DTK, HDP, DBP, ESP, DDKD, PİA, KKP, KDP, Partîya Azadî ve PDK-T, Türk devletine işgalden vazgeçip askerlerini çekmesi, savaş ve işgal çözümsüzlüğü yerine Kürdistanlı muhataplarla çözme çağrısı yaptı.
Türkiye’nin derdinin ‘sınır güvenliği’ ya da ‘Güvenli Bölge’ olmadığı, zaten sınır güvenliğinin, NATO’nun güvencesi altında olduğu hatırlatan Kürt partileri, Efrîn-Qamişlo-Şengal hattında kalıcı işgal hesapları yaptığına dikkat çekti. Yapılanların ‘askeri operasyon’ değil, işgal olduğu vurgulanan açıklamada, ”Planlanma, sınırda ve sınır ötesi askeri yığınak, kurduğu karakollar ve Efrîn-Şehba-Xakurkê pratiği kalıcı işgalin ilk ciddi işaretleri” denildi. BM, NATO, Avrupa Konseyi, AB Komisyonu ve diğer uluslararası kurumları, Federe Kürdistan ile Kuzey-Doğu Suriye’nin egemenlik alanlarına yönelenleri uyarması ve çözüme katkı sunması istendi.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Devrimci Demokrat Kürt Derneği (DDKD), İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), Kürdistan Komünist Partisi (KKP), Kürt Demokratlar Platformu (KDP), Partîya Azadî, Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (PDK-T), Türk ordusunun Federe Kürdistan’a yönelik ‘Pençe’ operasyonları ve Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal hazırlıklarına ilişkin dün Amed’de ortak basın toplantısı düzenledi. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde yapılan açıklamanın Türkçesi DTK Eşbaşkanlık Divanı üyesi ve HDP Amed Milletvekili Saliha Aydeniz, Kürtçesi ise PDK-T üyesi Ozan Kardaş tarafından okundu.
Türkiye’nin ‘güvenlik’ gerekçesiyle yaptığı saldırıların, güvenlikle ilgisi olmadığı gibi Kürt sorununu daha da ağırlaştırdığı belirtilen açıklamada, ”Türkiye ve İran’ın; Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile Kuzey Suriye Demokratik Özerk Yönetimi (KSDÖY) egemenlik alanlarında işgalleri genişliyor-derinleşiyor. Özellikle Türk ordusunun 1980’lerden bu yana sürekli, ‘güvenlik’ gerekçesiyle yaptığı sınır ötesi harekâtların güvenlikle ilgilisi olmadığı gibi Kürt sorununu da ağırlaştırmıştır. Kürt sorunu, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana güvenlik siyasetiyle çözülmedi, çözülmez” denildi.
Kürtlerin statüsünden korkuluyor
İşgal saldırılarının, Kürtlerin statü sahibi olmaması için yapıldığı kaydedilen açıklamada, şunlar ifade edildi: ”Türk ordusu, uzun zamandır Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi egemenliği altındaki bölgelerde haksız-hukuksuz ve uluslararası hukuku da çiğneyerek askeri harekâtı sürekliliğe dönüştürmüştür. Türkiye ve İran’ın Kürdistan’ın güney ve batısına yaptığı askeri harekatların tek nedeni Kürtlerin devlet olma korkusudur. Oysa Kürtlerin de diğer milletler gibi talep ettiği bir siyasal statüye sahip olma hakkı vardır.
Operasyon değil, işgaldir
Açıktır ki; Türkiye’nin derdi ‘sınır güvenliği’ ya da ‘Güvenli Bölge’ değil. Derdi sınır güvenliği olsa ‘sınırda ortak devriye’ önerisine ‘evet’ derdi. Kaldı ki Türkiye’nin sınır güvenliği, üyesi olduğu NATO’nun güvencesi altındadır, yani öyle bir sorunu yoktur. Türkiye, Efrîn-Qamişlo-Şengal hattında kalıcı işgal hesapları yapıyor. Yapılanlar ‘askeri operasyon’ değil, işgaldir. Planlanma, sınırda ve sınır ötesi askeri yığınak, kurduğu karakollar ve Efrîn-Şehba-Xakurkê pratiği kalıcı işgalin ilk ciddi işaretleri. İran da Türkiye benzeri bir işgal pratiğini IKBY ile KSDÖY’nin egemenlik alanlarında yayarak sürdürüyor. Hakeza, BM Yüksek Mülteciler Komisyonu (UNHCR) gözetiminde olan Mexmûr Kampı çevresinde de kamp sakinleri yoğun baskı ve gözlem altındadır.”
Çağrı ve öneriler
Ortak açıklama yapan partiler, şu çağrı ve önerileri sıraladı:
- Türkiye ve İran’ın, IKBY ve KSDÖY egemenlik alanlarında giriştikleri işgalleri kınıyoruz. Bu işgallere son vererek askeri güçleri çekilmelidir. Savaş ve işgallerin çözüm getirmediği, getirmeyeceğinden hareketle meseleleri Kürdistanlı muhataplarla barışçıl, demokratik zeminde diyalog ile çözmeye çağırıyoruz. Denenmiş ve çözümsüzlük getirmiş yol ve yöntemlerden vazgeçilmeli. Ayrıca Kürdistanlı tüm güçleri; duyarlılıkla IKBY’nin egemenlik haklarının, yurttaşlarının, topraklarının güvenliğinin sağlanmasında ve yasalarının uygulanmasında destek olmaya çağırıyoruz.
- Başta BM, NATO, Avrupa Konseyi, AB Komisyonu ve uluslararası kurumları, IKBY ve KSDÖY’nin egemenlik alanlarına yönelik silahlı müdahale ve işgallere yönelenleri uyarmasını ve sorunların yalnız siyasal, demokratik, barışçıl yollar ile çözümünün olanaklı olduğunu belirterek, çözüme katkı sunmaya çağırıyoruz.
- Türkiye, İran ve bölge halklarını, demokrat, duyarlı kamuoyunu, kendi ülkelerinin bu işgal hareketlerine karşı ‘savaşa, işgale hayır’ diyerek tutum almaya çağırıyoruz!
- Halkımızı ve siyaset kadrosunu, Kürdistan parçalarındaki kazanımlarını koruyup büyütmede, engelleri aşmada partilerin değil Kürdistan halkının çıkarlarını esas alarak sahiplenmeye çağırıyoruz. Kürdistan gözlüğüyle parçalardaki kazanımları sahiplenmezsek herkes kaybedecek. Gün kazanımlara, Kürdistan gözlüğüyle bakıp sahiplenme günü! Gün her parçadaki kazanımı ‘bizimdir’ diyerek ortak sahip çıkma zamanı.
- Kürt medyasını, bu hassas dönemde parti ve kurumlarımız arasındaki kimi meselelere ‘benzin döküp alevlendiren’ dil ve üsluptan kaçınmaya; ‘Ya Güvenli Bölge ya baştanbaşa ateşe verelim’ türünden Moğol istila ve yıkımını bize hatırlatılıp dayatıldığı günümüzde; siyaset kadrosu ve medyasıyla herkesi Kürdistan ufkuyla kazanımları sahiplenerek sorunları küçülten bir pratik geliştirmeye çağırıyoruz.
- Kürdistan Parlamentosu’nun; Şengal Êzîdî Soykırımı’nın 5. yıl dönümü olan 3. Ağustos 2019’daki birleşiminde, oybirliği ile bu günü Ezîdî Soykırım Günü ilan etmesini anlamlı buluyor ve selamlıyoruz.
AMED