İsviçre Gündemi
İsviçre Arap baharını alkışlamasının ardından, şimdi de Arap baharzadeleri lanetliyor! Arap baharı ile birlikte bu ülkeye akın eden mültecilerin artmasına parallel olarak artan kriminalizm, ülke gündemine yine mültecileri yerleştirdi. Hergün gazetelere yansıyan ya da yansıtılan kriminal olaylar hem SVP’ye yeni kozlar vermiş gözüküyor, hem de kamuoyunda mültecilere yönelik politikaların sertleştirilmesi taleplerini yükseltiyor. İsviçre basınının özellikle sağ eğilimli gazeteleri kriminal olayları fazlasıyla manipüle ederek, sokakda İsviçrelilir ile yabancılar arasında korku ve nefret eğilimlerini arttırıyor. Konunun sürekli gündemde tutulması nedeniyle birçok kanton mültecilere yeni kamplar açılmasını ret etmekle kalmıyor, halkın ırkçı eğilimlerini de körüklemiş oluyor.
İsviçre Halk Partisi (SVP) bu durumdan fazlasıyla yararlanmakla kalmayıp, yer yer haddini de aşarak, yabancı düşmanlığını had safhalara ulaştırıyor. SVP’nin Widen teşkilatı İnternet sayfasında “Domuz Türkler”, “Yabancılar Dışarı” solganlar yazarak açıkça Türk düşmanlığını işliyor. İşin ilginç yanı, SVP’ye ırkçı söylemlerinden dolayı dava açan Türk avukat Yetkin Geçer’e gönderilen mail ve mektuplar. “Ülkemizden defol git. Sen ve senin gibiler buraya ait değil. Bizim pasaportumuzu satın alıp burada kalamazsın. Kürtlere fena muamele edip, 1,5 milyon Ermeni’yi katlettiniz bunu da inkar ettiniz. Yetmedi. Şimdi de bizi ırkçılıkla suçluyorsunuz” şeklinde ifadeler yer alıyor. İşin özeti Kürtlere, Ermenilere diğer halklara yapılan Türk ırkçılığı, İsviçreli ırkçıların Türk düşmanlığının malzemesi oldu. Böyle olunca da Avukat yalnız kaldı. Türk derneklerinin hiç biri Avukatın yanında yer almadı.
Zira Türk ırkçılığı yaparak, İsviçreli ırkçıların karşısına çıktığınızda bütün inandırıcılığınızı yitirmiş olursunuz. Bundan olsa gerek, Türk derneklerinden SVP’ye karşı hiç bir tepki yükselmemesi kimseyi şaşırtmadı. Bundan bir kaç ay öncesine kadar Avrupa sokaklarında Kürt avına çıkanlar, Türklere yönelik ırkçı saldırılara karşı nedense sokaklara çıkamadılar. İşin özeti, ırkçılık evrensel bir suçtur. Eğer ülkenizde başka halklara ırkçılık yapıyor ya da bunu seyrediyorsanız, başka bir ülkede size yapılan ırkçılığa karşı çıkacak argümanlarınızı yitirmekle kalmazsınız, size yönelen ırkçıların da argümanlarını çoğaltırsınız.
Halklar neden buluşamıyor?
İşin ilginç yanı ırkçılığa maruz kalan halkların ırkçı-mağdur ilişkisi onların ortak platformlarda buluşmasını da engelliyor. Türk ırkçılığına maruz kalan Kürtler ile hala Kürtlere ırkçılık yapan ya da sessiz kalan Türkler ırkçılığa karşı aynı platformlarda buluşamıyor. Keza aynı durum eski Yugoslav halklar için de geçerli, ya da Eritre-Etopya halkları arasındaki ilişki gibi. Konuya ilişkin Kürt tarafının açıklamaları da hayli ilginç. İsterseniz bu görüşleri özetleyerek bitirelim:
“Elbette ırkçılık evrensel bir suçtur. Ama ortak mücadeleyi engelleyen sosyolojik, psikolojik yanlar da var. Roboskî’yle Kürtlere, Ermenilere ve diğer halklara yönelik ırkçı katliam ve saldırıları kınamayan, kendisini hatta çoğunlukla destekleyen bir kesimle, ırkçılığı en katmerli biçimde yaşayan bir halkın ırkçılığa karşı buluşması elbette zor oluyor. Biz zaten ırkçılık mağduru olduğumuz için her alanda ırkçılara karşı mücadele halindeyiz. Ve bütün Avrupalı ilericilerle, anti-ırkçı kesimlerle ilgili platformlarda buluşmaktayız.”
Irkçılık... Kürtler ve Türkler