Direnişin 70. gününe girdiği Amed'in Sur ilçesinde çatışmalar tüm şiddetiyle devam ediyor. 

Dün çatışmalar Savaş, Fatihpaşa mahallelerinde Çiftehan, Yenikapı, Muallak, Şeftali, Köprülü ve Göçmen sokakta yoğunlaştı. YPS güçlerinin saldırılara yanıt verdiği çatışmalarda Türk medyasına göre biri ağır 3 asker yaralandı.


Kriz merkezi oluşturuldu

SAS komandoları, bordo berelilerden 90'ların katliamcı paşalarından Musa Çitil'e kadar tüm özel savaş elemanlarını getirmesine rağmen kayıp vermeye devam edince Türk devleti Sur için 'Kriz Merkezi' oluşturdu. İşgal operasyonunu yöneten 7'nci Kolordu Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz ve Musa Çitil yetmemiş olacak ki, dün 2'nci Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti, Diyarbakır Emniyet Müdürü Adnan Taşdan ve Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy da kriz merkezine gitti. 


50 gün terk etmediler

Sur'da YPS/YPS Jin güçleri öncülüğünde verilen direniş ise her geçen gün biraz daha büyüyor. Kuşatmanın sürdüğü mahallelerde yaşayan halk evlerini terk etmeyerek devam eden direnişe omuz veriyor. Sur'da tüm katliam ve saldırılara rağmen evini terk etmeyerek direnen ailelerden biri olan Topdemir ailesi, Cem Yılmaz Mahallesi'ndeki evlerinde 50 gün boyunca direnişe aktif olarak katıldı. 8 kişilik Topdemir ailesi, engelli çocuklarının fenalaşması üzerine geçici olarak Sur'dan kopmak zorunda kaldı. 


Direniş yolunu bulur

Devletin yakma, yıkma politikalarına ilk kez 1993 yılında tanıklık eden köyleri Pınaroğlu'nun (Mezirkê) yakılması ile Sur ilçesine göç etmek zorunda kalan Topdemir ailesi 23 yıldır Sur'un Cemal Yılmaz Mahallesi'nde yaşıyordu. Bir oğlu gerilla saflarında olan 50 yaşındaki Hafire Topdemir'in diğer oğlu ise Sur'daki kutaşma ve saldırıları protesto ederken  tutuklandı. 

Saldırılara karşı alternatif çözümler geliştirdiklerini vurgulayan Topdemir,  "Elektrik yoktu ama mumumuz vardı. Su kesiliyordu ama kuyu suyumuz vardı. Tüpümüz bitti ama yaptığımız ocak üstünde yemek yapıyorduk. Ağır saldırılara ve baskılara rağmen yemeğimizi yapıyorduk. Amacımız beraber olabilmekti. Eksiği olanın eksiklerini tamamlıyorduk. Yaşamımızı yitireceksek de beraber, mahallemizde yaşamımızı yitirelim diyorduk. Yemek açısından bir sıkıntımız olduğunda paylaşarak, sabrederek gidermeye çalışıyorduk" dedi. 


Boyun eğmeyeceğiz

Devletin tüm gücüyle, tank, top ve ağır silahlarıyla Sur'a saldırdığını ancak bir adım bile sokaklarına giremediklerini anlatan Topdemir, "Tüm saldırılara karşı hem biz hem de direnen gençlerimiz onların karşısında geri adım atmadı. Kanımızın son damlasına kadar direneceğiz. Erdoğan'a asla boyun eğmeyeceğiz. Evimize silahlar değdi. Evimizin duvarı yıkıldı ama yılmadık. Duvarlarımız yıkıldı ama umudumuz, direnişimiz yıkılmadı" şeklinde konuştu. 

50 günün ardından engelli çocuklarının rahatsızlanması üzerine evlerinden çıkmak zorunda kaldıklarını söyleyen Topdemir,  "Yüzyıl sürsede devlet bir şey elde edemez. Biz de onların karşısında durmaya devam edeceğiz" dedi. 


Birliğin gücü

Fatma Topdemir de, 50 gün boyunca topyekun saldırı ve kuşatmaya rağmen evlerinde, mahallelerinde hep beraber direndiklerini söyledi. Topdemir, "Komşularla hep beraber ortaklaşıyorduk. Biz onlara un, onlar bize odun, ihtiyaçlarımızı bu şekilde karşılıyorduk. Yemeklerimizi sobanın üstünde yapıyorduk. Ekmeklerimiz sacın üzerinde pişiriyorduk. Suyumuzu sobanın üstünde ısıtıyorduk. Evde 8 kişi kalıyorduk. Çoğu zaman evde kendi aramızda konuşuyor sohbet ediyorduk. Komşulara gidip Sur'da yaşananları konuşuyorduk. Neler oldu neler olmadı. Haberleri izlemeye, gündemi takip etmeye çalışıyorduk" şeklinde direnişlerini anlattı. 


 DİHA/AMED





Sur'un çocukları arkadaşlarını bekliyor


Sur'un işgalcilerin izleriyle dolu kuçelerinde yeniden oyun oynayacakları günleri bekleyen Surlu çocuklar "evlerimizden ayrılmayacağız arkadaşlarımız da geri dönsün" diyor. 

Lalebey Mahallesi'ndeki 9 yaşındaki Tuba Duruk oyun oynadıkları arkadaşlarının gitmesine üzülüyor. "Arkadaşlarımız gittikten sonra oyunlarımız da azaldı. Biz evlerimizden çıkmıyoruz, arkadaşlarımızın da dönmelerini de istiyoruz" diyor. 12 yaşındaki Recep Üçdağ ise tek tek oyun arkadaşlarının isimlerini sayıyor: "Ümit, Sadık, Soner ve Süleyman'ın hepsi gitti. Oyunlarımız yarım kaldı."

İskenderpaşa Mahallesi'nde yaşayan 10 yaşındaki Ali Öztürk'ün "Sizi özledim, dönün oyun oynayalım" çağrısına aynı yaştaki Yunus Elaltunbay da, "Şimdi sadece sokakta dolaşıyoruz. Onlar dönünce oyun oynayacağız" diyerek katılıyor.