
Efe, "Halkların birbirine düşman kılınması, komşusu tarafından taciz edilmesi, darp edilmesi, ötekileştirilmesi iktidarın kullandığı nefret söylemi ile kışkırtılarak yapılıyor. Bunun çok ciddi çözümsüzlüğe yol açacağını düşünüyorum" dedi.
İHD İstanbul Şubesi'ne son 3 ayda Kürtler, kadınlar, emekçiler, öğrenciler, muhalifler ve cezaevindeki tutsaklar tarafından maruz kaldıkları hak ihlallerine ilişkin yüzlerce başvuru yapıldı. En çok hak ihlali, PKK'li ve PAJK'lı tutsakların cezaevlerinde başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerine ilişkin yapılan eylemlere polisin müdahalesi sonucu yaşandı. Bu eylemlerde 170 kişi gözaltına alınırken, 52 kişi ise tutuklandı. İstanbul genelinde yaşanan hak ihlallerini değerlendiren ve kendisi de açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla İHD olarak düzenledikleri açıklamada, polisin müdahalesine maruz kalarak gözaltına alınan İHD Şube Başkanı Ümit Efe, son 3 ayın demokrasi ve insan hakları açısından kötü bir süreç olduğunu ifade etti. Hak ihlallerine en fazla maruz kalan ve şiddete uğrayan grubun BDP üyeleri ve Kürtlerden oluştuğunu belirten Efe, "Aklınıza gelebilecek her yaş grubundan Kürtler ile BDP'liler gözaltına alındı ve daha sonrasında tutuklandı. Bu eylemlerde İHD yöneticisi 7 kişi de gözaltına alındı" diye konuştu.
Linç girişimleri artıyor
AKP Hükümeti ve Başbakan'ın özellikle Kürt sorunundaki çözümsüzlükte ısrar ettiğini ve kullandığı dilin nefret söylemini kökleştirdiğini ifade eden Efe, yapılan konuşmaların ardından linç girişimlerin arttığına dikkat çekti. Geçtiğimiz haftalarda Kürtçe müzik dinledikleri için işçilerden birinin üzerine kaynar su döküldüğünü ve kendilerinden hukuki yardım talep ettiğini aktaran Efe, "Halkların birbirine düşman kılınması, komşusu tarafından taciz edilmesi, darp edilmesi, ötekileştirilmesi iktidarın kullandığı nefret söylemi ile kışkırtılarak yapılıyor. Bunun çok ciddi çözümsüzlüğe yol açacağını düşünüyorum" dedi.
Otobüste yolculuk ederken tanık olduğu bir olayı anlatan Efe, "Genç bir kadın ve erkek karşılıklı konuşuyordu. Kadın, arkadaşına; 'kalkıp senin Kürt olduğunu söylersem, seni linç ettiririm' dedi. Artık nefret söyleminin günlük hayata oturtulmaya çalışıldığını bir dönemdeyiz" uyarısında bulundu.
İşkence münferit değildir
Geçtiğimiz yaz ayında karakollarda yaşanan hak ihlallerine ilişkin karakollara ayna tuttuklarını belirten Efe, hak aramak için karakollara giden yurttaşlara, özellikle de Kürtlere hakaret edildiğini söyledi. Karakollarda gelişen işkence olaylarının münferit olaylar olmadığının altını çizen Efe, "İşkence yerleşik bir sistem mantığıdır. İktidar söylemi ile beslenen kesimlerde, her zaman kendini devam ettiren bir şiddete dönüşüyor. Karakollardaki polis memurları kendilerini son derece rahat ve saldırgan hissedebiliyor" diye konuştu.
Hak ihlallerinin ortadan kalkması için zihniyetin değişmesi gerektiğinin altını çizen Efe, çözüm için şu öneride bulundu: "İnsan hakları, demokrasi ve özgürlüklere gerçekten yürekten inanan, demokratik siyasetin önünü kapatmayan uluslararası evrensel haklara sadık bir zihniyetin oluşması, anayasasının sivilleştirilmesi gibi sorunların ve Kürt sorununun köklü bir biçimde barışçıl bir zeminde çözülmesi gerekiyor."
MEHMET ŞAH ORUÇ / DİHA/AMED