Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına dünyanın her yerinden tepkiler yükselirken, açıklama yapan Kürt sanatçılar ve dengbêjler, saldırılara karşı durulması çağrısı yaptı.

Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırılarına yönelik dünya kamuoyunda tepkiler dinmezken, Kürt sanatçılar da işgale karşı tutum almaya devam ediyor. Önceki gün Köln’de bir araya gelen Kürt sanatçılar, Rojava’ya yönelik saldırıları sert şekilde kınayıp, Ulusal Birlik çağrısı yapmıştı. Sanatçıların birlikte hareket ederek, ulusal birlikten yana tutum alması gerektiğini belirten Kürt sanatçılar, işgale karşı açıklamalarına devam ediyorlar. Kürt halkının yalnız olmadığını, Rojava’daki halkların yalnız olmadığı belirten sanatçıların açıklamaları şu şekilde:

Ali Zülfikar (Ressam): Tarihi eser kaçakçılığı da yapılıyor

Türk devleti sadece sömürgeci olduğu için değil; aynı zamanda barbar ve talancı olduğu için de Rojava’ya saldırıyor. DAİŞ ile Rojava’da birçok alanı ele geçirmişlerdi. Petrol satıyor, tarihi eser kaçırıyor ve oradaki zenginlikleri çalıyorlardı. Bu yolla Türk devleti milyarlarca dolar gelir elde etti. DAİŞ üyeleri ve Türk tarihi eser kaçakçıları Avrupa’ya binlerce küçük boylu tarihi eser getirdi ve buralarda gizli yollarla satışa çıkardılar. Sırf bu bile insanlık suçudur. Talanı, kültür vahşetini ve aynı zamanda haysiyetsiz bir durumu gözler önüne sermektedir. Avrupa’daki duyarlı kamuoyu ve hükümetler bu saldırılara son verilmesi için çalışmalı.

Emekçi: Ulusal kongre gerçekleşmeli

Biz bir olursak ölüm bizden uzaklaşır. Bir olmazsak her gün öleceğiz. Fırat ve Dicle sularını politik ve askeri amaçlar için kullanıyorlar. Yani hem ekmeğimizi yiyor, suyumuzu içiyor, hem de bizi köle yapıyorlar. Parçalı durduğumuz için bu sonuç çıkıyor. Biz birbirimizin düşmanı olmuşuz. Önce aşiretlerle, sonra dinlerle parçalara ayırdılar. Artık bu parçalanma yeter. Biz yüz parçaya bölündük. Ulusal kongrenin gerçekleşmesi gerekiyor. Avrupa’daki Kürt nüfusunun 2.5 milyon olduğunu söyleyen Emekçi, Lüksemburg devletinin nüfusunun 400 bin olduğunu, dolayısıyla Kürtlerin bir problemi olduğu zaman halk olarak parça parça değil beraber hareket edilmesi gerekir. Serok’u zindana attılar. HDP içindeki 10 bin siyasetçi zindanda. Kürtlerin nefes almasını istemiyorlar. Elimizde ne kaldı? 17-18 yaşındaki gerillamız. Gerilla ezilenlerin umudur. Başta gerillayı ve tüm halkımızı selamlıyorum, birlik istiyorum.

Mikail Aslan: İçimizdeki birliği sağlamalıyız

Yaşananlar Ermeni Katliamına benziyor. 1920’de Adana, Maraş ve Antep bölgeleri Fransızların işgali altındayken bir gece Türk hükümetiyle Fransızlar anlaştı. Sabaha doğru Fransızlar Ermenilere haber vermeden, atların ayaklarının altına keçe takarak Antep’i terk ettiler. Ermeniler o zamanki hükümetin canavarlarına teslim edildi ve sonuçta büyük katliamın yaşandı. Şimdi de ona benzer bir durum yaşanıyor. Kendi içimizde bir birlik oluşturamadığımız sürece de çevremizdeki ülkelerin boyunduruğu altında kalacağız. Dışarıya karşı oluşturulacak bir bağımsızlık ve özgürlüğün yolu içerideki uzlaşma ve birlikten geçiyor. ‘Herkes kendi mirasını yer’ derler. Biz de dedelerimizden, ninelerimizden kalan kendi halkımızın mirasını şu anda yiyoruz. Bazen bizi ezenlerle oturur, konuşuruz ama kendi içimizde bizden farklı düşünen insanlarla yan yana gelemiyoruz. Bizi ezenlerle birleşmek kardeşlerimizle birleşmekten daha rahat geliyor bize. Ama aslında tersi doğrudur.”

İdris Bagok: Elele vermeliyiz

Êzîdxan Kültür Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi ve TEV-ÇAND üyesi bir sanatçı olarak Rojava’ya yönelik saldırıyı sert bir şekilde kınıyorum. Umuyorum ki, böylesi ağır ve zor günlerde halkımız hangi parti, hangi düşünceden, hangi inançtan olursa olsun Türk devleti ve ona bağlı çetelere karşı elele verir. Bu faşist güçler tüm Kürt halkını yok etmeye çalışıyor. Bu saldırılar devam ettiği sürece Avrupa’da yaşayan ve halka öncülük yapan biz sanatçılar bir araya gelmeliyiz ve halkımızın yanında eylemlerde yerimizi almalıyız. Buradan YPG,YPJ, QSD’ye Rojava’da mücadele veren tüm güçlere selamlarımı gönderiyorum.

Hozan Xemdar: Halkımızın yanındayız

Kürdistan’ın bir sanatçısı olarak ülkemize dört bir yandan saldırılıyor. Kürtlerin birlik olmamaması ve güçlenmemesi için acımasız bir şekilde saldırıyorlar. Nerede bir Kürt kazanımı varsa hedef alıp saldırıyorlar. 40 yıldır verilen mücadele ve şehitlerimiz sayesinde edindiğimiz kazanımları yok etmek istiyorlar. Ben sanatçı olarak bunu kabul etmiyorum. Her şekilde, bedeli ne olursa olsun emekse emek, kansa kan, eylemse eylem halkımızın yanındayız.

   

Sileman Rengîn: Faşizme kaşrı duracağız

Kürt halkının bir kültür çalışanı olarak Türk devletinin Rojava’ya yönelik işgal saldırısını sert bir şekilde kınıyorum. Türk devleti bunu iyi bilsin ki, kaç yıl geçerse geçsin, kaç şehit verilse verilsin bu dava devam edecektir. Ben bir sanatçı olarak Kürt halkının hakları, statüsü alınıncaya kadar sürekli bu işgalcilere, faşistlere karşı duracağım. Yalan, hırsızlık ve talan her zaman doğruya mahkum olacaktır.

Bengî Agirî: Direnmeye devam edeceğiz

Faşist Türk Devletinin işgal saldırılarına ilişkin tepkimi Önderliğin bir sözünü hatırlatarak dile getirmek istiyorum. “Hangi devlet arkadaşımız olacak yada hangi devlet bize yardımcı olacak demeyin! Deyin ki, biz Kürtler kendi kendimize ne kadar yardım ediyoruz.“ Önderliğin bu sözünden sonra yaşanan bunalımı ne yorumlamaya, ne araştırmaya gerek var. Amerika başbakanı her saat başı bir şeyler konuşuyor. Bana göre direnmekten ve mücadele etmekten başka hiç bir çaremiz yok. Bu halk yıllardır direniyor. Direnmeye de devam edecektir.

Maviş Güneşer: Halk halka ağlasın

Ortadoğu son iki yüzyıldır emperyalist güçler tarafından pazar savaşları sahası haline getirildi. Aktüel siyasete göre tarafların geliştirdiği ittifaklar değişse de yani dün dost olan bugün düşman olsa da, Ortadoğu halkları için sonuç hiçbir zaman değişmedi. Savaş bölge halklarına kan, gözyaşı ve ölümden başka bir şey getirmedi. 9 Ekim’de Rojava’ya karşı bir savaş başlatıldı. Bugün bu gelişmeye dair kimse fikrini açıklayamıyor. İnsanlar bırakın alanlara çıkmayı, sosyal medyada savaş istemiyoruz dediklerinde hiçbir yasal düzenleme olmadığı halde keyfi bir şekilde tutuklanıp hapse atılıyor. Yani bugün Türkiye’de barışı istemek suç sayılıyor. Bu meşru değildir, ahlaki değildir, insani değildir. Biz Anadolu-Mezopotamya öteki halkları olarak artık ölmek istemiyoruz. Savaş, kan, gözyaşı, ölüm istemiyoruz. Halklarımızın bu vekâlet savaşları sonucunda birbirine düşman olmasını istemiyoruz. 1938 Dersim soykırımının şahidi rahmetli Dünya Ana’nın, “Halk halka ağlasın” sözüyle bitirmek istiyorum. Kalbim Rojava’daki kadınların, çocukların yanında. Xızır tüm direnenlerin yar ve yardımcısı olsun.

Hüseyin Tabak (Yönetmen): Bu kaderi reddediyoruz

Savaşın sonunu tek ölenler görür! Savaşı kazanan, barışı kaybetmiştir. Dünyanın o bölgesine yani Kürtlerin ve diğer halkların yaşadığı bölgelere artık huzur lazım, çocuklar okula gidebilmeli, insanlar topraklarını ekip biçebilmeli, halklar barış icinde yaşamalı. Yılmaz Güney’in dediği gibi “Kan ve acı Kürtlerin kaderi değildir, bu kaderi reddediyoruz!”

Rênas Mîran (Yapımcı): Yaşananlara dikkat çekelim

Özellikle böylesi bir zamanda halkının arkasında durmak her Kürdün görevidir. Kuzey Kürdistan’daki insan hakları ihlallerine her daim dikkat çekmişimdir. DAİŞ çeteleri Türklerin yardımıyla Kürt cezaevlerinden serbest bırakıldığı anda direkt Hamburg, Frankfurt, Paris, Barcelona, New York, Roma ve Washington gibi beklenmedik yerde olup saldırı düzenleyebilir.

Rojava’da yaşananlara dikkat çekmeliyiz. Sokaklarda ve sosyal medyada duyarlılık göstermeliyiz. Bir film ve müzik yapımcısı olarak geçmişte olduğu gibi halkımın gördüğü zulüm ve katliama dikkat çekmek için projeler geliştirmeye devam edeceğim.

 

KÜLTÜR SERVİSİ

 
 

Çocuklar ölürken barış olmaz

Batman’da faaliyet yürüten Bahar Kültür Merkezi bünyesindeki Dengbej Evi sözcüsü Hozan Hadi, “Akan kana herkesin ‘dur’ demesi gerekiyor. Bu yaşananları kabul etmiyoruz. Bu saldırıların önüne geçmek için ulusal birlik sağlanmalı” dedi.

Saldırıların DAİŞ’i diriltme tehlikesi barındırdığını ifade eden Dengbej Ezizê Koçer de, Kürt halkına birlik olma çağrısında bulundu. Vicdan sahibi hiç kimsenin savaş istemeyeceğini dile getiren Koçer, “Kim insanların ölmesini ister? Kim insanların tankların altında ezilmesini ister. ‘Barış Pınarı Harekatı’ demekle barış olmaz. Çocuklar ölürken barış nasıl olur?” diye sordu.

Süren savaşta çocuk ve kadınların öldüğünü ifade eden Ehmedi Xî ise, “Kim kendisine sanatçı ve dengbêj diyorsa insanların öldürülmesine karşı çıkması gerekiyor” diyerek tüm sanatçıları savaşa karşı ses çıkarmaya davet etti.