9 Ekim’de sömürgeci Türk devleti Rojava’ya yönelik bir işgal saldırısını başlattı. İşgal saldırısı tüm yoğunluğuyla Kuzey Doğu Suriye üzerinde devam ediyor. İşgalin kirli ittifakları da peyder pey açığa çıkıyor. Bölgesel ve küresel düzeydeki güçlerin Türk işgal saldırısına desteği insanlık nazarında utanç verici bir durumdur.
İşgal saldırısına destek sunanların içinde Kuzey Doğu Suriye’deki direniş sayesinde güç kazananlar, hatta buradaki direniş sayesinde ayakta kalanlarda bulunuyor. Tarih bu ikiyüzlülüğü affetmeyecektir.
Rojava’nın insanlık nazarındaki büyük saygınlığı ve bu saygınlığın getirdiği sahipleme sayesinde üzerinde örülen kirli ittifakları hem deşifre ediyor hem de yenilgiye uğratabiliyor.
Rojava insanlığa çok şey verdi, Rojava halklara çok şey verdi; karanlığa karşı, faşizme karşı, halklar üzerinde geliştirilen soykırıma karşı çok büyük direndi.
Rojava DAİŞ’e karşı el-Kaide ve benzeri soykırımcı yapılarla mücadelede büyük bedeller ödedi.
Şimdi Rojava son 7 yıldaki saldırıların toplamını aşan bir saldırı ile karşı karşıya, işgale ve bir soykırıma maruz kalıyor. AKP-MHP faşizmi Rojava’yı Kürtsüzleştirme Kuzey Doğu Suriye’yi işgal etme niyetini çok açık biçimde dile getirip uygulamaya koymuş durumda.
Türkiye’nin sınır güvenliği söylemi bir maskedir. “Türkiye’nin meşru güvenlik kaygıları var sınırda saldırı var. Güvenlik kaygıları meşrudur” argümanı bir iki yüzlülüktür. Rojava üzerindeki işgali soykırımını kamuoyuna kabul ettirme yaklaşımıdır. Rojava üzerinde Tayyip Erdoğan faşizmiyle içine girdikleri kirli çıkar ilişkileri üzerine çekilen bir örtüdür.
İşgale karşı uluslararası alanda yükselen tepkiler ve direniş kirli ittifakın maskesini düşürmüş ve işgali tecrite almıştır. Bu önemli bir gelişme ve işgale karşı mücadelede önemli bir adım ama yeterli değil.
İşgale, faşizme ve soykırıma karşı olan herkes yönünü ve yüreğini Rojava’ya çevirmeli, Rojava ile yoldaş, dost, müttefik olmayla işgal boşa çıkarılabilinir. Kazanmak için sınırlandırma olmamalı kendimizi sınırlandırmamalıyız, duygularımızı, aklımızı, imkanlarımızı sınırlandırmamalıyız. İşgali yenmek kötülüğü yenmektir, bu başarılabilinir.
Kobanê’de bu başarıldı. Tayyip Erdoğan o günde bu yana bunun intikamı alınıyor. Kobanê’nin zaferini kendisi için bir yenilgi olarak gördü. DAİŞ’in Rakka ve Dêra Zor’daki yenilgisini hiçbir zaman kabullenmedi. Neo Osmanlıcılık projesi QSD’nin buralarda kazandığı zaferlerle çöktü. Suriye halkları ve insanlık bu sömürgeci ve işgalci planlarının çökmesinde büyük bir moral aldı. Güç ve güven kazandı.
Bu seferki zaferin tadı çok yüksek olacak. Demokrasiden, insanlık değerlerinden, özgürlüklerden yana olan her kesin ortak bayramı olacaktır.
Kaybetmede ise sırf Kürtlerin yenilgisi olmayacak başta bölge büyük bir kaosa sürüklenecek yeni yıkımlara ve sonu gelmez savaşlara ve yıkımlara yol açacaktır. Avrupa da ve başka alanlar da bundan yakasını kurtarmayacaktır. Bu aslında görülüyor, uluslararası alan da bu yönlü bir endişe hiç yoktur diyemeyiz Türk faşizmi gerçeklerde koptuğu için ve ya yeni yıkımlar ve kaos dalgalarını geliştirmede zevk aldıkları içi kendileri için bir sorun görmüyorlar.
Türk işgalin Rojava işgalının yolacağı yıkımları sezmek, görmek ve karşısında mücadele içinde olmak son derece önemlidir ortam hayli elverişlidir. Uluslararası alanda kimse işgale destek çıkmıyor, işgalciler tecrit olmuş durumda bu işgal karşı mücadelede hayli değerli bir imkandır. İşgalcinin tecrit edilmesini yenilgi noktasına taşımak ana hedef olmalıdır.