
Kerem Pehlivan şahsında Serêkaniyê’de şehit düşenlerin anısına…
Halklar ve kişiler, genellikle, özgürlük, demokrasi, toplumsallık gibi amaçları karakterleri ilan etmekle övünürler.
Faşizm ise, başlıca karakteristiklerinden biri yalan olmasına rağmen, bazen saldırganlığı, ırkçılığı, yayılmacılığı, gücün zulmetme hükümranlığını açıktan savunur. Bunu hasmını korkutmanın aracı yapmanın yanı sıra, arkasına bağladığı halkı faşistleştirmek için de yapar. Hitler’in Alman ırkı üstünlüğü savunusu, Almanları dünyaya hakim kılma iddiası ve güç sahipliği, ölüm kusan yüksek savaş silahlarıyla övünmesi bunun lanetli tarihsel örneğidir.
Erdoğan faşizmi bir yandan gerçeği en tersyüz eden yalanları kullanıyor. İşgale, savaşa, ilhaka, utanmazcasına “barış pınarı”, “zeytin dalı”, “Fırat kalkanı” adını veriyor.
Diğer yandan savaşla, savaş gücüyle övünüyor. “Derinliğine 30-35 km, uzunluğuna Irak sınırına kadar” savaşı sürdüreceklerini vurguluyor, “kimse TSK’nın bu kadar hızlı ilerleyeceğini beklemiyordu” diyerek savaş seviciliği yapıyor.
Silah sanayini geliştirmiş olmanın ne kadar “güçlü Türkiye” yarattığıyla övünüyor.
Tüm tetikçileriyle beraber “sahada olmak gerekir ki masada olabilelim” şiarıyla savaşı kutsuyor.
Yetinmiyor, çocuk, kadın yaşlı sivil halkı uçak bombardımanı ve top atışlarıyla katlediyor. Ambulans ve hastaneleri bombardımana tabi tutarak halkı bölgeden kaçırtmayı ve sonrasında hava bombardımanıyla, yerleşim alanlarını yerlebir etmeyi ve kimyasal silahlarla direnişçileri imha etmeyi amaçlıyor.
Yine yetinmiyor, kimyasal silah kullanıyor. Hesekê ve Til Temir’deki iki hastanenin yetkilileri açıkladı:
“Gelen vakalara baktığımızda yanıkların farklı olduğunu gördük. …Türk devletinin kimyasal silahlar kullandığını söyleyebiliriz” (Dr. Faris Hemo, Hesekê Halk Hastanesi, 16.10.19, hawarnews.com)
“Hastaneye ulaşan yanık vakalarının bir bölümünün kimyasal silah yanığı olduğunu tahmin ediyoruz.” (Til Temir Legerin Hastanesi yöneticisi Hasan Emin, 17,10.19, hawarnews.com )
Savaş ve işgal bakanı Akar, “Terör örgütünün kimyasal silah kullanıp suçu Silahlı Kuvvetlerimize atmaya, bununla ilgili algı oluşturmaya çalışacağına dair bilgiler geliyor” sözleriyle bu insanlık suçunu diktatör ve kendisinin işlediği gerçeğini örtmeye çalışıyor.(t24.com.tr, 17.10.19)
Paris, Brüksel ve Avrupa kentlerindeki IŞİD katliamlarını önceden tehdit etme yöntemiyle gerçekleştirerek sivil halk katliamlarını açıktan savunuyor.
Öte yandan faşist sömürgeci diktatör Erdoğan, işgali altında tuttuğu Efrîn’de, Cerablus’ta ve diğer yerlerde, kaymakam atayarak, TC üniversite ve kurumlarının şubelerini açarak, fiili ilhakı ilerletiyor. Misak-ı Milli sınırlarını fetih amacını açıklıyor. Lozan’ı yetersiz görerek adaları fethetme narası atıyor. Utanmadan “bizim Suriye toprağında gözümüz yok” diyebiliyor.
Erdoğan, savaşçılığı, militarist güçlülüğü, işgali ve fethi açıktan savunarak karakteri olarak yüceltiyor. Türk halkını faşistleştirmek için bu açık küstahlığı gösteriyor, küçük Hitler olduğunu kanıtlıyor.
Bölgesel işgalci, savaşçı, ilhakçı, mezhepçi politik islamcı, ırkçı; Kürt ve devrimci düşmanı, sivil halk katliamcısı Erdoğan faşist rejimi, karakteristik niteliğini şu an Rojava devrimi üzerine uygulayarak sonuç almaya, faşizmini güçlendirmeyi çalışıyor.
Rojava devrimi, halkçı emekçi bir yönetimi, kadın devrimini, halkların özgürlük içinde barışçı birliğini yarattı. Bölgenin emperyalist ve bölgesel devletlerin hakimiyet çatışmalarının, milliyetçi, mezhepçi çatışmalarının yarattığı kan banyosuna karşı, geleceğe ışık tutan umudu oldu. Enternasyonalist devrimcilerin kan ve can verdiği devrim oldu.
Şimdi karakteristiği faşizm ve sömürgeciliğin her türden kirli amacının kan dökücülüğü olan Erdoğan faşizmi tarafından, acımasız bir savaş ve ilhakçılıkla yok edilmek isteniyor. Üstelik Erdoğan’ın burjuva ilhakçı savaş terminatörlüğüne, ABD ve Rusya kapıyı açarak, Esad rejimini “himaye” yoluyla boğmaya çalışarak yardımcı oluyorlar.
Serêkaniyê ve Girê Spî arasında yoğunlaşan Erdoğan faşizminin işgal ve yokediciliğine karşı, şimdi bütün demokratik, barışsever ve özgürlüksever, devrimci ve ezilen güçlerin yurdu Rojava devrimidir.
Direnen Rojava devrimci güçleriyle ve halklarıyla omuz omuza, alanlara çıkarak, işgalci savaşı engelleyici çeşitliliği zengin eylemlerle, Erdoğan faşizmini işgalciliğinde bozguna uğratırsak, iki şeyi sağlamış oluruz. Hem Rojava devriminin kazanımlarını kısmen korumayı başarabiliriz. Hem de Erdoğan faşizminin kalıcılığına en büyük darbeyi indirebiliriz, indirmeliyiz.