumlu tuttu.

Suudi Kralı, İran’a karşı bölge ülkelerinin “Sessiz kalması ve kesin bir yanıt vermemesinin” bu ülkeyi cesaretlendirdiğini de iddialarına ekledi.

Irak karşı çıktı

21 Arap ülkesinin katıldığı Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) ardından Arap Zirvesi’nde de İran vurgusu yapıldı. Sonuç bildirgesinde İran’ın bölgede yaptığı müdahaleler kınandı. Arap dünyasının temel meselesi olarak gösterilen Filistin sorunu ise ikinci planda kaldı. Bildirgede, “İran yapımı balistik füzelerin Yemen’den Suudi Arabistan topraklarına atılması, İran’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) adalarını işgal etmesi (Büyük Tunb, Küçük Tunb ve Ebu Musa adaları), Suriye krizine müdahale etmesi ve toprak bütünlüğünü etkilemesi, Bahreyn’in iç işlerine karışması ve oradaki terör örgütlerini desteklemesi” kınandı.

Kameraların karşısına geçen Arap Birliği’nin Mısırlı Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, “Irak, İran’ın diğer ülkelerin işlerine müdahalesini kınayan, Mekke’deki olağanüstü Arap zirvesi tarafından yayınlanan sonuç bildirgesine karşı çıkıyor” dedi.

Irak’ın Suudi Arabistan’ın ve Körfez ülkelerinin güvenliğini hedef alan her türlü eylemi kınadığını hatırlatan Gayt, “Bağdat’ın bildirgenin yazılmasına katılmadığını, bildirgenin şu anki haline itiraz ettiğini açıkça belirtmek istiyorum” diye ekledi. Zirve toplantısında konuşan Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih ise Körfez’in güvenliğinin Irak’ın güvenliği olduğunu hatırlatarak söz konusu krizin, uygun şekilde çözülmediği takdirde savaşa evrilebileceği uyarısında bulunmuştu.

İran’dan Suudi Arabistan’a tepki

Suudi Arabistan’da Körfez İş Birliği Konseyi, Arap Birliği Zirvesi toplantıları dün yerini yine İran gündemiyle İslam İşbirliği Örgütü toplantılarına bırakırken, İran’dan ise Riyad yönetimine tepki geldi. İran Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’ın Arap ülkelerine yaptığı çağrıya tepki göstererek Riyad’ın Ortadoğu’yu bölmeye çalıştığını söyledi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musavi, Suudi Arabistan için “Müslüman ülkeler arasında ve bölgede bölünmeye yaratmaya devam ediyor. Bu da siyonist rejimin (İsrail) istemidir” dedi.

Katar iki yıl aradan sonra zirvedeydi

Katar’ın Körfez İş Birliği Konseyi’nde katılması ise önemli bir sürprizdi. Zira, 5 Haziran 2017’de Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Bahreyn Katar’a ekonomik ve diplomatik abluka başlatmış, sınır kapıları ve hava sahasını da Katar’a kapatmışlardı.

Katar’ın Türkiye ile birlikte Müslüman Kardeşler kökenli çete örgütlerine destek destek vermesi ve İran ile olan ilişkilerinden dolayı söz konusu ülkeler, Suudi Arabistan ve Mısır öncülüğünde  Katar’a dönük büyük bir ablukayı başlatmıştı.

İngiliz The Guardian gazetesi Mekke’deki konferans ile birlikte Katar ve Suudi Arabistan arasındaki buzların da eriyebileceğini yazdı. Gazete, bunun ABD tarafından desteklenen bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti ve 2 yıl sonra iki ülke arasındaki en büyük diplomatik temas olduğu yorumunda bulundu. Gazete yorumunda “Katar, İran ile Nükleer Anlaşma’nın İptal edilmesine karşı çıkıyordu fakat ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘İran’ın izole edilmesi’ talebine burun kıvırarak Trump’ı uzaklaştırmak istemiyor” yorumunda bulundu.

Pazartesi günü Katarlı diplomatları taşıyan uçağın Suudi Arabistan’a gelmesine izin verilmişti.

ABD’den BMGK mesajı

Körfez İş Birliği Konseyi ve Arap Birliği Zirvesi ile İran’a karşı bir Arap çemberi yaratmak isteyen ABD ise diplomatik alanda bu ülkeye yönelik baskıları her fırsatta derinleştirmek ve farklı güçlerin de gündemine koymak istiyor.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Körfez’de gemilere yapılan saldırıdan İran’ı sorumlu tutarak, amacın petrol fiyatlarını arttırmak olduğunu iddia etti.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un İran’ı suçlayan açıklamasını savunan Mike Pompeo, Bolton’un “haklı olduğunu” söyledi. Pompeo, “İran’ın dünya genelinde brüt petrol fiyatlarını arttırmak teşebbüsüdür” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, bu açıklamayı Avrupa gezisi için Berlin’e yapacağı ziyaret öncesi gazetecilere yaptı.

John Bolton, Çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada 12 Mayıs günü düzenlenen sabotaj eyleminin arkasında “büyük olasılıkla” İran’ın olduğunu söylemişti. Bolton, saldırılarla ilgili kanıtların da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sunulacağını belirtmişti.

Sabotaj eylemleri Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) bağlı, Körfez’in girişindeki Füceyre limanı açıklarında dört gemiye yönelik olarak gerçekleştirilmişti. Bunların ikisi Suudi petrol gemileriydi.

ABD ve Körfez’deki ittifakları İran’ı saldırının sorumlusu olarak görürken, gemilere yönelik sabotajı henüz üstlenen olmadı.

Ancak İran destekli Yemenli Şii Husi milisleri Suudi Arabistan tesislerine yönelik son haftalarda bir çok kez dronlarla saldırılar düzenlemişti.

PJAK Eşbaşkanı: Yaşananlar Üçüncü Dünya Savaşı

Daha çok İran ile ABD arasında bir kriz olarak gözüken ancak giderek bütün Ortadoğu ve uluslararası alanı etkileyen gelişmeleri Kürtler de çok yakından takip ediyor.

Gelişmeleri ANF Farsça’ya değerlendiren PJAK Başkanı Siyabend Moini bölgede yaşananları Üçüncü Dünya Savaşı olarak niteledi.

Moini, “Bölgede yaşananların, klasik savaştan ayrı karakterdeki bir savaşla yürütüldüğüne inanıyoruz. Bu bakışla bölgede yaşanan kritik süreci tahlil ettiğimizde, ‘üçüncü dünya savaşı’ndan başka bir tanımlama yapamıyoruz” diye konuştu.

Moini, yaşanan süreç ve konuşulan senaryoların hangisi uygulanırsa uygulansın, Kürtler için büyük bir fırsat sunduğunun görülmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Ancak burada önemli olan, öncü güçlerin temel ilkelerde bir araya gelmesi, bir birliktelik oluşturmasıdır. Böyle süreçlerde tüm güçlerin üzerine düşen temel sorumluluk parçacılıktan kendisini uzak tutmasıdır. İran’daki siyasi parti ve özgürlük mücadelesi veren kesimlerin buna öncelik vermeleri gerektiğine inanıyoruz. İran’daki siyasi harita, devrim ve özgürlük talebi olan güçlerin ortak hareket etmesiyle devrimci demokratik bir devrimin olabileceği bir gerçektir.”

PJAK Eşbaşkanı Siyabend Moini, İran halklarının tamamını içine alan özgürlük ve demokrasi projesine sahip her siyasi parti, devrimci örgüt ve yapılarla hareket etmeye hazır olduklarını, doğan fırsatları değerlendirmek için güçlerin acilen ortak bir noktada buluşmaları gerektiğini söyledi.

 

 HABER MERKEZİ