
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak dün partisinin Meclis Grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. KESK ve bağlı sendikaların genel merkezleri ile şubelerine yönelik operasyona değinen Kışanak, "KESK Türkiye'nin kamu emekçilerinin haklarını alması için en güçlü mücadele veren konfederasyondur. Hükümetin baskıcı politikalarına karşı neo-liberal politikalarına karşı en aktif mücadele veren sendikadır. Ancak öyle bir ülkede yaşıyoruz ki bir sabah kalktığımızda KESK'in birçok şubesi keyfi bir şekilde rahatça basılabiliniyor ve 71 sendikacı gözaltına alınabiliyor. Kendisine 'demokrasi ile yönetiliyorum' diyen hiçbir ülkede böyle bir operasyon yapılmaz" diye konuştu.
KESK'lilere saçma sorular
Kışanak, operasyon kapsamında gözaltına alınanlara yöneltilen soruları okudu:
- Abonesi olduğunuz sürekli takip ettiğiniz herhangi bir yayın organı var mı?
- KCK sözleşmesinde sendika haklarını savunmak var. Toplu Sözleşmeyi sendikal hakları KCK sözleşmesinde yazıldığı için mi savunuyorsunuz?
- İş güvencesi, esnek çalışmaya karşı durmak gibi taleplerle yapılan eylemleri KCK'nin talimatları ile mi yaptınız?
- Siz de Karayılan'ın talimatıyla mı Özel Yetkili Mahkemeleri eleştiriyorsunuz?
- Van'daki operasyonlara karşı KCK de açıklama yapmıştı, siz onun için mi protesto eylemi yaptınız?
- Siz de barış isterken Öcalan'ın talimatıyla mı hareket ediyorsunuz?
Bunların açıkça tüm muhalefeti susturmak, AKP'ye biat ettirmek için bizzat AKP'nin yürüttüğü siyasi operasyonlar olduğunu vurgulayan Kışanak, "Aslında şunu çok iyi biliyoruz ki KESK bu ülkedeki en güçlü muhalefet odağı olduğu için, emeğin hakkını, temsil ettiği için, yoksulluğa karşı mücadele ettiği için, barışa duyarlı olduğu için susturulmak isteniyor. KESK savaşa değil eğitime ve sağlığa bütçe ayırın dediği için, kardeşliğe inandığı için susturulmak isteniyor. Buna izin veremeyeceğiz. En güçlü direnişi sergileyerek bu operasyonun karşısında durmalıyız. Kürtlerin, Türklerin, Lazların herkesin KESK'i dağıtmaya işlevsiz bırakmaya dönük bu operasyon karşısında durması gerek" diye konuştu. ESP'ye yönelik gerçekleştirilen operasyonda HDK yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 5 ESP'linin tutuklandığını hatırlatan Kışanak, "Bu sabah da Atılım Gazetesi'ne ve ETHA'ya baskın yapıldı. Herkesi KCK'li diye cezaevine tıkmaya çalışan bir iktidara karşı mücadele en meşru haktır. Daha fazla sahip çıkmalı ve bu faşizmi yenmeliyiz" dedi.
Etnik bir operasyon yapılıyor
"KESK operasyonunda gözaltına alınan arkadaşlarımızın tamamı Kürt sendikacılar bu da oldukça üzerinde durulması gereken bir konu" diyen Kışanak, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Sağlıkçılara dönük operasyon yapılır Kürt öğrenciler ve sağlıkçılar alınır. Kadın çalışmalarında kadın derneklerine operasyon yapılır Kürt kadınları tutuklanır. Kürt gazeteciler, politikacılar, yazarlar, sivil toplum örgütlerinde çalışan Kürtler alınır tutuklanır. Açıkça AKP Hükümeti Kürtlere karşı bir operasyon sürdürüyor. AKP iktidarı emrinde olan özel yetkili mahkemeler tarafından etnik bir operasyon yapılıyor, ırkçıdır ayrımcıdır. Politik tutukluların neredeyse tamamının Kürt olması başka bir şekilde izah edilemez. Bu Kürt düşmanlığıdır. Şiddetle baskıyla devlet terörüyle baskı altına alma zihniyetinin kendisidir. Örgütlenmeyi bir suçmuş gibi önümüze koyan zihniyete karşı en iyi cevap daha fazla örgütlenmek olacak."
BDP: Hamasetle yangını söndüremez
Başbakan Erdoğan'ın Suriye'deki Kürtlere dönük söylemlerine de tepki gösteren Kışanak, şöyle devam etti: "Sen ülkendeki Kürtleri cezaevine koyacaksın Suriye'deki Kürtlerin de hamisi benim, diyeceksin. Kürtler buna inanacak kadar saf ve akılsız mı? Başbakan başka ülkelerle ilgilendiği kadar bir zahmet Türkiye'deki sorunlarla da Kürt sorunu ile de ilgilensin. Hamasetle içerideki yangını görünmez kılamaz, yaşanan sıkıntıları yokmuş gibi gösteremez. Hele bizzat yönettiği bu otoriter yönetim anlayışını kimsenin gözünden kaçıramaz."
Suriye'deki gelişmeleri kaygıyla yakından takip ettiklerini kaydeden Kışanak, kendilerine verilen teknik bilgilerin kamuoyuyla da paylaşılan bilgiler olduğunu belirterek, AKP Hükümeti'nin Suriye politikalarını bütün boyutlarıyla bilmediklerini dile getirdi. Kışanak, "Bu konuda açık bir bilgilendirme yapılmamıştır. Kamuoyunun görüşü alınmamıştır. Ortadoğu bir kaynayan kazan komşumuz Suriye de kan ağlıyor ne yapalım denilerek çağrılmamışız. AKP iktidar olabilir ama bu Suriye konusunda tek başına bir politika belirleme hakkını iktidara vermez. Öncelikle Türkiye kamuoyuyla bu konuyu konuşmalı, tartışmalı siyasi partilerle süreci paylaşarak ortak bir politika oluşturmalıdır. Bunu yapmadan bir milli mutabakat araması doğru değil, sonuç alıcı da olmaz. Ortadoğu'da bütün taşlar yerinden oynadı. Oldukça tartışmalı bölgesel bir savaş ve mezhep savaşı riski var. Sadece ve sadece ben orada halkına zulmeden bir iktidar var onu devirmek için uğraşırım denemez" dedi.
Türkiye'nin işi değil
Türkiye'nin Suriye'deki Kürtleri de silahlı Arap örgütüne dahil etme arayışında olduğunu belirten Kışanak, "Bu Türkiye'nin işi değildir. Türkiye demokrasiden yanaysa Kürtlerin özerklik talebiyle ilgili görüşü nedir açıklasın. Parti, inanç gruplarının, diğer halkların nasıl kendilerini örgütleyecekleri ile ilgili politik görüşlerini sunabilir. Ama silahlı güçler oluşturmak ve Kürtleri de bunun bir parçası haline getirmeye çalışmak kabul edilecek bir şey değil. Bu nedenle Suriye politikası konusunda tüm kamuoyunun dikkatli olması, diken üstünde olması, askeri bir müdahaleye karşı durması için her zaman hazır olması lazım. Türkiye'nin işi başka bir ülkenin rejimini silahla değiştirmek değildir" diye konuştu.
ANKARA