Taa ilk günden beri ısıtılıp ısıtılıp sunulan yemeğe bakın:
* PKK’yi MİT kurdu, Apo MİT ajanıdır.
* PKK SSCB ajanıdır, Suriye ajanıdır palavralarından sonra “Yunan ajanıdır, Ermeni ajanıdır.” Yetmedi ABD ajanıdır, Avrupa ajanıdır. Başka devletlerle anlaşma yapıp kendi vatandaşı olan Kürtleri imha etme planlarını zevkle açıklayanlar utanmadan bunları söylüyor.
Mizah filmlerine konu olacak bir menü...Aziz Nesin sağ olsaydı herhalde bu konuda bir kaç cilt yazardı. Ama ciddi olarak konuşacaksak bütün bunların anlamı:
* Kürtler kendileri için bir hak-özgürlük talep edemez, bu amaçla örgüt kuramaz ve mücadele edemez. Böyle bir şey varsa mutlaka bir başka dış gücün-devletin parmağı vardır ve Kürtler de onların ajanıdır demektir. Yani en son şehit düşen Solin bebekten yüzlerce çocuğa, on binlerce gerilla ve yurtsevere, Diyarbakır zindanlarında şehit düşen devrimcilere kadar hepsi yabancıların ajanlarıdır demektir.
Bu zihniyet “Kürt denilen alçak ırkı keyfimize göre yönetmek biz üstün ırkın hakkı ve görevidir” demektedir. AKP ve devleti başta gelmek üzere geniş bir çevre tarafından alenen savunulan ırkçılık budur. Medyadaki rüzgar gülleri bir yana aklı başında görünen liberal hatta icabında solcu görünen ya da uzman-azman kılıklı bir alay akademisyen-prof. her gün bunları halkın beynine şırınga etmek derdiyle nefes tüketmektedirler.
Asker-sivil devlet yetkililerinin sözlerine bakın:
* Bizden anadilde eğitim beklemeyin. Özerkliği kabul edemeyiz.
Yani Kürt halkının ne isteyip istemeyeceği bile bizden sorulur. Biz lütfetmeden arsızlık edip bir şeyler istemeye hakkınız yoktur.
* BDP, PKK ile ilişkisini kesmelidir.
Maskeli baloya gerek yok. PKK olmasaydı BDP diye bir şey de olmazdı. Ama herkes şunu bilir ki PKK’yi kuran ve yöneten BDP değil. BDP oybirliğiyle karar da alsa PKK’yi yönetemez, dağdaki gerillaya da silah bıraktıramaz. O zaman BDP’ye yapılan baskının anlamı ne:
BDP teslim olsun ve halkın özgürlük özlemlerini seslendirmekten vazgeçip devletle işbirliği yapsın, PKK’yi tasfiye savaşına katılsın. Behey aklı evveller..Zaten bunu yapan çok parti-çevre-kişi var. Onların arkasında kaç kişi kaldı?
BDP teslim olmaz ve sonuna kadar direnir. TBMM falan da vız gelir. Yani
“BERXWADAN JİYANE”
Ama gerçekten demokratik çözüm yolu açılırsa ya da bu yolu açmak için BDP canla başla mücadele eder, ediyor. Katliamlara, cinayetlere, hak gasplarına ve esir almalara rağmen bu yolda yürüyor.
Bunları diyenlerin en çok söyledikleri ön şart da:
* PKK silah bıraksın, gerilla yurtdışına çekilsin!
Ortada hiçbir somut çözüm planı yok. Gerilla zaten kendi yurdunda. Nereye ve niye gitsin? Hele 2000 yılındaki TC sınırları dışına çekilme süreci kahpece tuzaklarla-pusularla 500 den fazla gerillanın canına mal olmuşken, bunu söylemenin bir ciddiyeti var mı? Yani “üstün ırk”lar ya da öyle inanıyorlar ya...PKK’yi de onlar yönetecek. Çünkü “o örgütü Kürtler kursa da, Kürt halkı desteklese de akılları yetmez” diyorlar.
İyi de bu zihniyetin Diyarbakır zindanlarının Azrail’i olan Esat Oktay kafasından ne farkı var? Hepsi aynı ırkçılık ağacının zehirli dalları ve yaprakları değil mi?
Tabii ki öyleler ama hiçbir zaman çiçek açamayacaklar. Yağmur gibi bombalar yağdırsalar da tohumları bu topraklara düşmeyecek. Çünkü onlarca yıldır bu topraklara bir tohum gibi düşen kanlarımızın her zerresi artık çiçek ve tohum verdi. Bunu hala görmeyen gözleriniz anlamayan kafanız hiçbir şeyi değiştiremez. Biz her türlü teslimiyet ve ihanet davetlerine karşı yine haykırıyoruz:
“BERXWADAN JİYANE!”
Günün sözü:
„Bir başbakan sahneye çıkıp soytarılık yapsa yarım dakika beceremez, foyası ortaya çıkar. Ama bir soytarı, kimseye hissettirmeden yıllarca başbakan koltuğunda oturabilir...“ Peter Ustinov