Kendilerini emir, halife, alim ve ulema ilan ederek cennetten tapu dağıtıyorlar. Korku ve zulümle masum halkın kendilerine biat etmesini istiyorlar. Bu çete pisliği Kürdistan’a, Kürt halkına sataşarak kendisini var etmeye çalışıyor. Bu çeteler sanıyor ki Kürtler, çetelerin girdiği yerden çıkıp gidecekler. Sanıyorlar ki Kürtler çetelerden korkacak…
2 yıldır Rojava’da Kobanê, Serêkanîye, Efrîn ve Cîzrê bölgesinde çeteler defalarca saldırı düzenlediler. Vahşet ve katliam korkusu yaydılar. Ama istediklerini alamadılar. Kürt gençleri, kadınlar, yaşlılar eline silah alarak direndi. Çeteler Kürdistan toprağına giremedi. Ellerinde ağır silahlar, tanklar, toplar vardı. Vahşetin her türünü denediler. Hilenin, yalanın her çeşidini deneyen çeteler Rojava’da kırıldı.
Bu kırılmayı örtmek için Irak çöllerinden kendilerine alan açtılar. Kriz ve kaos içindeki Irak’ta yer edinerek, uluslararası gizli servislerin desteği ile silah alarak kendilerini güçlü göstermek istediler. Sonra Güney Kürdistan’da Êzîdî, Şebek, Kakai Kürtlere saldırdılar. KDP güçlerinin siyasi körlüğü, öngörüsüz ve ulusal birliğe mesafeli politikaları bu çete saldırılarının artmasına neden oldu. Özellikle Şengal’deki KDP’nin gafletlik durumu Kürtleri yaralayan büyük bir drama sebep oldu.
Ama çeteler Ortadoğu’da yanlış adrese gelmişlerdi. Kürdistan çetelerin tahmin ettiği bir ülke değil, Kürtler de boyunlarını uzatacak kurbanlık koyun değildi… Kürdistan gerillası, Rojava’nın direnişi örgütleyen ve savaşan YPG ve YPJ güçleri vardı. Şengal başta olmak üzere, Maxmûr, Kerkuk, Celavla, Laleş ve daha bir çok yerde gerillalar öncülüğünde direniş başlatıldı. Gerillanın öncülüğü, gaflet içinde olan Kürdistani güçleri de kendisine getirdi. YPG’nin çetelere karşı direnişteki tecrübesi, gerillanın öz savunma, kesintisiz direnişi ve başarı çizgisi Kürdistan’da yeni bir 15 Ağustos Atılım ruhunu geliştirdi.
Çeteler Maxmûr’dan çıkartıldı. Yüz binlerce Êzîdî katliamdan kurtarıldı. Diğer bölgelerde gerilla güvenlikli alanlar açtı. Kerkuk ve çevresinde ise direniş hattı oluşturuldu. Tabii ki diğer Kürdistani güçler de var. KDP ve YNK peşmergeleri de aynı safta direniyor. Ama Şengal’den sonra direnişe öncülük edenin gerilla olduğunu belirtmek ve hakkını teslim etmek durumundayız…
Şimdi hal durum böyle iken Kürdistan medyası içinde KDP’ye yakın bazı kuruluşlar var. Rudaw Tv ve Basnews örnekleri var. Basnews’in başındaki aklı evvel adam çıkıp diyor ki “KDP güçlerinin Şegal’den çekilmesi normaldir. Çünkü bağımsız devlet kuracak!” İnsanın 'hay senin bağımsızlık' anlayışına diyesi geliyor. Ahmaklık, insan dışılık, Kürt ve Kürdistan karşıtlığı ancak böyle ifade edilir.
Öte yandan Rudaw’ın yaptıkları var. Kürdistan gerillasına mikrofonunun, objektiflerini kapatan bu Rudaw Tv gidip IŞİD çetelerine el sallıyor, onları sempatik göstermeye çalışıyor. İnsan anlamakta zorlanmıyor. Çünkü Rudaw Tv’nin önceki yayınlarına gidin bakın, Rojava’da çeteleri nasıl övdüğünü göreceksiniz. Hatta çeteler Musul’a girip Şebek Kürtlerini, Êzîdîleri katliamdan geçirmeye hazırlanırken Rudaw Tv, IŞİD çetelerinin sözcülerini yayına bağlıyor ve onları konuşturuyordu. Neye hizmet ettiğini bilmeyen cahillerin Kürdistan algısı da; insan algısı da ancak bu kadar olur…
Sistem medyasından etkilenerek, insani yardımı şov habere dönüştüren, Kürdistan’daki direniş için bedel ödeyen gerillayı, HPG’yi görmezden gelenlerin çetelere bu aşkının açıklaması ne olabilir ki!...
Sonuç olarak başlıkta Deniz Fırat’ın ismi vardı. Maxmûr’daki direnişi dünyaya duyuran. “Siz gidin ben kameramla çetelerle savaşırım” diyen Deniz Fırat… Kürdistani, insan, kadın ve halkının gazetecisi… İşgale karşı özgürlüğün ve direnişin gazetecisi… Zaten Kürdistan dağları, kentleri ve halkı Deniz’i bu nedenle bağrına basmıştı… Rudaw mı! Ne olacağı belli olmayan bir zihniyetin köle zinciri…
IŞİD çeteleri, Rudaw Tv ve Deniz Fırat
IŞİD çeteleri kendi eceline susamışlar gibiler… Sağa sola girip çıktıkları gibi Kürdistan’a da girebileceklerini sanıyorlar. Eli silahsız sivil halkı rastgele kurşunlayarak, bombalayarak kendilerini güç yapıyorlardı. Öylesine ahlaksız yapıları var ki IŞİD çetelerinin, öylesine karanlık ve ucube yaşam tarzları var ki, üzerlerine vahşet elbiseleri giyerek hayatta kalmaya çalışıyorlar.