
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eğitim ve Dil Komisyonu, Kürt çocuklarını ‘anadilde eğitim talebi’ için okul boykotuna çağırdı. Okulların eğitime başlayacağı 19-23 Eylül tarihleri arasında Kürt çocuklarına okula gitmeme çağrısı yapan Eğitim ve Dil Komisyonu, mahalle meclis leri ve evlerin okul olarak kullanabileceğini belirtti. “80 ruhunu taşıyan Anayasa’da hala inkâr ve imhanın yasaları bulunmakta, hala her gün Kürt çocuklarına ve diğer halkların evlatlarına ırkçı yeminler ettirilmektedir” denilen açıklamada, “Kürtler sınırlı koşul ve alanlar ile değil, dillerini bütün alanlarda kullanmak istiyor. Bu istek en doğal ve meşru istektir” ifadeleri yer aldı.
Talep karşılanmalı
Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız, yeni eğitim öğretim yılı nedeniyle hazırladığı raporu açıkladı. Yıldız, anadilde eğitim ile zorunlu din derslerinin çok önemli sorunlar olarak devam ettiğini kaydetti.
Anadilde eğitimin sağlanması gerektiğini belirten Ünsal Yıldız, “Bireylerin anadilinde eğitim görme talebinin önündeki engeller sürmekte, eğitim biliminin temel ilkesi olan anadilde eğitimi talep eden kesimler önce polis şiddetiyle karşı karşıya kalmakta, sonrasında yargı kıskacına alınmaktadır. Bu temel bir insan hakkıdır ve ayrıca toplumsal bir taleptir. Bu talebin karşılanması gerekir. Hiç değilse talebin nasıl karşılanacağı tartışmaya açılmalıdır. Bu talepler karşılanmazsa, barış ve kardeşlik nasıl olacak? Ayrıca devletin Alevilik ve anadil konusunda bir özür borcu bulunuyor, bunu ödemesi gerekir” şeklinde konuştu.
Kürtçe eğitim için boykot
l DTK Eğitim ve Dil Komisyonu, okulların eğitime başlayacağı 19-23 Eylül tarihleri arasında Kürt çocuklarını ‘anadilde eğitim talebi’ için boykota çağırdı.
‘’Kürtler sınırlı koşul ve alanlar ile değil, dillerini bütün alanlarda kullanmak istiyor. Bu istek en doğal ve meşru istektir“ diyen DTK Eğitim ve Dil Komisyonu, okulların eğitime başlayacağı 19-23 Eylül tarihleri arasında Kürt çocuklarını boykota çağırdı. DTK, bu tarihler arasında çocuklara özgün eğitimlerini kendi anadillerinde devam ettirmelerini isteyerek, mahalle meclisleri ve evlerin okul olarak kullanabileceğini açıkladı.
Demokratik Toplum Kongresi’nin(DTK) Eğitim ve Dil Komisyonu, 2011-2012 Eğitim Öğretim yılına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, 19. ve 20. yüzyıllarda yaşanan insanlık utançlarının günümüzde dil ve kültürlerin eritilmesi siyasetiyle devam ettiği belirtilerek, egemen güçlerin etkisi altına aldığı halklar üzerinde eritme ve sindirme politikaları izleyerek, iktidarlarını süresiz ve devrilmez hale getirmeye çalıştığı belirtildi. „Yıllardır siyahlar, beyazlara benzetilmeye çalışılıyor. Asyalılar, Avrupalılar gibi olmaya zorlanıyor. Bu farkı diller, inançlar ve kültürler bu şekilde yok sayılarak egemenlerin iktidar suntaları sağlama alınıyor“ denilen açıklamada, bu benzeştirme ve yok sayma politikalarının siyahları beyazlaştırmadığını, Asyalıları ise Avrupalılaştırmadığının altını çizdi. Halkların, ulusların ve kavimlerin bu politika karşısında direnerek, dillerine ve kültürlerine daha yoğun sahip çıktığını vurgulayan DTK, süregelen eritme siyasetlerinin de böylesi bir başkaldırı ile geriletildiğini vurguladı.
Geldiğimiz süreçte akil adamların ve aklı başında siyasetçilerin inkâr ve imha siyasetinin işe yaramayacağını tarihsel gerçeklik pratiğiyle gördüklerinin belirtildiği açıklamada, bu politikalardan Türkiye’nin oldukça zararlı çıktığı kaydedildi. Açıklamada, „Fakat bu tarihsel gerçekliği kabul edişte başlı başına sorunları çözmede başat rol oynamıyor ve asimilasyonu ortadan kaldırmıyor. 80 ruhunu taşıyan Anayasa’da hala inkâr ve imhanın yasaları bulunmakta, hala her gün Kürt çocuklarına ve diğer halkların evlatlarına ırkçı yeminler ettirilmektedir“ denildi. Açıklamada, Kürt halkının da diğer her halk gibi özgün ve doğal haklarının olduğu belirtilerek, Kürt halkının anadilde eğitim isteminin doğal haklılığına vurgu yapıldı. Açıklamada, „Kürtler sınırlı koşul ve alanlar ile değil, dillerini bütün alanlarda kullanmak istiyor. Bu istek en doğal ve meşru istektir“ diye vurgulandı.
DTK Eğitim ve Dil Komisyonu’nun açıklamasında, önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek eylemsellikler hakkında da bilgiler verilerek, eğitim ve öğretimin başlayacağı 19-23 Eylül tarihleri arasında Kürt çocuklarına okulları boykot etme çağrısı yapıldı. Komisyon, bu tarihler arasında Kürt çocuklarına özgün eğitimlerine kendi ana dillerinde devam etmelerini isteyerek, mahalle meclisleri ve evlerin okul olarak kullanabileceği çağrısı yaptı.
Anadil talebi karşılanmalı
Yeni eğitim öğretim yılı nedeniyle hazırladığı raporu açıklayan Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız, anadilde eğitim ile zorunlu din derslerinin çok önemli sorunlar olarak sürdüğünü söyledi.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), yeni eğitim ve öğretim yılına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız, iktidarın, „Türkiye büyüyor, gelişiyor“ söylemlerine karşılık eğitim alanındaki sorunların ağırlaşarak devam ettiğini söyledi.
MEB ve OECD verilerinden yaptıkları araştırma sonuçlarını da paylaşan ve Türkiye’deki okullaşma oranlarına dikkat çeken Yıldız, İlköğretimde okullaşma oranlarının en düşük olduğu illerin başında yüzde 85,27 ile Bitlis, Van ve Hakkari’nin geldiğini söyledi. Yıldız, okullaşma oranın düşüklüğünde sosyo-ekonomik nedenlerin yanı sıra, çocukların anadillerinde eğitim alamamalarının payı olduğunu ifade etti.
22 öğretmen adayı intihar etti
Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıklamalarına göre eğitimde 150 bin öğretmen açığı, buna karşılık 400 bin atanamayan öğretmen bulunduğunu ifade eden Yıldız, atanamadıklarından dolayı 22 öğretmen adayının intihar ettiğini belirterek, bu durumdan hükümetin sorumlu olduğunu söyledi.
Bütçedeki payı düştü
Eğitim Sen Başkanı Yıldız, bütçeden eğitime ayrılan payın yetersizliğine de dikkat çekerek, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan payın yüzde 17,18 civarında olmasına rağmen bu oranın 2011 yılında yüzde 5.85 oranına gerilediğini ifade etti.
AKP yandaşı sendika
Sendikalar yasasındaki anti demokratik uygulamalara dikkat çeken Yıldız, hükümetin yandaş sendika yarattığını belirterek, „2002 yılında 18 bin üyesi buluna bir sendika AKP döneminde nasıl oluyor da 195 bine ulaşıyor? Tabi biz iktidar imkanlarının kullanıldığını tayin, terfi ve atamalarda söz verildiğini biliyoruz. Buna karşılık sadece parasız eğitim istediği için Eğitim Sen üyeleri sürgün ediliyor tutuklanıyor ve baskı altında tutuluyor“ dedi.
Ders kitaplarında ırkçılık
Ders kitaplarının parasız dağıtılmasına destek veren Yıldız, buna karşılık, bu uygulamanın AKP’ye yakın basım şirketlerine ciddi bir rant kapısı oluşturduğunu, „Ne tesadüftür ki bütün bu kitaplar AKP’ye yakın şirketler tarafından basılıp dağıtılıyor“ diyerek anlattı. Yıldız, ayrıca ders kitaplarının, „milliyetçi, ırkçı, şovenist ve erkek“ içeriklerini de eleştirdi.
Devletin özür borcu
Eğitimdeki kültürel taleplerin karşılanmasını isteyen Yıldız, AİHM’in zorunlu din dersleri konusundaki kararına da atıfta da bulunarak, „Bu uygulama karara rağmen devam ediyor. Aleviliğin müfredatta yer aldığını söylenmesine rağmen Aleviler anlatılan şeyin Alevilik olmadığını söylüyor“ dedi. Anadil talebine de değinen ve bu talebin karşılanmasını isteyen Yıldız, şöyle konuştu: „Bireylerin anadilinde eğitim görme talebinin önündeki engeller sürmekte, eğitim biliminin temel ilkesi olan anadilde eğitim talep eden kesimler önce polis şiddetiyle karşı karşıya kalmakta, sonrasında yargı kıskacına alınmaktadır. Bu temel bir insan hakkıdır ve ayrıca toplumsal bir taleptir. Bu talebin karşılanması gerekir. Hiç değilse talebin nasıl karşılanacağı tartışmaya açılmalıdır. Bu talepler karşılanmazsa barış ve kardeşlik nasıl olacak? Ayrıca devletin Alevilik ve anadil konusunda bir özür borcu bulunuyor bunu ödemesi gerekir.“
AMED