Katoliklerin denetiminde
Katoliklerin kontrol ettiği bu zorunlu çalışma evlerinde tutulan kadınlara maaş verilmiyordu. İşkenceye Karşı BM Komitesi bu yerlerin soruşturulmasını 2011 yılında istemişti. Kimi kadınların birden fazla kez kaldığını belirleyen soruşturmaya göre, kadınların yüzde 15'i bu evlerde 5 seneyi aşkın süre kaldı. Kadınların yüzde 19'unun kendi isteğiyle, yüzde 10'unun da ailesinin kararıyla buralara gönderildiğinin belirlendiği açıklandı.
Veriler, 10 çamaşırhaneden 8'nin kayıtlarına dayanılarak da toplandı. Merhamet Hemşireleri adlı grubun denetimindeki iki evdeki kayıtlara ise ulaşılamadı. Kadınlardan bazılarının hırsızlık gibi basit suçlar nedeniyle, bazılarının da, tren bileti parasını ödemediği ya da seks işçiliği yaptığı için bu evlere gönderildiği belirlendi. Polisin de, bu evlerden kaçanlar, ya da geri çağrılanlar hakkında doğrudan tutuklama sevk yetkisinin olduğu belirlendi.
Rahibeler kötü davrandı
Yine rapora göre, çamaşırhanelerde çalışan kadınlar sabah 6’dan akşam 18’e kadar mesai yapıyor ve sürekli ağır fiziksel baskı altında tutuluyordu.Çamaşırhane koşullarıyla ilgili olarak konuşan kurbanlardan Mary Smyth, "Hiçkimsenin kendi arasında konuşmasına izin verilmezdi. Tüm cezaevlerinden daha kötüydü. Bu acıyla mezara kadar gideceğim. Yaşadıklarım insanın ruhunu yıkacak cinstendi" diyor. Çamaşırhanelerde rahibelerin de, sürekli olarak zorla çalıştırılan kadınlara hakaretler ettiği ve bilinçli olarak kötü yemekler verdiği de, raporda tespit edilenler arasında. Sözkonusu çamaşırhanelerden birini işleten Hayır İçin Dindar Rahibeler adlı kuruluş da, bir açıklama yayınlayarak kadınlardan özür diledi.
DUBLİN