Akşam gazetesinden Serdar Akinan’ın dünkü yazısıyla başlayacağım. AKP rejiminin “dindarlık da bende” naralı gülünçlüğünü yazan Akinan bir Türktür. Okuyalım:
“Egemen bir devleti (Suriye) yıkmak için, isyancılara her türlü yardımı alenen yapacaksın. Silah vereceksin, kamp vereceksin, para vereceksin ve üstüne üstlük bunu alenen yapacaksın. Binlerce sivil biraz da bu yardımlarından ötürü ölecek.
O devletin jeo stratejik pozisyonu, küresel sistemin dengeleri açısından hayati önemde olacak. Altüst ettiğin o dengeler, kurulu sistemin ayarını bozduğundan, etnik meseleler, otonom yapılar ortaya çıkmaya başlayacak. Bu yapının tarihsel, kültürel, ekonomik, etnik ve sosyolojik arka planından bihaber olacaksın.
Bölgenin en iyi donanmış ve büyük ordusu elinde olmasına rağmen, kendi sınırların içinde bir coğrafyada 14 gün savaşacak ama kontrolü ele geçiremeyeceksin.
Aynı anda karakolların basılacak ve şehitler vereceksin.(Suriye’deki) 3 milyon Kürt’ün statü talebine kulak tıkayacaksın.
Sonra kalkıp sustalı maymuna çevirdiğin medyanın olan biteni yazamamasından, tartışamamasından aldığın güçle, ‘Terör er ya da geç kaybetmeye mahkumdur’ diyeceksin.
Oldu. Allah muvaffak etsin...”
Akşam gazetesi, ötekiler gibi sistemin gazetesi ve Kürtlere sempatisi de yok.
Fakat doğrular farklı, gerçek tektir. Serdar Akinan, AKP gerçeğinin “pür hali melali”ni, utanılası hallerini özetliyor.
Kürtlerin zürriyetini kurutma güdüsüyle çağın en pahalı elektronik silahlarıyla ile donatılmış Türk ordusu, sıkıştığı kışlalarda, neredeyse namludan dolma, eski, püskü tüfeklerle savaşan bir avuç gerillanın kuşatması altında. Şemdinli ve Çukurca’da seyrettiğimiz manzara pek çoğunun enkaza dönüştüğünü gösteriyor.
Ordu yerinden doğrulayamıyor, ama gerillanın tüfek menzili dışında kalan uçak ve helikopterler, 1991’de başlayan ayıp ve kirliliğin tekrarıyla, dağları, tarlaları, bağ ile bahçeleri bombalıyor, sürüleri yok ediyor, köylüler, “beyaz bulut” denilen zehirli gazlarla korkutulup, köylerinden koparılıyorlar.
Bu da yetmiyor, biat etmeyen generalleri “Ergenekoncu” (ırkçı Kemalist) suçlamasıyla tuttuklattıktan sonra, hızla çark edip, şak-tak selama duran yeminli arkadaşlarından yeni bir ordu kurdular. Maya ve malzeme aynı, ama yeniler Recepçi, şimdilik.
12 Eylül darbesinden sonra, MHP’li Agah Oktay Güner de, generallere bakıp, iç geçirerek “bizler hapiste, ama fikirlerimiz iktidarda” demişti. Şimdi, AKP’ye selama durmayan Ergenekoncular hapiste, ama özel savaş personeli çocukları, iktidarının komuta konseyini oluşturuyor.
Kara ordusunun komutanı general Hayri Kıvrıkoğlu, iktidarın hiddetli, şiddetli şahinidir şimdi. Bir zamanlar İstanbul’da karşı hamleyedi. Öteki komutanlar tek tek kafadarı...
Batı Kürdistan cephesi ve ikinci ordu komutanı da, en az kendisi kadar şiddet çağrıştıran General Galip Mendi’dir, mesela. Mendi, “alanında uzmanlaşmış bir derin adam”dır. Kıbrıs, ustalaşma alanıydı, onun. Katliamdan aranırken, devletin kadrolu tetikçiliğine yükselen Abdullah Çatlı ile orada yolları kesiştı ve adları yan yana, gazeteci Kutlu Adalı cinayetiyle anıldı.
Efsane bu ya, Dede Korkut’a mal edilen masallara eski Türklerde kan dökmeyeni adamdan saymazlardı. AKP, eski Türk masallarından fırlamış gibi. Mendi, ordu komutanı.
12 Eylül darbecileri, işkenceci polisleri vali yapıyorlardı. Bunlar, Kürtlerle savaş eri olarak, tecavüz sanıklarını terfi ettiriyorlar. Önde koş, yakala Mendi...
Oktay Ekşi, “bunlar çıkarları için analarını bile satarlar” cümlesi yüzünden yazarlık hayatını noktalamış, ama tesbitinin doğru olup, olmadığı gözler önündedir.
AKP, bir bitli yorgandır. Mikrop saçıp, “ben temizim” naraları patlatma hünerleri rengarenktir. Özüyle yarışta MHP’yi geride bırakan ırkçı, Recep Tayyip sözüyle cami gezgini AKP tipi dinin kaşifidir. “Mubarek Ramazan” sözünü ağzında eksik etmeyen dinci, dünyanın neresinde bir Kürt varsa ona savaş ilan etmiş kendinden geçmişliğin öteki dans figüründe onlar “Kürt kardeşlerim”dir.
Oysa kulaktan duymaların ezberiyle, dindar olunmuyor, dindarlık vicdanla başlıyor, bilgiyle güçleniyordu. Bunlarda ikisi de yok. Her şey gösterinin kandırmacası.
Ben yanılıyorsam eğer AKP varoşlarında, vicdanın “v”sinin gölgesini gören oldu mu bugüne kadar? Varsa, Ramazan günü otu, böceği, yuvadaki kuşuyla dağları, orada nefeslenen ruhları söndürüp, can alma hangi dinde yazılı? Ajanslar dün, 6 Kürt köyü daha boşaltıldığını haberini veriyordu. “Ramazanın muhaberek” olduğuna inanan biri, (AKP Müslümanı da) binlerce masum insanı, orta yerde çırılçıplak bırakır mı?
Numarasına bakın Recep’in; Myanmar denilen Burma’da, Müslüman ölmüş. Recep “stratejik derinlikli” Bakanını imdada gönderiyor, karısı, kızı yolda. Ama dindarlığına rahmet okumadığım adam, içeride ırkçı kinle Kürdistan’a taarruzlar düzenliyor, hızını alamayıp Suriye tarafında kalanlara karşı tankları mevzileyip, başına General Mendi’yi otutuyor. Hadi bakalım, gelin ve AKP dininden alın!..
Her neyse, gerilla savaşı yeni bir aşamada. Türk ordusu kışlalarda tutunmak için direniyor. Dinci Türkiye gazetesinin muhabirleri, Çukurca savaş alanını anlatırken, direncin de kırıldığını haber veriyor, “içeriye kadar girmişlerdi” diyorlardı.
Kürdistan’da işgalin dayanakları kırılıyor. Savaşın geldiği aşama bu...