• Mamak'ta ırkçı saldırıya maruz kalan Kürt aileye, jandarma 'arayı bulma' teklifinde bulundu. Irkçı saldırıdan sonra evlere Türk bayrakları asıldı. Tanıklar saldırıyı gerçekleştiren ırkçıların hem silahlı hem de devlet tarafından korunduğunu belirtti.

 

ÖZNUR DEĞER-SEVİM SÜTÇÜ 

JİNNEWS/ANKARA

 

Kars’tan Ankara’ya aileleriyle birlikte 1994 yılında göç eden Ferit, Tuncer, Feyyaz ve Halis Boztaş, Kurban Bayramı dolayısıyla hayvanlarına baktıkları Mamak’ın Gökçeyurt mahallesinde 20 Temmuz günü komşuları olan Kırıkkaleli Ayhan Tokuş ve kardeşleri tarafından ırkçı saldırıya maruz kalarak ağır yaralanmıştı. Yakınlarının yardımıyla hastaneye kaldırılan yaralılardan Tuncer ve Halis Dışkapı, Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne, Ferit ve Feyyaz kardeşler ise Ankara Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınmıştı. 

Ferit ve kuzeni Halis Boztaş tedavilerinin ardından hastaneden taburcu edildi, Tuncer ile Feyyaz Boztaş kardeşlerin ise hastanedeki tedavileri sürüyor. Ayağından yaralanan ve hastaneden taburcu edilen Halis Boztaş’ın henüz ayağını hissetmediği aktarıldı. İki kardeşin hayati tehlikeyi atlattıkları ancak bir süre daha hastanede gözetim altında tutulacakları öğrenildi. 

İçeride kurşun sıktılar 

Hastanede ziyaret ettiğimiz Tuncer Boztaş, olayın planlanmış olduğunu ifade ederek yaşananları şu sözlerle anlattı: “Daha önceden de babamla tartışmışlardı. Bayram günü kardeşim Ferit’in onlarla tartıştığını gördüm. Bunun üzerine ben de ne olduğunu öğrenmek için kardeşimin yanına gittim. Kardeşimi yakasından tutup kendi bahçelerine doğru çektiler. Kardeşimi içeri koydukları gibi kurşun sıkmaya başladılar. Amcamın oğlu Halis bize yardıma gelirken onu da vurdular. Bu planlanmış bir saldırıydı. Biz yanlarında Kürtçe konuşunca onların zoruna gidiyordu. Hepsinin yaralama, cinayet, uyuşturucu gibi suçlardan sabıkaları da var.”

 Evlere Türk bayrakları asıldı 

Olayın gerçekleştiği Gökçeyurt mahallesinde ise jandarmanın faillerin evini koruyor olması dikkat çekti. Evlere de Türk bayrakları asıldığı görüldü. Saldırgan Ayhan ve ailesinin 2 yıl önce köye yerleştiği öğrenilirken, köy nüfusunun büyük oranda Kürtlerden oluşması fail ve ailesinin köye bilinçli bir şekilde yerleştirilmiş olma ihtimalini de akıllara getirdi. Köylüler de fail Ayhan ve ailesinin sürekli silahlarla gezdiğini ve korunduklarını belirtti. Köylüler, failin ve ailesinin daha önce de Kürtlere saldırdığını aktardı. 

Mardin ve Erzurumlu ailelere de saldırı

Güvenlikleri nedeniyle isimlerini paylaşamadığımız köylülerden biri, olaydan bir hafta önce Mardinli bir çobanın fail Ayhan ve kardeşleri tarafından darp edildiğini ve daha öncesinden Erzurumlu bir aileye de saldırdıklarını kaydetti.

Bir diğer köylü, saldırgan Ayhan ve kardeşlerinin sürekli olarak silahlı bir şekilde gezdiğini ve korunduklarını ifade etti.

Köyden bir başka yurttaş ise faillerin herkese saldırdığının altını çizerek, 2 sene önce köye yerleştiklerini dile getirdi.

Soylu ve Bahçeli koruyor

Başka bir köylü ise şu şekilde konuştu: “Hep Kürtler ‘şöyle böyle’ diyorlar. Oysa ki onlar çok kötüler. Memleketimizde işimiz, gücümüz olsa başka yerlere gelir miydik hiç. Biz de 10 yıldır buraya geldik. 10 yıldır buradayız ama şimdiye kadar kimseyle bir kavgamız olmadı. 2 sene önce ise Kırıkkaleliler buraya taşındı. Onlar gelmeden önceye kadar köyde kavga olmuyordu. Bayram günü kurşun seslerini duyunca çok şaşırdık. Çoluk çocuk demeden kurşun yağdırıp durdular. Bayram günü yapılacak şey miydi bu?  Bugün onlara yapıldı yarın bize yapılacak. Onlar Süleyman Soylu ve Devlet Bahçeli tarafından korunuyor.”

Hastanede ve araçta işkence 

Mahmut Boztaş da silahlı saldırıya uğrayan ve ağır yaralanan 3 kardeşi ve kuzenini hastaneye kendi imkanları ile yetiştirdiğini kaydetti. Yaralıları Acil Servis’e götürdükten sonra hastanenin önünde ailesiyle beklerken,  tartışma yaşandığını belirten Mahmut Boztaş, “Ben ortalığı yatıştırmaya çalışırken, Süleyman Soylu’nun adamları olan sivil polisler hastanenin önünde coplarla bizi darp ettiler ve sonra da beni zorla araçlarına bindirerek gözaltına aldılar. Bizi karakola götürene kadar yol boyunca aracın içinde coplarla bana ve kuzenime saldırdılar. Hem küfür hem de işkence ettiler. Ayaklarımız ve vücudumuzun birçok yeri kan toplamış ve darp izleri hala var. Ağzımı, burnumu, dudaklarımı işkenceyle patlattılar” şeklinde konuştu.

‘Silahsız gezmiyorlar’

Polislerin kendilerine Kürt oldukları için hakaret ettiklerini ifade eden Boztaş, “Bu ırkçı bir saldırıydı çünkü Kürtlere ‘bitirme’ gözüyle bakıyorlar. Yani ‘bu ülkede Kürtleri istemiyoruz’ anlamına geliyor. Karşı taraf silahlarla geziyorlar. Daha önce de Mardinlilerle kavga etmişlerdi. Üzerlerinde hazırda taşıdıkları silahlarla bize saldırdılar” dedi.

Jandarma ‘arayı bulmayı’ teklif etmiş!

Jandarmaların faillerin evinin önünde olduğunu ve olay yerini temizlediğini sözlerine ekleyen Boztaş, jandarmanın faillerin aileleri ile irtibatta olduğunu, karşı tarafın kendilerine arayı bulma teklifinde bulunduğunu ve jandarmanın da gelip buna aracılık ederek “Arayı bulun” dediğini söyledi. Mahmut Boztaş, jandarmanın bu teklifine karşı çıktıklarını ve ara bulunacak bir durumun olmadığı cevabını verdiklerini kaydetti. Darbe girişiminden sonra binlerce silahın dağıtıldığını ve bulundukları köye de getirildiğini aktaran Boztaş, faillerin evlerinde çok sayıda silahın olduğunun altını çizdi. 

Kayıp silahlar Kürtler için mi?

Mahmut Boztaş’ın bu söylemi akıllara devlet destekli mafya lideri Sedat Peker’in darbe girişiminden sonra AKP’lilerin silah dağıttığı, bundan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun haberdar olduğu ve kayıp olan silahların olduğu iddiasını getirdi. 

Bu arada Ayhan Tokuş ve yakınları saldırıyı gerçekleştirdikten sonra köyden kaçtı. Failler halen yakalanmadı.  

Tanıkların ifadeleri alınmadı 

Yine saldırıya ilişkin soruşturma sürerken, soruşturmanın hangi aşamaya geldiği öğrenilemedi. Olaya tanıklık edenlerin ve yaralıların da henüz ifadesinin alınmaması dikkat çekti.