
Türk saldırılarına karşı destansı bir direniş sergileyen Cizre halkının verdiği şehitlerden biri de Rüzgâr Yıldızgörer’di. Cizre’nin öz evladı Rüzgâr’ın kısa hayatı da Kürdistan’ın uzun tarihi gibiydi.
Yıldızgörer, 1990 yılında Cudi Dağı eteklerindeki Hebler köyünde dünyaya gelir. Daha 2 yaşındayken köylerinin Türk devlet güçleri tarafından yakılması üzerine ailesi ile birlikte göç yollarına düşer. Geldikleri Cizre kent merkezinin Cudi Mahallesi’ne yerleşen Yıldızgörer Ailesi, burada da Türk devletinin koruculuk dayatmasına maruz kalır. Bu dayatmalar nedeniyle aile bir yıldan biraz uzun bir süre sonra yaşadıkları mahalleden bu kez Nur Mahallesi’ne taşınır.
Birkaç yıl bu mahallede yaşayan aile yeniden Cudi Mahallesi’ne yerleşir; Yıldızgörer de burada okula başlar. Liseyi tamamladıktan çalışma hayatına atılın Yıldızgörer, eğitimine dışarıdan devam eder. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık bölümü bitirdikten sonra kendine bir işyeri açan Yıldızgörer, ailesine bakmanın yanı sıra kendisini yetiştirmekten de geri durmaz.
Haksızlığa karşı adaleti savundu
Kitap okumayı hayatının bir parçası haline getirmeyi başaran Yıldızgörer, evde, işyerinde sürekli elinde kitapla gezen bir kişilik olarak tanındı. Kardeşleri ile yoldaşlık ilişkisi olan Yıldızgörer, özgür yaşama, demokrasiye ve kadın özgürlüğüne olan inancını okuduğu kitaplarla da gösterirdi. Kürt özgürlük mücadelesinin ortaya koyduğu yaşam felsefesini ilke edindi. Yaşamını da bu çerçevede kuran Yıldızgörer, elindeki bir lirasını dahi paylaşan, haksızlığa karşı adaleti savunan biri olarak bilinirdi.
Direnişten hiç kopmadı
Yıldızgörer, 2012 yılında Türkiye ve Kürdistan zindanlarında başlatılan açlık grevlerine destek oldu. Cizre’de açılan Çözüm Çadırı’nda günlerce nöbet tutan Yıldızgörer, polisin saldırısına karşı kararlı direnişi ile onlarca insanı saldırının ortasında kurtarmış, ancak kendisi yaralanmıştı. Yaralı olmasına rağmen devletin hastanesine gitmeyi reddetmiş, aylarca yarasıyla birlikte direnişe devam etmişti.
Yaralı olduğu dönemde başında bekleyenlere bile kitap okuma şartı getirmişti. Yıldızgörer, arkadaşlarını da roman kahramanlarına benzeterek, kitap okumaya yönlendirirdi.
Tereddütsüz barikatların arkasında
Türk devletinin saldırılarının başlamasının ardından direnişçi kişiliği ile barikatların arkasındaki yerini alan Yıldızgörer, odasındaki tüm kitaplarını da başında beklediği barikata yakın bir yere taşıdı. Barikat başında tok sesiyle okuduğu Ahmet Telli, Yılmaz Odabaşı ve Ahmed Arif şiirleri ile Cizre halkının gönlünde taht kurmuştu.
‘Halkımız sizi çok seviyoruz’
Anlatılanlara göre Yıldızgörer, devlet güçlerinin ‘teslim olun’ çağrılarına da yine “asıl siz teslim olun” yanıtı vererek direnmişti. Sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşımında ise “Halkımız sizleri çok seviyoruz” diye yazmıştı. Cizre direnişinin 30. gününde başında beklediği barikattan yoğun top atışları altında yaralılara yardım etmeye giderken Dağkapı Mahallesi’nde katledilen Yıldızgörer, binlerin omuzlarında Şırnak’ta son yolculuğuna uğurlandı.
Geç kaldığını düşünüyordu
Türk güçlerinin saldırıları sırasında harabeye dönen evlerinde kardeşini anlatan ablası Evin Yıldızgörer, kardeşinin Kobanê ve Şengal direnişine katılmadığı için sürekli rahatsızlık duyduğunu dile getirdi. Abla Yıldızgörer, kardeşinin kendilerine direnişi seçme nedenini “İnsanın evi, bahçesi, sokağı, mahallesi ve şehri de insanın namusudur. Birileri gelip onu işgal etmeye çalışıyorsa ve bu namusa tecavüz ediyorsa bunlara karşı savaşmak lazım” sözleriyle açıkladığını aktardı.
DİHA/ŞIRNAK