Diyanet İşleri Başkanlığının (DİB) devşirme Türklük ve devlet İslam’ından oluşan Türk/İslamcılığın temel kurumu olduğunu ve AKP Devlet iktidarında devletin en devletlu kurumu haline geldiğini bilmeyenimiz yoktur! DİB Türk/İslamcı tekçiliğin oluşturulmasında, yürütülmesinde, zamana göre yeniden ayarlanmasında, güncellenmesinde çok fonksiyonlu bir devlet kurumudur. Cumhuriyetin “Bir gece ansızın” tekçilik ülküsüyle ilan edilmesinden yaklaşık 5 ay sonra 3 Mart 1924’te kurulmuş olsa da Osmanlıdaki Şeyhül İslamlık kurumunun devamı olduğundan cumhuriyetten daha yaşlı olup devleti alinin “Olmazsa olmaz” kurumlarındandır. DİB’in tarihi hikayesi uzundur. Amacımız DİB’in son zamanlardaki işlevini ve dillere destan(!) fetvalarını anlatmaktır.  

DİB en son “Boşanma” hakkında bir fetva neşretmiş. Diyanet’e bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın (Vay limine! DİB yetmemiş bir de Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı kurmuşlar! Ne de ulvi bir adı var!) internet sitesindeki “Fetva Usulü” bölümünün “Aile Hayatı-Boşanma” kısmına yöneltilen, “Boşarım demekle boşanma olur mu?” sorusuna verilen yanıtın ilk kısmında, boşanmanın, “Yetkili kişi veya kurumun kesin kararıyla” gerçekleşeceği belirtilmiş. Yanıtın devamında ise şu çarpıcı ifadeler kullanılmış: “Türkçede geniş zaman için kullanılan “Boşarım” sözü bu nitelikte olmayıp boşama tehdidi anlamına gelir. Dolayısıyla bu sözle boşama meydana gelmez. Boşama, kişinin eşine söylediği ‘Boşsun, boş ol, boşadım veya karım boştur’ gibi boşama iradesini ortaya koyan şimdiki veya geçmiş zamanlı ifadelerle ya da mahkemenin kararıyla gerçekleşir.” Bildiğiniz gibi DİB Memurlarının “Nikah kıyması” bir süre konuşulmuş ve reisin emri, TBMM AKP Grubunun tasdiki ile “Kanun hükmünde” kabul edilmişti. 10 Eylül 2010 Tarihinde Özgür Gündem Gazetesinde “Ailenizin imamını tanıyor musunuz” başlıklı yazıda DİB ve cami görevlileri eliyle toplumun nasıl kuşatılacağını yazmaya çalışmıştık! Kuşatma ne ki DİB, reisin fermanları, kendilerinin fetvalarıyla Mehteran-ı Şahane eşliğinde “Cihat eyleyip, mübarek fütuhatlarına nail olmuş” durumdalar! 

Kısa süre önce “Babanın öz kızına şehvet duyması haram değildir!” fetvası veren DİB özellikle kadın erkek ilişkilerinde, erkek lehine fetva vermeyi zinhar ihmal etmez! Zira DİB’de en az Türk/İslamcı devlet zihniyeti kadar erkek egemen zihniyetlidir! Toplumsal ilişkiler, miras, alacak verecek, aile ve çocuk… gibi konularda aleni fetva veren DİB mesela YOLSUZLUK, HIRSIZLIK, SİYASETTEKİ KİRLENMİŞLİK, IRKÇILIK, İŞKENCE, DEVLETİM SİSTEMATİK KATLİAMLARI, ALEVİLERİN KAPISINA KIRMIZI BOYA, HALKLARIN ve İNANÇ GRUPLARININ IRKÇI İNKARCI DEVLET TARAFINDAN YOK SAYILMASI, TACİZ, TECAVÜZ… VB. VB. VB. Hakkında “Zinhar haramdır! Yanlıştır! Zulümdür! Cinayettir!” gibi bir fetva verdiğine asla rastlayamazsınız! Hoş bu konuda DİB’den bir beklentimiz yoktur! Olması da doğru değildir! Zira biz bu kurumun kökten kaldırılmasını istiyoruz. Lakin din, iman, ahlak, doğruluk dürüstlük, adalet, şefkat, barış dini… gibi kavramları dilinden düşürmeyen ve “Adil mütedeyyin bir hayat” amaçladıklarını söyleyen DİB yetkilileri nasıl olur da yukarıda belirttiğimiz konularda fetva vermezler? Vermezler çünkü DİB erkek egemen, inkarcı, ırkçı, tekçi devlet zihniyetinin laboratuvarı görevini yürütmektedir. “Kışlaya, camiye, okula siyaset giremez!” diyen devlet aklı, tekçi, ırkçı, inkarcı zihniyeti kışlada, camide, okulda yurttaşa dikte ettirmekte ve bu yolla “Makbul vatandaş” yaratmaktadır. 

1935 “Tunç Eli Kanunu” ile Dersim Halkını “İrşat etmek ve makbul vatandaş yaratmak” için dönemin devletçi dindarlarına maaş vererek ve bunu da “Zinhar kimse maaş aldığınızı bilmesin!” diyerek gizleyen Tunç Devlet günümüzde de “Terörü bitirmek için Doğu ve Güney Doğuya” özel yetiştirilmiş DİB görevlilerini “İrşat” için göndermektedir. “İrşat” sözcüğü Arapça olup “Aydınlatma, farkına vardırma, uyandırma” anlamına gelir. Kelimenin anlamı bu olsa da DİB, Kürt Halkını, Alevileri, kadınları, tacize uğrayan çocukları, kirli siyasete itiraz eden yurttaşı “İrşat” değil, fesat yapmaya çalışır! “Kürdü, Alevi’yi, kadını Fesatlaştır ki kendini inkar etsin!” ilkesi kışla, cami ve okulun yüz yıllık değişmez müfredatıdır. Bu değişmez bir fetva, hutbe, emir ve fermanıdır! 

Bütün kurum ve kuruluşlarıyla çürümüş, kokuşmuş hale gelen sistemi tamir etmek için toplumun kutsal değerlerini çürümüşlük, kokuşmuşluk lehine kullanmak DİB’in asli görevlerinden biridir. DİB Türk/İslamcı erkek devletin en devlet ve en erkek kurumudur! Hal böyle olunca “Ayakkabı kutularındaki dolarlar, Man Adası’na servet transferi” DİB’in mukaddes fetvalarından azadedir! DİB, Reza Zarrab rezaletiyle beynelmilel teşhire dönüşen kepazelikler hususunda da fetva neşretmez! Maazallah ucu devleti aliye, devletin pir û pak (!) memurlarına, bakanlarına ve dahi reis hazretlerine dokunursa DİB’in hali nicolur?!..